1. a) şiir :
    - konular; aile sevgisi, gençliğe güven ve aşk gibi daha bireyseldir.
    - sone ve terzarima gibi batı edebiyatından nazım turleri alınmıştır.
    - biçimce kafiyeden çok kulağa göre kafiyeyi tercih etmişlerdir.
    - dil çok ağırdır.
    - nazım nesire yaklaşmıshtır. yazar bir dizedeki duyguyu diğe dizelerde devam ettirmektedir.
    - parnasizm etkisi altındadır.
    b) nesir :
    - fransızlardan etkilenmishlerdir. dili her kavramı anlatmakta kullanışlı bir hale getirmişlerdir.
    - realizm ve naturalizm etkisi altındadırlar.
    - roman ve hikaye yönünde en kusursuz eserler bu dönemde verilmiştir. örn : halit ziya uşaklıgil – mai ve siyah
    - roman ve hikayelerde olaylar istanbul ve çevresinde geçer.
    - yazarlar kimliklerini gizlerler.
  2. "yeni edebiyat" anlamında osmanlıda bir akım.
  3. hikmet kıvılcımlı'nın edebiyatı cedide'nin otopsisi kitabında (1935) incelediği akım.
    şöyle der doktor: "cedideciler, kendi çağlarında, mensup oldukları sınıf ve zümrelerin içinden gelme en orijinal, en 'aslına uygun' örneklerinden başka bir şey değildirler. eğer bir hastalıkları, kusurları varsa, bunu sırf kişiliklerinde değil, edebi kişiliklerini gerektiren sosyal köklerinde, ortamlarında, çevrelerinde aramak ve bulmak gerekir ve elden gelir."

    kıvılcımlı'nın incelemesinin eleştiri ise ahmet oktay'dan gelir, toplumcu gerçekçiliğin kaynakları kitabında.
  4. tanzimat'tan sonra her alanda görülen yenileşme çabasının edebiyat alanına yansıması sonucunda oluşan bir akımdır. tanzimat edebiyatı diye adlandırılan dönemde öykü, roman, oyun gibi daha önce örnekleri bulunmayan türlerde yapıtlar verilmeye başlanmıştı. edebiyat ı cedide akımının egemen olduğu 19. yüzyıl sonlarında, özellikle şiirde ve romanda yeni ürünler ortaya çıkmıştır.

    bu akımı başlatanlar 1895-1901 yılları arasında servet i fünun dergisini çıkardılar, düşüncelerini ve özellikle yeni şiir örneklerini bu dergide yayımladılar. bu nedenle edebiyat ı cedide topluluğunun oluşturduğu edebiyata sonrada servet i fünun edebiyatı adı verilmiştir.

    bu akımın içinde ürün vermiş şair ve yazarlar :

    halid ziya uşaklıgil
    süleyman nesip
    tevfik fikret
    hüseyin suat
    ali ekrem bolayır
    cenap şahabettin
    süleyman nazif
    safveti ziya
    mehmet rauf
    ahmet şuayb
    faik ali ozansoy
    hüseyin siret özsever
    celal sahir
  5. edebiyat-ı cedide, ii.abdülhamit* devrinde, servet-i fünun dergisi çevresinde toplanan sanatçıların batı edebiyatı yolunda meydana getirdikleri bir edebiyat hareketidir.

    bu edebiyat, 1896'dan 1901'e kadar sürmüştür. recaizade mahmut ekrem, 1895 sonunda, malumat adlı bir dergide yazan muallim naci ile kafiyenin göz için mi, kulak için mi olduğu tartışmasına girişmiş ve bu gazeteye karşı cevaplarının bir kısmını ser­vet-i fünun dergisinde yayınlamıştır. servet-i fünun, ekrem'in mekteb-i mülkiye'den öğrencisi olan ahmet ihsan tokgöz tarafından 1891 yılından beri çıkarılmakta idi. ekrem, bunu bir edebiyat dergisi haline getirmek için ahmet ihsan'la anlaşmış ve kendisinin mekteb-i sultani*'den öğrencisi olan tevfik fikret'i derginin yazı işleri müdürlüğüne getirmiştir. o sırada mektep ve başka dergilerde yazan ve ekrem tarafını tutan başka gençlerin de 1896'da bu dergi çevresinde toplanmasıyla edebiyat-ı cedide topluluğu meydana gelmiştir.

    topluluğun başlıca isimleri:

    *şairler: tevfik fikret, cenap şahabettin, hüseyin suat, süleyman nesip, süleyman nazif, faik ali ozansoy, celal sahir erozan.
    *yazarlar: halid ziya uşaklıgil, mehmet rauf, hüseyin cahit yalçın, safve­t ziya.

    topluluğun genel özellikleri:

    *edebiyat-i cedide sanatçıları batı uygarlığına, özellikle fransa'ya hayranlık göstermişler,ülkenin avrupalaşma yoluyla yükseleceğine inanmışlar, orada sanat, bilim, ne buldularsa ülkelerine aktarmaya çalışmışlar; laik bir zihniyeti benimsemişler ve daima dindışı şiirler yazmışlardır.
    *devlet ve siyaset konularına dokunmak, vatan, hürriyet, istiklal, inkılap, vb. gibi sözcük ve kavramları kullanmak yasak olduğu için, açıkça toplumsal yazılar yazmak olanağı bulunamamış, ancak aşk, merhamet, vb. gibi temalar üzerinde dolaşılmıştır.`:edebiyat-ı cedide sanatçıları bu yüzden, daha sonraki devirlerde, memleketi yansıtmamak ve ulusal olmamakla suçlandırılmışlardır`
    *çağdaş fransız edebiyatı örnek tutulmuş, hikaye ve romanda realizm ve naturalizm, şiirde parnasizm ve sembolizm akımlarının etkisi altında kalınmış; parnasyenlerin etkisiyle, "sanat sanat içindir" görüşü benimsenmiştir.
    *tanzimat sanatçılarının tersine olarak, halka seslenmek düşünülmemiş, havasa mahsus bir edebiyat meydana getirilmiştir; kendilerinin de söylediği gibi; "servet-i fünun edebiyatı umuma avama mahsus değildir."
    *bu düşünüşün bir sonucu olarak, dil konusunda da tanzimat sanatçılarından daha geri bir anlayışla, konuşma dilinden büsbütün uzaklaşılmış yazı dilinde o zamana kadar kullanılanlardan başka, arapça ve farsça sözcükleri karıştırarak türkçe'de kullanılmayan birtakım yeni sözcükler (nahcir*, şegaf*, tiraje*, vb.) bulunup çıkarılmış; batı ede­biyatından alınan yeni kavramlar fars dilinin kurallarıyla kurulmuş birtakım yeni isim ve sıfat tamlamaları (saat-ı semen-fam*, lerziş-i barid*, vb.) ve yeni bileşik sıfatlar (tehi-baht*, şikeste-reng*, vb.) ile karşılanmış; aynen fransızca'da görü­len birtakım yeni deyim ve söyleyişler de (el sıkmak, dest-i izdivacını talep etmek, vb.) türkçe'ye aktarılmış, nesirde fransızca'nın sözdizimi türk diline uydurulmaya çalışılmıştır.
    *benzetmelerle yüklü olan süslü bir dille yazmak, yerli yersiz ah!, oh! gibi ünlemlere fazla yer vermek, ve bağlacını sık sık kullanmak, bir düşünceyi kuvvet­lendirmek veya ondan dönmek maksadıyla söz arasına evet evet!, hayır hayır! gibi sözcükler sıkıştırmak, ikide bir güzelim!, meleğim! gibi hitaplarda bulunmak edebiyat-ı cedide üslubunun başlıca zayıf, yapmacıklı yanıdır.
    *hikaye ve roman türünde teknik kuvvetlenmiş; fransız realist ve natüralist yazarlarının eserleri örnek tutulmuş; bunun sonucu olarak, hep hayatta görülen ya da görülmesi olanağı bulunan olay ve kişiler anlatılmıştır; olaylar genellikle istanbul'da geçirilmiştir.
  6. başlarda yeni edebiyat-ı cedide diye dalga geçilen servet-i fünuncuların, sonraları sahiplendiği isim.
  7. bu akımda eser veren yazarların romanlarında öyle uzun cümleler kullanılır ki, cümlenin sonuna geldiğinizde başını çoktan unutmuş olursunuz. neredeyse bir sayfa uzunluğunda cümleler var.

edebiyat-ı cedide hakkında bilgi verin