şükela:  tümü | bugün
  • öyle kolay bi durum değil, çetrefil;
    florence dupont, bildiğimiz eski yunan metinlerinin edebiyattan sayılmayacağını kanıtlamak için üçyüzküsur sayfa yazmış *, yarısına gelince insan ikna oluyo, bitirince hiçbi metnin edebi değer taşımayabileceği paranoyasına kapılıyo *
  • aslında sanatla bilimin birbirinden net biçimde ayrılabileceğine ama aynı zamanda birbiriyle aynı olmayan iç içe olguların birarada olabilirliğini kanıtlayan bilim dalı. kısacası edebiyatçı sanatçıdır, edebiyat tarihçisi değildir, zira o bilim insanıdır.
  • edebi eserleri ve yazarlari, donemleri ile birlikte inceleyen bilim dalina edebiyat tarihi denir. edebiyat tarihcisi, sanat eserlerinin kiymetini, etkilerini, dil ve du$unce bakimindan degerini tarih icinde inceler; du$unce, dil, kultur bakimindan degi$me ve geli$meleri edebiyat eserlerini $ahit gostererek anlatir.

    edebiyat tarihi - tarih ili$kisi;
    bildigimiz gibi tarih, insanligin gecmi$ini, kulturel, ekonomik ve sanat alanindaki geli$me ve degi$meleri, yer ve zaman gostererek inceleyen bilim dalidir; mumkun oldugu kadar belgelere dayanir.
    edebiyat tarihi de, ayni incelemeleri edebiyat eserlerini esas alarak yapar. ikisi arasinda inemli benzelikler vardir cunku ikisi de belgelere dayanir.
    ornegin orhun abideleri ve dede korkut hikayeleri, hem edebiyat tarihi hem de tarih bakiminda vazgecilmez belgelerdir. yunan $air homeros'un yazdigi ilyada ve odysseia veya fin destani kalevala yazildiklari doneme i$ik tutar; ayni zamanda edebiyat eseridir ve bu dillerde yazilmi$ guzel orneklerdir.
    seyahatnameler, tezkireler, hatiralar; edebiyat tarihinin temel malzemesidir.
    ote yandan edebiyat tarihcisi, tarafsizdir; belgelere dayanarak inceleme yapar ve neticeler cikarir.

    edebiyat tarihi - toplum bilimi ili$kisi
    hikaye, $iir, roman, destan, masal ve fikir eserleri; insani ve insan du$uncesini anlatir. edebiyat tarihi, bir bakima insanligin du$unce, kultur ve sanat tarihidir. edebiyat tarihi, sanatcilari ve onlarin urunlerini tarih icindeki onemlerine gore anlatir. bu yonuyle toplum bilimine kaynaklik eder.

    edebiyat tarihihalk bilimi ili$kisi
    halk bilimi, toplumlarin gelenek ve goreneklerini inanclarini, du$uncelerini, efsanelerini, masallarini, muzigini ve diger edebi urunlerini inceler.inceledigi malzemeler bakimindan edebiyat tarihi ile ortak yonleri vardir. halkin inanclari, du$unceleri, zevkleri, acisi, uzuntusu, hayat felsefesi edebiyat eserlerine yansir. atasozleri, deyimleri, destanlar, fikralar ve masallar, onu kullanan milletlerin du$unce, kultur ve sanat dunyalarini ortaya koyar.
  • edebiyat tarihi, bugünkü modern tanımı ile : “bir milletin yüzyıllar boyunca meydana getirdiği edebi eserleri, o milletin düşünsel, duygusal, sosyal ve kültürel anlamlarda geçirdiği evreleri de göz önünde bulundurarak okuyucuya tanıtmak.” tır. bu açıdan bakıldığında edebiyat tarihi, uygarlık tarihinin de önemli bir koludur denilebilir.

    türk edebiyatında ,tezkireler dışarıda kalmak kaydıyla, edebiyat tarihçiliğinin tarihi gelişimi kısaca şöyle:

    eebiyatımızda ilk kez 1870 yılından sonra, bugün anladığımız anlamda bir edebiyat tarihi niteliğinde olmasa da, şuara tezkirelerinden hayli farklı edebiyat tarihleri yazılır.

    ziya paşa’nın 1874’ te yayımladığı “harabat”, üç ciltlik bir şiir antolojisidir. manzum bir eser olan harabat’ın dili oldukça ağırdır. ziya paşa, antolojisine aldığı şairleri tarih sırasına göre verirken onların şairlikleri hakkında da yorum yapmıştır.

    nesir sanatçılarının tanıtıldığı ilk eser ise ebuzziya tevfik’in 1879’ da yayımladığı “numune-i edebiyat-ı osmaniye” adlı eseridir. eserde tarihi sıra gözetilmiştir.

    recaizade mahmut ekrem’in “kudemadan birkaç şair” (1885) ve muallim naci’nin “osmanlı şairleri”(1886), türk edebiyatı tarihçilinin olgunlaşması açısından adı anılması gereken eserlerdir.
    ancak, bu olgunlaşma çalışmalarının belki de en önemli adımı abdulhalim memduh tarafından atılır. memduh, 1888’ de “tarih-i edebiyat-ı osmaniye” adlı edebiyat tarihi kitabını yayımlar. yazar kitabını üç bölüm halinde hazırlanmıştır. ilk bölüm “giriş” başlığını taşır. burada osmanlı sahası türkçesinden ve divan şiirine ait teknik bilgilerden yüzeysel bir şekilde bahseder. ikinci bölüm, 15. yüzyılda sinan paşa ile başlatılır ve 19. yüzyılda akif paşa’ya kadar sürdürür. üçüncü bölüm “devr-i teceddüt” başlığı ile akif paşa’dan başlar ve kitabı yazdığı yıla kadar getirir. abdulhalim memduh’un bu tasnif tarzı sonraki edebiyat tarihlerine örnek teşkil eder.

    1888’ den 1910’lu yılların başına kadar türk edebiyatı tarihi kitapları, ders kitabı niteliği gösterir.
    1912 yılı, edebiyat tarihçiliği anlayışına köklü değişiklerin ve çok daha modern bakış açılarının yansıdığı yıl olur. gustave lanson’un edebiyat tarihinin medeniyet tarihinin bir kolu olduğu görüşü türk edebiyatı tarihçileri tarafından da kabul görür. bu görüşü güçlü bir şekilde yansıtan ilk eser fuat köprülü ve şahabettin süleyman’ın 1913 yılı sonlarında birlikte hazırlayıp yayımlandıkları “yeni osmanlı tarih-i edebiyatı” dır. eser, lise öğrencileri için yine ders kitabı olmak üzere hazırlanır. kitap “mukaddeme”, “türkler”, “birinci bölüm” ve “ikinci bölüm” şeklinde bir sınıflama ile hazırlanmıştır. mukaddeme atmış üç sayfalık bir yeküne sahiptir. burada, edebiyat tarihçiliğinin yöntem bilgisi verilirken taine’ den, gautier’ den, grousset’ den, lanson’ dan faydalanarak derlenen bilgiler sunulur. türkler başlığında osmanlı’nın kuruluşuna kadarki türk dünyasından ve sanatından bahsedilir. birinci bölüm, aşık paşa’ dan başlar akif paşa’ da son bulur. ikinci bölüm akif paşa’dan 1913’e kadar getirilir.

    ancak, gerek içerik, gerek yöntem, gerekse bölümle bakımlarından asıl dönüm noktası fuat köprülü’nün 1920-21’de ilk yayımını yaptığı 1926’da ise düzeltip olgunlaştırarak yeniden yayımladığı ‘’türk edebiyatı tarihi’’ adlı eseridir. eser; ‘’islamiyetten evvel türk edebiyatı’’, ‘’islam medeniyeti tesiri altında türk edebiyatı’’ ve ‘’avrupa medeniyeti altında türk edebiyatı’’ olarak üç ana bölümden oluşur. köprülü’ nün burada kullandığı tasnif ve bir çok terim türk edebiyatı tarihçiliğinde genel kabul görür.
    1920’lerden sonra ise yöntem sorununu çözmüş olan edebiyat tarihçiliğinde yeni üslup arayışları ve anlayışları konuşulur. bu bakımdan en ilginç isim ismail habib sevük olur.
    ismail habib sevük’ün 1925’ te yayımladığı ‘’türk teceddüt tarihi’’ adlı eseri, öncelikli olarak üslubu bakımından dikkat çekicidir. yazar, ilmin ciddiyetini, soğuk bir tavırla sağlamaya karşıdır. kitabını da neşeli denilebilecek bir üslup ile yazmıştır. ‘’tanzimat edebiyatı’’, ‘’servet-i fünun edebiyatı’’, ve ‘’milli edebiyat cereyanı’’ olarak üç bölüme ayrılan eserin diğer eserlerden en önemli farkı, fransız edebiyatı ile eşzamanlı olarak bilgilerin sunulmasıdır.
    ismail habib sevük’ün üsluptaki bu tutumu, köprülü’nün ve "köprülügiller"in tenkit ettikleri bir yaklaşımdır. aslında köprülü ile sevük’ün bu farkları dünya görüşleri ile ilgilidir denilebilir. köprülü, katıksız bir türk hayranı ve savunucusu olarak tüm ciddiyeti ile kalem oynatan; sevük ise ele aldığı konu ne olursa olsun mizah ile karışan eleştiri niteliğinde bir kaleme sahip, biraz da sol eğimli biridir. türklüğün ve millet olabilme çabalarının ön plana çıktığı o yıllarda, sevük’ün bu yönde eleştirilmesi o yılların doğal bir sonucudur.

    1926’ da köprülü’ den 1956’ ya ahmet hamdi tanpınar’a kadar aralarında agâh sırrı levend’ in, mustafa nihat özön’ ün, nihat sami banarlı’nın da bulunduğu pek çok edebiyat araştırmacısı tarafından çok sayıda türk edebiyatı tarihi yazılmıştır. bunların büyük bir kısmında fuat köprülü’nün, ‘’türk edebiyatı tarihinde usul’’ makalesindeki yöntem ve dikkat telkinleri dikkate alınmıştır.
    ahmet hamdi tanpınar’ın ‘’19. asır türk edebiyatı tarihi’’ kitabı ise tüm bu eserlerden, pek çok yönden değişik bir görünüm arz eder. tanpınar, kitabında tek bir yöntemin kalemciliğini yapmaz. konuya, kişiye ve duruma göre nasıl bir yol izlemek gerekirse onu seçer. eserde, kendinin orijinal kişiliği ve duruşu tamamen hissedilir.

    denilebilir ki tanpınar'ın 19'uncu asır türk edebiyatı tarihi türk edebiyatı tarihi araştırmalarının yetkin son örneğidir. tabii ki bu ondan sonra edebiyat tarihçiliği öldü anlamına gelmez ama bu yazıya da bir son koymak gerekiyor ve bunu tanpınar'ın 19'uncu asır türk edebiyatı tarihi'yle yapmak sanırım uygundur.

    not: herhangi bir kaynaktan alıntı yapılmadan yazılmıştır.
  • türk dil kurumu, güncel türkçe sözlük’te edebiyat tarihi için şu tanımlamayı kullanır: “bütün edebî hareketleri ve dönemleri, yazarları, şairleri, dil ve üslup özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap, yazı tarihi”. bu, yanlış değilse de yetersiz bir tanımdır. zira edebiyat tarihinin işlevi yalnızca yazar ya da eser hakkında tanıtıcı bilgiler sunan incelemelerde bulunmak değildir; çünkü edebî eserler çoğu zaman yazıldıkları zaman dilimlerinin sınırlarını aşarak kendilerinden sonraki eserlerle de etkileşime geçerler. zaman içerisinde edebî anlayışlar/zevkler değişir; fakat bu değişim ya da gelişim süreci kendisinden önceki edebî anlayış/zevklerden tamamen bağımsız olamaz. dolayısıyla, edebiyat tarihi çalışmalarının işlevlerinden biri de bu değişim/gelişim sürecini açığa kavuşturmaktır. edebî eserlerin yazıldıkları zaman dilimlerinden ve içerisinde vücuda geldikleri toplumsal atmosferden izler taşıdığı gerçeğini göz önünde bulundurursak bu aynı zamanda toplumların da içerinden geçtikleri her türlü (sosyal, politik vb.) değişimleri de açığa kavuşturmak demektir.
  • şimdilik son okuduğum kitabı olan karılar koğuşu aynı anda hem solcu, hem anadolulu (ağırlıklı olarak malatyalı), hem edebiyat tarihi gibiydi ve değerinin bilincinde bir kemal tahir'i yansıtıyordu. dünyayı, dünya edebiyatını da izlediğini, bildiğini belli ediyordu. belki iddialı olacak, evrensel edebiyat yapma kurallarını, yöntemini öğrenmiş ve neyi bildiğini bilen bir kemal tahir. yaptığının düşünsel değeri bir yana edebiyat olduğunu bilen adam. (bkz: kemal tahir/@ibisile)