şükela:  tümü | bugün
  • kiz tavlamak uzere soylenen $eyler icin de kullanilan tabir. "-kizla cikmak istiyosan iyi edebiyat yapmak gerekir..." falan gibi inani$lar vardir ortaokul caginda...
  • (bkz: felsefe yapmak).
  • (bkz: geronimo)
  • edebiyata dahildir bu da canlar. hani ayrılık da sevdaya dahil gibi. edebiyattan nefret eden insanlar gördüm ki çok biliyorlardı ve "ben bilgiyim" demeyen bilgiye bilgi demiyorlardı. edebiyat yapmış olmamak için hiç konuşmuyorlardı, konuşamıyorlardı...
  • (bkz: retorik)
  • kendi kurduğu imgesel sistemde, bazen başkalarına herhangi bir anlam ifade etmeyen ya da "abartı" gelen cümle yapıları ve sözdizimleri ile konuşmak ve yazmak. (bkz: edebiyat) muhtelif sebepleri olabilir. kendi sözcüklerini sahiden umursamadan savuruyor ve bundan medet umuyorsa, genellikle daha çok insan tarafından "saçmalıyorsun" lafını işitecektir bu eylemi yapan kişi. (bkz: edebiyat yapmak) eğer, dil dünyası onun için dış dünyadan bile değerli ve önemli hale gelmişse; cümleleri için sahiden yaşam karşısında bir mücadele veriyorsa - ki edebiyatçıların genellikle öyle olduklarını ve bir kısmının sonunda, ozensiz duzenlenmis dünyadan haz etmedikleri andan itibaren dağlara, ovalara, bayırlara, karanlık evlere, uzağa çekildiklerini görebiliyoruz - o zaman, daha çok insan tarafından değerli adledilirler. yine de, zihinden uydurulmuş rakamlara vurduğumuzda "edebiyat yapanı doksan dokuz köyden sürerler" denilebilir. herhangi bir edebiyatçı için bunun hiç sakıncası yoktur.
  • edebiyat ile “edebiyat yapmak” birbirinden çok farklı şeyler. piyasada edebiyat yapan, afili laflar söylemek için can atan ama “yazı”sını okuduğumuzda bize ancak koca bir sıfır kazandıran insanlar var. birileri acilen bu adamlara okumadan yazılamayacağını anlatmalı.
    yazı, bize bir şeyler söylemeli. yazı bizi içine çekmeli, duy{g}ularımıza hitap etmeli. tamamen soyut kavramlardan, kelimelerden oluşmamalı.
    “gecenin belirsizliğinde kaybolan yalnızlığım bir anne gibi üstümü örterken…”
    işte bu tür “yazı”lar var. komik değil mi?
  • insanlar için çok önemli olduğunu anladığım şey.

    neden mi? konuşurken ne kadar edebiyat yaparsan, ne kadar uzun ve anlaşılması zor bir şekilde konuşursan, o kadar hak verirler sana. anlamazlar ne dediğini ama nasılsa şaşaalı cümleler kurabiliyorsun, bir bildiğin vardır elbet, değil mi?

    yok arkadaş, aklından geçeni açıkça söylemeyeceksin. hiç gerek yokken uzatacaksın cümleleri... ancak o zaman eleştiri almadan ayakta kalabilirsin. çok zeki olmana ve böyle cümleler kurabilecek kapasitede olmana da gerek yok, biri senin yerine düşünsün sonra da sen ezberle ve konuş...

    işte bu kadar.
  • ben hayatta hafız burhanettin gibi sesli okuyabilsem sanırım yazmaya girişmezdim. veteriner şeref bu kadar konuşkan olmasaydı büyük olasılıkla edebiyat yapmaz, okuyabilirdi.

    şimdilik son okuduğum kitabı olan karılar koğuşu aynı anda hem solcu, hem anadolulu (ağırlıklı olarak malatyalı), hem edebiyat tarihi gibiydi ve değerinin bilincinde bir kemal tahir'i yansıtıyordu. dünyayı, dünya edebiyatını da izlediğini, bildiğini belli ediyordu. belki iddialı olacak, evrensel edebiyat yapma kurallarını, yöntemini öğrenmiş ve neyi bildiğini bilen bir kemal tahir. yaptığının düşünsel değeri bir yana edebiyat olduğunu bilen adam. (bkz: kemal tahir/@ibisile)

    (bkz: felsefe yapmak)
    (bkz: hesap yapmak)
    (bkz: gider yapmak), atar yapmak