şükela:  tümü | bugün
  • son zamanlarda edebiyatın melankoliye, salt hüzüne ve arabeske indirgenmiş olması durumudur.

    edebiyat yapmak deyimi kulağımıza sadece karamsar içerikler üretmekmiş gibi geliyor bu nedenle. bu duruma özellikle de sözlükçülerin blogları başlığında denk geliyorum. girdiğim her on blog sitesinden en az sekiz tanesi kendi yaşadığı acıların derinliğinden, aşklarının verdiği acının dayanılmaz oluşundan ve varoluşsal sancılar çekmekten bahsediyor.

    tam da bu kısımda şunu söylemem gerek ben edebiyatçı değilim, o nedenle edebiyatın ne demek olduğunu size anlatamam ama ne demek olmadığını şu an yapmakta olduğum gibi çok net anlatabilirim.

    amatör yazarların yazılarını okumayı seven birisi olarak artık bu bohem havadan kurtulmamız gerektiğini, artık bize fayda sağlayan türde -mizah gibi- içeriklerin üretilmesi gerektiğini dile getirmemin en doğal hakkım olduğunu düşünüyorum.

    ayrıca toplum olarak üzerimize sinmiş olan bir arabesk kültürünün varlığından ve bu arabesk kültürünün ürettiğimiz her içeriğe yansıdığı gerçeğinden söz edebileceğimizi düşünüyorum.

    son olarak bu konuda daha detaylı yazmış olduğum, melankoli yapmayı edebiyat sanmak | toplumuzdaki arabesk kültürü isimli yazıma göz atabilirsiniz.
  • sanatın acı, öfke ve umutsuzluktan beslenmesi gibi bir gerçek var. mutluluk edebiyatta pek yer edemez, bu çok normal.

    hiç yer edemez demiyorum da sanat'ın can damarı acı bi kere, acı ya da öfke duyan, insanlarla, dünyayla bi hesaplaşması olan insan sanata sarılır. huzurlu, mutlu adam neden kaleme sarılsın? hoş başlık sahibinin demek istediği şeyi anlıyorum, aptal looser edebiyatından bahsediyor sanırım, ona ben de ayar oluyorum bukowski, hakan günday, pessoa cart curt (gibi temelsiz ve gereksiz ajite kalemler) buna bi lafım yok.
  • sanatta 19. yüzyılın ikinci yarısına ulaştığımızı gösteren durum. savulun sırada realizm var.
  • arabesk müziğin çok fazla tutması ile aynı sebepten kaynaklanan olay. çok seviyoruz ızdırap çeken olmayı ve bunu herkese göstermeyi.
  • bi benzeri de şiiri, yiyişememe ve derbederlik seviyesine indirgemek olup oldukça can sıkıcıdır.
  • edebiyatla değil de kişilerle ilgili bir mesele; kişinin kendini önemli hissetmek istemesi ve buna ulaşmanın en kısa yolunun da acıları köpürtmek olmasinin sonucu. bu acı sirkesini çabucak kıvama getiren şeylerden ilki acılarından bir tapınak yapıp içinde keşiş pozu kesmek diğeri de empati kurabildiği edebi karakterlere öykünmek, sadık hidayet'in, pessoa'nin başka aklıma gelmeyen acı transferi yapabilen yazarların başlıklarına bakın dediğimi anlarsınız. "mizah, bir insan kendini ciddiye almayi bıraktığında başlar" yazmıştı hesse, herkesi oraya beklerim.
  • güzel mesele. sanırım bu insanların hikaye yazmanın matematiğini öğrenmeleriyle meydana geldi. matematiği öğrendi ama derdi edebiyat dil insan toplum kainat hayvan olmadığı için elinde bir tek kendisi kaldı. e kendini de dinlemiyor ne yapması lazım hatıralarını yazması lazım. başladı çocukluk dramlarını arabesk motiflerle yazmaya. sonuç bu.
  • güzel bir tespit. edebiyat tek bir düşünceye ve tavra indirgenemeyecek kadar çetrefilli bir konudur. yalnız, bohemlik, melankoli ve arabesk apayrı mevzular. bunları tek bir başlık altında, sanki eşanlamlılarmış gibi kullanmamak gerek.
  • bizim edebiyatımızda böyledir ezelden beri.
    divan edebiyatına baktığımızda, sevgiliye kavuşamamak, acı çekmek, zamandan ve hayattan şikayet etmek başlıca içeriklerdir. tanzimat dönemi yine romanlarda sürekli kötü son ile kitabı bitirmek bir gelenek olmuştur. kötü sona gelene kadar işlenilen acılar, derbederlik nirvanaya ulaşmıştır hep. bunun coğrayfa ile ilgisi olduğunu düşünüyorum.
    acı bu toprakların mayasında var, acı olmadan hiçbir şeyin tadı olmaz düşüncesi hakim biraz da. zaman zaman edebiyat akımları ile değişik yöntemler denesek de sonuç hep aynı kalmıştır bizde. tümden edebiyatımız bu minvalde değil elbette fakat ağırlık bu yönde, sanat sanat için mi, halk için mi sorusu burada gündeme gelebilir. halk için yapanlar acısız bir şey yapmamışlar ve yapmayacaklar diyebiliriz.
  • acının her daim daha fazla prim yapmasındandır.