şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • yazılanlara bakılırsa benden başka herkes bu adamı ingilizce olarak okumuş.

    türkçe okununca o gerilim tam hissedilmiyormuş, mutlaka orijinalinden okumak lazımmış.

    ulan ekşi sözlük'ün toplamında bu adamı hakkını vererek okuyacak kadar ingilizce bilen yazar sayısı 10'u geçmez, kimi kandırıyorsunuz ipneler?
  • aylar öncesinden bu dahi adam hakkında uzunca bir yazı kaleme alacağımı belirtmiştim :
    (bkz: değeri sonradan anlaşılan yazarlar/@kafkaesque)

    ama bu kadar geç olacağını tahmin etmemiştim. affola. bu entryi yazmadan önce, poe hakkında ekşide yazılanlara bakınca biyografik bilgi vermenin gereksizliğini farkettim. zira hali hazırda cidden de çok güzel yazılar var. bu nedenle biyografik bilgilerden ziyade, kendisi hakkında dünyaca ünlü edebiyatçıların görüşlerine ve elimde buluna edebiyat tarihlerinde kendisi için yazılanlara yorumsuz olarak yer vermeyi tercih ettim. ikinci bölümde ise türk edebiyatının kendisine bakış açısını vermeye çalıştım. her görüşün kaynağını da tek tek belirttim ki isteyen ilgili yazının tamamına ulaşabilsin. ancak, kaynak olarak özellikle brittanica gibi genel ansiklopedilerden uzak durdum.
    not: aşağıdaki tek bir cümlenin bile kopyala-yapıştır olmadığını vurgulamak isterim * *.

    ...........................................................................................................................................
    1- dünya edebiyatında edgar allan poe

    - "poe, avrupalıların ilk yazınsal mitidir. bununla poe'nun bir mite dönüştürülen ilk amerikalı yazar olduğunu kastediyorum. poe bir yaratı olmaktan çok, charles baudelaire'in çevirisidir. onun öykülerini çevirirken baudelaire kendisini çevirir. poe, baudelaire'dir"
    octavia paz, çamurdan doğanlar - can yayınları, 1996, sf 113.

    - "mutsuzluk kısa olmaz, ama kısa ve mutsuz bir yaşamı oldu. iradesiz ve en çelişik duygulara boyun eğebilen bir insandı. ama akla ve sağduyuya neredeyse tapıyordu. temelde romantik bir yazar olmasına karşın, yaratıcılıkta esinin değerini yadsımaktan, estetik yaratıcılığının salt zekadan kaynaklandığını savunmaktan hoşlanıyordu"
    jorge luis borges, bir ada bir kıta, can yayınları, 1995, sf 105-106.

    - "yazmaya hazır insan kibirlidir. fakat poe'nun kibri, içine sığındığı esrarlı zayıflıktan kaynaklanır. bu kibir büyük bir zaaftır; ama bu zaafiyetin edebiyata kazandırdıklarını kim ölçebilir? poe, edebiyatın en mükemmel egoistlerinden biridir. sevdiklerinin onu anlamaması onun için önemli değildir. onların sevgisi ve ilgisi ona yetiyordu. entelektüel özgüveni için onlara ihtiyacı yoktu. nihayetinde kendine hayranlık deliliğe dönüşecektir"
    julio cortazar, notos dergisi sayı 48, sf 24

    - "ne tuhaftır, ne muazzam yetenekli yazardır şu edgar poe! aynı zamanda ne cüretkardır onun hayal gücünün beklenmedik iniş çıkışları! neredeyse hep en uç gerçekliği seçer. kahramanını dış dünyada veya psikolojik alemde en sıradışı durumlar içerisinde bırakır. sonra da onun iç dünyasını müthiş keskin zeka örneğiyle, parmak ısırtan bir gerçekçilikle betimler. üstelik onun şahsına münhasır bir özelliği var ki onu bütün yazarlardan ayırır: hayal gücünün dinamikliği"
    fyodor dostoyevski, notos dergisi sayı 48, sf 29

    - "poe'nun şiirleri, teknik ve soyut güzelliğe dair keskin bir zekanın örneğidir"
    walt whitman, notos dergisi sayı 48, sf 32

    - "poe baudelaire'i aydınlatmış, zenginleştirmiş, pek çok konuda fikirlerini etkilemiştir; sözgelimi, yazı sanatının felsefesi, yapaylık teorisi, modern olanı anlama ve yerme, istisnai ve tuhaf olanın önemi, aristokratik tavır, mistik coşku, zarafet ve keskinlik zevki, hatta siyaset...baudelaire her bakımdan poe'dan gebe kalmış, esinlenmiş ve derinlik kazanmıştır"
    paul valery, notos dergi sayı 48, sf 41

    - " son zamanlarda edgar poe'ya dair çok şey konuşuldu. hakikaten de bunu hak ediyor. poe, her şeyden öte şaşkınlık uyandırıcıdır. heyecanı vermek ya da duyguları harekete geçirmekten ziyade hayret içinde bırakır"
    charles baudelaire, notos dergi sayı 48, srf 43

    - "poe'yu belli bir dereceden sonra ciddiye almak, kişinin ciddiyetten yoksun olduğunu gösterir. baudelaire onun engin bir filozof olduğunu düşünüyordu. bununla birlikte, her ikisi arasında daha büyük bir şarlatan, aynı zamanda daha büyük bir deha poe'dur"
    henry james, notos dergi sayı 48, sf 48

    - "poe'nun şöhreti beni hep şaşırtmıştır. birkaç dizesini, ara ara derinlikli olan eleştirel denemeleri başta olmak üzere düzyazı eserlerinin birkaç sayfasını bir hayli beğeniyorum. geri kalanı bana bayağı ve basmakalıp geliyor. bence kuzgun'un kalıcı bir edebi değeri yok"
    william butler yeats, notos dergi sayı 48, sf 48

    - "poe bir sanatçıdan ziyade bilimadamıdır. adeta ruhun ve bilincin kimyevi bir analizini yapar. poe, insan ruhunun dehlizlerine, mahzenlerine ve korkunç yeraltı geçitlerine inmiş bir maceracıydı. kendi kör talihinin alameti olan korkunçlukları seslendirdi"
    d.h. lawrence, notos dergi sayı 48, sf 54

    - "kendisi sinirlerine değil, sinirleri kendisine hakim olduğu için daha az canlılıkla yaşamaktadır. kaleme aldığı his ve korkunç kabusları fevkalade yakından biliyordu. delirmeğe arpa boyu mesafede sayısız buhranlar geçirmiş, sapıklıklara kapılmıştı. hikayeleri son derece dramatize edilmiş ve açılmış oldukları halde, bir yanında okuyucunun zihni cehdine amade gizli bir köşe, bir esrarlı nokta kalırdı. israfil'in kalp telleri üzerinde dolaştı. bu tellerin sesi başkalarını uyandırdı"
    kısa amerikan edebiyatı tarihi, carl von doren, varlık yayınları, 1961, sf 36-39

    "amerikan şair ve hikayecilerinin en iyilerinden olan edgar allan poe, dünya edebiyatının yönünü değiştirmiş devlerden biridir"
    kısa dünya edebiyatı tarihi, richard alcock, varlık yayınları, 1961, sf 197-198

    "pou'nun şiirinde amerikalı hiçbir şey yoktur. püriten gelenek ve amerikan yaşamı yapıtlarında hiç iz bırakmamıştır. ama avrupa edebiyatıyla da pek ilgisi yoktur; yalnız bir dahidir, yalnızca ardılları vardır, öncülleri yoktur. poe, romantik poetikanın esin kültüne karşı koyan ilk kişidir. uzun şiirin gerçek bir şiir olmadığını söyleyen ilk kişi de odur. şiirin amacı gerçeklik ve eğitici dersler vermek değildir"
    dünya yazın tarihi, antal szerb, dost kitabevi, 2008, sf 545-546

    "evlendiklerinde poe 26 karısı ise 13 yaşındaydı. buna bakarak pek çok kişi bu evliliğin mutluluk getirmeyeceğini ve yakında boşanma ile sonuçlanacağına hükmettiler. fakat durum hiç de öyle olmadı; ikisi bir arada romantik bir hayat sürdüler. çocuk denecek yaşta olan karısını poe, taparcasına sevdi ve bu sevginin verdiği güçle, ingiliz edebiyatının en kıymetli şiirlerini yazdı"
    meşhur adamların bilinmeyen tarafları, dale carnegie, ak basın ve yayınevi, 1969, sf 16-17

    "öldüğünde kırk yaşındaydı. hayatında hiçbir zaman tam başarı elde edemedi. sevdiği dört kadın da gözlerinin önünde acılar içerisinde kıvranarak öldü. dokunduğu her şey tam anlamıyla felakete dönüştü. ama bugün tüm dünyadaki insanlar herhangi bir amerikan yazarından çok edgar allan poe'nun şiirlerini, öykülerini okuyor. poe, amerika'nın dış dünyada tanınan bir numaralı, hatta mark twain'i bile gölgede bırakan edebiyatçısıdır"
    oscar nasıl wilde oldu, elliot engel, sel yayıncılık, 2002, sf 79

    "poe'nun karanlıktan korkması boşuna değildi. kendisi eğitimini bir mezarlıkta almıştı. poe'nun ingiltere'de gittiği yatılı okulun sınıfı mezarlığa bakıyordu. ders kitabını bile satın almayarak ucuza kaçan okul müdürü, matematik derslerini dışarıda, ölüler arasında verirdi. çocukların her birinden bir mezar taşı seçmesi, sonra da ölüm tarihinden doğum tarihini çıkararak ölünün yaşını bulması istenirdi. beden dersi de aynı neşeli ortamda (!) yapılırdı. okulun ilk günü her öğrenciye küçük bir tahta kürek verilirdi. sömestr sırasında ölen bir cemaat üyesi varsa, çocuklar mezar kazmaya gönderilir ve böylece vücudu canlandırıcı bir etkinlik yapılmış olurdu"
    büyük yazarların gizli hayatları, robert schnakenberg, bkz yayıncılık, 2010, sf 33

    ................................................................................................................................
    2- türk edebiyatında edgar allan poe

    - "poe ile ergenliğimde tanışmamı ve ona aşkla bağlanmamı sağlayan bu öykünün (içerden gelen william wilson), ruh ikizini arama uğraşındaki şapşal insanlığa çok yaraşır bir tokat olduğunu düşünüyorum"
    küçük iskender, notos dergi sayı 48, sf 33

    - "sihirli, muhteris, kararsız, kumarcı ve içkiye müptela olan boston'lu amerikan edgar poe, muzayeka içinde yaşadı ve ancak ölümünden pek az evvel şan ve şöhret kazandı. şair sifatile, muzlim ve suzişli bir hüzün, sanatkarane bir ahenk vardır. hikayeci sifatile, grotesk ve arap tarzında hikayeler telif etti. poe, esrarengiz, korkunç, müstekreh şeyleri, soğuk ve vazıh bir mantıkla hikaye etmek hususunda mahirdir"
    muhtasar avrupa edebiyatı tarihi, yusuf şerif, meb yayınları, 1935, sf 320 -321

    - "19. asrın birinci yarısında an azametli şöhret temin eden şahsiyet ise meşhur romancı poe oldu. esrarlı, korkunç, müstekreh şeyleri, en harikulade vakaları, hiç heyecansız, bitaraf bir görüşle, açık bir mantıkla, sanki tabii bir şeymiş gibi anlatmayı bilen poe'nun romanlarına bodler (baudelaire) meftun olarak onları "harikulade hikayeler" serlevhasile ve mükemmel bir tercümeyle fransızcaya mal etti"
    avrupa edebiyatı ve biz, ismail habib, remzi kitabevi, "1941, cilt iki - sf 210

    - "poe, ruhun iki ziyası, fecrin, sararmış ve korkunç ölümün ve vahşi ümitsizliğin şairidir. onun kahramanları katiller ve mecnunlardır. prometheus gibi çıplak olarak ızdırabın kayalarında çekiçlenmiştir. o cam gibi berrak ve anlayışlı şuurun iblisane fantezilerini birleştirir"
    dünya edebiyatı tarihi, fehmi yahya tuna, üçler basımevi, 1948, sf 263

    -"yazarın en büyük gayesi olan güzellik, kendi içinde mevcut olan güzellik, insanların kolayca ulaşabilecekleri bir yerde olmadığı gibi, sadece saf, kesif ve yüksek heyecan anlarında idrak olunabilir. bu idrak tesadüfi değil, emek mahsulüdür. ona ulaşmak isteyenler çalışmalı, gayret etmelidir. bazı mesut tesadüfler kafi değildir"
    büyük şairler ve şiirleri, tahsin yücel, varlık yayınları, 1968, sf 138

    - "poe, romandan başka bütün yazı türlerini denedi. yaptıklarının temel niteliği birlik, kısalık, esrarlı, gözlem keskinliği, sembolizm, psikolojik alegoridir"
    dünya edebiyatçılar sözlüğü, seyit kemal karaalioğlu, inkılap yayınevi, 1979, sf 430

    - "poe'nun iç sıkıntı yaratan malzemesi, kendi çevresindeki toplumsal gerçeklikte yatan bulanık günlük yaşamdan edindiği kaygı, korku ve kişisel sınırlamaların çarpık bir yansımasını oluşturur"
    türk ve dünya edebiyatçıları, aziz çalışlar, remzi kitabevi, 1987, cilt 3 - sf 360

    -- "öykücülüğün ilk temel kurallarını poe koydu. yapıtlarında kendine özgü gizemli ve boğucu havayı daha iyi yansıtabilmek için çeşitli bilim dallarından geniş ölçüde yararlandı. yazarın dehası yaşamına benzer; alabildiğine acılı, sıkıntılı ve dokunaklıdır. imgelemi, cehennemi konulardan kurtulamaz. "
    en ünlü dünya yazarları, türker acaroğlu, kaya yayınları, 1988, sf 380

    -- "poe, herman melville gibi amerikan edebiyatının en garip, en büyüleyici kişisidir. melville'e benzetilmesinin nedeni onun gibi, sistemli bir tuhaflıkla ve simgecilikte sıradışı olayları şiire ya da öykü türüne sokmanın yollarından birini bulmuş olmasıdır"
    batı edebiyatı, ali ihsan kolcu, akçağ yayınları, 2003, sf 435

    (bkz: modern amerikan edebiyatı/@kafkaesque)
    (bkz: batı dilleri ve edebiyatları/@kafkaesque)
  • edebiyat dunyasinda franz kafka kardesimle beraber cok uzuldugum iki muhtesem insandan biri. boyle bi vitaminsiz mi desem ne desem, hic ekmek yememisler sanki anasini satayim... eminim kafka'nin da poe'nun da gurbuz, etine dolgun fotograflari vardir ama adamlarin oyle fotograflarini yayinliyorlar ki ben uzuluyorum, keske sag olsa da mandalina falan soysam kendisine.
  • "bir şeyin fazla derinine inmek diye bir şey olamaz. gerçek her zaman bir kuyunun dibinde değildir. daha önemli bilgi alanlarına bakıldığında gerçeğin her zaman yüzeyde olduğuna inanıyorum. derinlik kendisini aradığımız vadilerdedir, genelde bulunduğu dağ tepelerinde değil. bu tür yanlışlığın çeşitleri ve kaynakları gök cisimlerinin araştırılmasında görülür. bir yıldıza yan gözle bakmak ona retinanın dış kısımlarını çevirmek (buraları hafif ışıklara karşı ortasından daha hassastır) yıldızı net olarak görmektir, onun parıltısını daha iyi almaktır; gözümüzü ona dik olarak çevirdiğimizde bu parıltı matlaşır. bu ikinci durumda göze giren ışın sayısı daha fazladır ama birincisinde daha hassas bir kavrayış gücü vardır. gereksiz bir derinlikle düşünceyi zayıflatır ve karıştırırız; sürekli aynı noktaya dimdik ve yoğun olarak bakmakla çoban yıldızını bile gökyüzünden silip yok etmek mümkündür."
    (morg sokağı cinayetleri'nden)
  • poe'nun yüzünün asimetrisi üzerine şöyle bi çalışma yapmışlar, ilgimi çekti:
    https://2.bp.blogspot.com/…poe--i95789-1200x630.jpg
    kendiyle uğraşan insanın varoluşundaki ikili hali ne güzel anlatıyor. bir yanda genç, derli toplu. öte yanda yaşlı, çökmüş. bazen biri, bazen öteki, ama genellikle ikisi hep bir arada, hepsi aynı anda. hangisi gerçek, hangisi değil bilinmez. belki ikisi de "gerçek", ikisi de öteki olmadan anlamsız.
  • "sarhoş, yoksul, ezik, dışlanmış edgar allan poe, dingin ve rdemli goethe den yada walter scott'dan çok daha fazla hoşuma gidiyor. 0 ve onun gibi özel yapıdaki adamlar içinşöyle diyeceğim: bizler adına acı çektiler"
    -charles baudelaire
    annabell lee, dream within a dream, raven, the black cat, the tell-tale heart...
  • babam..
    dert ortağım..
    gece odama alabileceğim tek insan..

    yıllar sonra gelen edit: asyam, kadınım, bitmemiş türküm benim. elini tuttum sıcacıktı afsrqdfs...
    (yıllar beni giderek iğrençleştirmiş)
  • şu diyaloğa kurban gitmiştir.

    (pinkstain ergen ergen gidip edgar allan poe baskılı ayakkabı almıştır.)

    -hocam o ayağınızdaki kim?
    -edgar allan poe.
    -selami şahine benziyor.
    -...
  • kadın karakterlerinde sıklıkla ölümle yaşamı birbirine karıştırdığını gördüğümüz yazardır.

    poe 3 yaşına kadar ''bu güne kadar yaşamış en güzel kadın'' ünvanını taşıyan annesi elizabeth'in bir tiyatroda shakespeare'in ünlü trajedisi romeo ve jülyet'deki jülyet'i canlandırmasını izlemiştir. ilk bakışta önemsiz bir durum gibi görünüyor. ama düşünün. karakterinizin şekillendiği bir yaştasınız. (0-5 yaş) babanız sizi henüz üç haftalıkken terketmiş. anneniz dünya güzeli bir kadın ama henüz on altı yaşında ve beş parasız ortada kalmış. haftada sekiz kez (pazar hariç her gece ve çarşamba ile cumartesi öğleden sonraları) sizi bırakacak bir yer olmadığı için ön sırada ayırtılmış bir koltukta, annenizin bıçağı kalbinin ortasına saplayarak ölüşünü izliyorsunuz. sonra perdenin arkasından sahne amiri gelip sizi elinden tutup kulise götürüyor. anneniz bıçağı kalbinden çıkarıp kalkıyor ve birlikte yemeğe gidiyorsunuz.

    işte bu yüzden, sevgili edgar allan poe, annesinin ölüp dirilmesini defalarca kez izlediğinden, şiir ve öykülerindeki kadın karakterler genel olarak çok çok çok güzeldir, ölürler, sonra dirilirler ve nihayetinde birileri kadınları göğsünden bıçaklar.

    poe'nun annesi kendisi henüz üç buçuk yaşındayken tüberkülozdan bu defa gerçekten ölür. sonrası yine kahır, yine bela. ısrarla okuyunuz.
  • jake offenhartz'ın hakkında zaman yolcusu olduğu teorisini öne sürdüğü usta yazar.

    1837 tarihli yazarın tek romanı olan the narrative of arthur gordon pym of nantucket'in hikayesinde açlıktan geminin mürettebatı tarafından yenen richard parker isimli gencin olayı, ne tesadüftürki 1884 yılında da aynen vuku bulucaktır: erzakları biten ve batmak üzere olan bir geminin mürettebatı 17 yaşındaki richard parker isimli genci yamyamlaşarak yerler. daha sonra poe'nun hikayesi ile benzerlik gösteren bu olayı arthur koestler isimli gazeteci the sunday times'da ele alır.

    poe'nun 1840'ta ele aldığı the businessman isimli hikayesinde ise, beyninin ön lobunda ortaya çıkan bir hasardan ötürü sosyopatlaşan bir genç anlatılır. ancak yıllar sonra bilim insanları tarafından keşfedilecek olan bu olay, ne hikmet ki 8 yıl sonra phineas gage isimli adamın başına gelir. kafasına giren demirle davranışları değişen ve şiddete meyillenen adam, beynin ön lobunun sosyal biliş üzerindeki etkisi buluşuna ön ayak olur. daha sonra nörolog eric altshuler, poe için “bir düzine semptom var poe bunların hepsini biliyor. o öyküde her şey var, biz daha fazlasını ancak öğrenebildik. bu o kadar kesin ki, haliyle çok acayip. sanki poe’nun zaman makinesi vardı” sözlerini sarf edecektir.

    son olarak poe, big bang teorisi ortaya atılmadan 80 yıl önce kaleme aldığı euroka isimli düzyazı şiirinde, genişleyen evrenin bir parçacıktan ortaya çıkan ani bir ışıkla meydana geldiğini söyler. hatta bununla da yetinmeyip olber paradoksu için, genişleyen evrendeki ışığın henüz bizim güneş sistemimize ulaşmadığını öne sürer. yıllar sonra italyan astronom alberto cappi ise, ünlü yazarın zamanında henüz böyle bir teoriye ulaşılacak gözlem tekniğinin ya da herhangi bir kanıtın var olmadığını, o dönemdeki hiçbir astronomun sabit olmayan bir evreni hayal bile etmediklerini söyleyecektir.

    edit: tabi poe için ortaya atılan bu iddia hakkındaki benim kişisel görüşüm daha farklı. bu durum daha çok dahi sanatçıların geleceği öngörebilme yeteneklerinin, hayal güçlerinin ve yaratıcı zekalarının en üst düzeyde olması ve tesadüflerin ilginç bir şekilde bir araya gelmesiyle alakalı. tarihte de bunun gibi bir çok örnek mevcut. ancak bunlar yine de insanı heyecanlandıran detaylar.

    kaynak: historybuff gaia