şükela:  tümü | bugün
  • "rumour in orleans" isimli kitabında dedikodu denilen günlük yaşam olgusunu ve söylenti denilen eski medyayı ayrıntılarıyla tartışan yazar.
  • gelecegin egitimi icin gerekli yedi bilgi adlı kitabı istanbul bilgi üniversitesi yayınları tarafından basılan ünlü filozof.
  • türkiye'nin avrupalı olduğunu ve abye alınması gerektiğini savunurken,

    "önemle belirtmek gerekir ki, türk laikliğini kuranlar arasında dinini değiştirip islam’a giren dönmeler de vardır. sabataistler genç türklerin (jöntürkler) düşünce yapısının oluşmasında ve osmanlı imparatorluğu’nun tanzimat döneminde laik bir eğilim içine girmesinde oldukça etkili olmuşlardır. özellikle selanik’te büyük bir cemaat olarak yaşayan bu dönmelerin modern türkiye’nin fikri yapısında da etkili olduklarını görüyoruz. sabataistler çocuklarını eğitim için çeşitli avrupa okullarına gönderdiler. daha sonra avrupa’dan dönenler tanzimat dönemi osmanlı’nın dönüşmesinde ve genç türkiye’nin kurulmasında önemli roller üstlendiler"

    şeklinde bir tespitte bulunmuş düşünür.

    bilgi üniversitesi’nde türkiye üzerine verdiği konferansın özet metni:

    http://www.zaman.com.tr/…3&bl=yorumlar&trh=20050416
  • maalesef su siralar kanserle mucadele etmektedir.
  • felsefeci, antropolog ve sosyolog olan edgar morin 1921’de paris’te doğdu. paris’te tarih, ekonomi, felsefe, coğrafya ve hukuk alanında eğitim gördü. ikinci dünya savaşı sırasında, 1942-1944 yılları arasında fransız ordusunda teğmen olarak hizmet verdi. 1945’te, almanya’da askeri ateşe olarak görev aldı. ilk kitabı l’an zéro de l’allemagne’ı 1946’da tamamlayan yazar, 1950’ler boyunca ve 1960’ların başında paris’te gazetecilik yaptı ve arguments ve communications dergilerinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. 1950’den 1989’a kadar cnrs’de (bilimsel araştırmalar ulusal merkezi) araştırmacı ve daha sonra bölüm başkanı olarak görev aldı. l’ esprit du temps (1951), l’homme et la mort (1951), le cinéma ou l’homme imaginaire (1956) ve kaybolmuş paradigma (1973) gibi eserlerinin yanı sıra zamanımızın temel sorunları üstüne geliştirdiği etiği ve fikirleri avrupa’yı düşünmek (1988), aşk şiir bilgelik (1999), dünya-vatan (2001), sami nair ile birlikte yazdığı bir uygarlık siyaseti’nde (2000) ele aldı. la complexité humaine (1994) ise, karmaşık düşünce derneği’ni kuran düşünürün geliştirdiği “karmaşık düşünce” kavramına bir giriş niteliği taşımaktadır. eserleri birçok dile çevrilen morin, 1960’ta jean rouch ile birlikte çektiği cinema vérité’nin öncü filmlerinden olan chronique d’un été ile sinemacılık da yaptı. 1977’de ilk cildi yayımlanan la méthode dizisinin beşinci cildini 2001’de l’identité humaine – l’humanité de l’humanité adıyla tamamladı.
  • edgar morin belki de şu anda hayatta olan feylezoflar arasinda en komple olanlarından bir tanesi. dar alanda gerçeklestirdiği kısa paslarla açıyı genişletip hayatın karmaşıklığını hem tek tek, hem de bir bütün olarak görmeye çalışan, dur durak bilmez acaip bir beyine sahiptir kendisi. el atmadığı konu, içine dalmadığı samanlık yok gibidir.

    ta 70lere dönersek, "kaybolmuş paradigma: insan doğası"nda ansiklopedik "metot"unun (bkz: la methode) tohumlarını atmış; "eğer insanı ele almak istiyorsak, disiplinlerin kendi namlarına çalıştığı tekelciliği yıkmazsak ve insanı ve doğayı inceleyen tüm dalların arasindaki karmaşık etkileşimleri incelemezsek ne desek havada kalır" düsturuyla da 30 senede kocaman bir ağaç dikmiştir insanlık tarihine. benim de gönlümde yatan "tüm bilim dalları bir gün bir yolda birleşecek" fikrinin hem fiilen hem de faalen babasi sayılır. hatta ve hatta daha adı konulmamış bir meta-felsefenin/bilginin yapı taşlarını kurmuştur. bu yüzden de bir akıma veya bir ekole yamanmaya çalışıldığında yapışmaz üstüne, hepsi dar gelir. zaten bakın metot serisine, ne demek istediğimi hemen anlayıvereceksiniz:

    1977, la nature de la nature (doganin dogasi)
    1980, la vie de la vie (yasamin yasami)
    1986, la connaissance de la connaissance (bilginin bilgisi)
    1991, les idées (fikirler)
    2001, l’humanité de l’humanité (insanligin insanligi)
    2004, l'éthique (etik/ahlak)
  • düşündürüyor ve bu kendisinden korkmam için yeter sebep. anlatsam, anlaşılmayacak..
  • ulu bilge.

    kitaplarının türkçe serüveni de hüzünlü. büyük kısmının ya baskısı yoktur, ya da yayınevi kapanmıştır.** yıllarca nerede bulsam aldım ve türkçedeki tüm kitaplarını edindim. yine de kitaplarının büyük kısmı daha türkçe görmüş degil. iş bankası yayınları, la nature humaine'i yeniden basarak başlattıgı işi, sürdürmeli. başlangıç için; 6 ciltlik la méthode, nacizane önerimdir.
  • bilginin tarihinde korkunç bir devrime yaklaşır gibiyiz. bu süreçte bilgi, insanlarca düşünülür ve tartışılır olmaktan, bireysel aranışın içinde bilgi ve bilgelikle bütünleşir olmaktan da çıkarak, gitgide veri bankalarında yığılmaya ve son bir aşamada da devlet makamlarında, kendine göre bir kılığa bürüdürülmek üzere sayılıp hesaplanmaya ayrılmış hale geliyor. edgar morin, sept savoirs nécessaires à l'éducation du futur
  • 7 şubat'ta le monde'da yayınlanan makalesi, "hiç kimse fanatik doğmaz";

    http://medyascope.tv/…rin-hic-kimse-fanatik-dogmaz/

    yazıda geçen şu iki paragraf özellikle bazı şeyleri netleştiriyor;

    --- spoiler ---

    fanatizme varmak için, harcına insan zihninin doğurduğu bir başka unsuru katmak gerekir. şeyleştirme diye adlandırılabilir bu: bir topluluktaki zihinler ideoloji ya da dünya görüşleri doğurur; bunun gibi tanrılar da doğurur ve bu tanrılar müthiş ve üstün bir gerçekliğe bürünür. ideoloji ya da dinî inanç, gerçeği maskeleyerek fanatik zihin için asıl gerçek haline gelir. insan zihinleri tarafından doğurulmuş olmalarına rağmen, mitos ve tanrı bu zihinler üzerinde kadirimutlaklaşır ve onlara itaat, fedakârlık ve cinayet buyurur.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    öte yandan, belirsizlik ve eğretilik zamanlarına girmişizdir; bunun nedeni sadece ekonomik bunalım değildir; bizim uygarlık bunalımımız ve insanlığın muazzam tehlikelerin tehdidi altında olduğu küresel bunalımdır. belirsizlik endişeye yol açar, o zaman da zihin ruhsal güvenliği arar; ya tehlikenin dışarıdan geldiği düşünüldüğü için etnik veya ulusal kimliğine, ya da dinî imanın getirdiği bir selamet vaadine kapanarak yapar bunu.
    --- spoiler ---