1. uzun paltolu satıcı edi' nin yanına yaklaşır:

    - hey dostum !
    - sen kimsin?
    - sen, buraya gel.yaklaş.
    - ne?
    - sen akıllı, genç bir adama benziyorsun.
    - öyle mi?
    - evet
    - aa evet evet aslında öyleyim. hi ki ki ki !
    - gördüğüm kadarıyla sen tam pazarlıkla ilgilenecek birisin.
    - pazarlık mı?
    - evet. tabi neden olmasın? sen satıcı mısın acaba?
    - dooğğru
    - ne satıyorsun?
    (satıcı etrafı iyice süzer. paltosunu açar)- sekiz.
    - sekiz mi ? sekiz rakamı gibi mi?
    - hiişşştt!
    - sekiz, sekiz rakamı gibi mi?
    - doğru
    - bu satmak için çok tuhaf bir şey ama.
    - dinle! bu sekizi alabilirsin. gördün mü? bu çok kullanışlı bir şey. satın al. onu satın al. onu alıp böylece duvarına asabilirsin.
    - duvara mı? neden bir sekizi alıp duvara asayım ki?
    - bir ahtapotun kaç bacağı var diye merak ettiğin zaman sekize bakarsın.
    - ahtapotun sekiz bacağı var.
    - hişşşttt
    - (kısık sesle) bi ahtapotun sekiz bacağı var.
    - doğru doğru. ya da noel babanın kaç tane geyiği olduğunu unuttuğunda sekize bak.
    - sekiz geyik!
    - hişşştttt!!!
    - (kısık sesle) sekiz geyik, sekiz.
    - doğru. ama sabahları kaçta kahvaltı ettiğini hatırlayamadığın zaman - hazır mısın? -
    - aaa saat sekizde kahvaltı ederim.
    - hişştt pişşştt !!!
    - saat sekizde kahvaltı ederim.
    - doğru.
    - şimdi söyle. sekizi almak istiyor musun? sekiz?
    - hayır alamam. hiç param yok.
    - öyle mi?
    - bir kaç dakika önce şu dokuz satan adamla karşılaştım. bilirsin bende bütün dokuzları satın aldım. merak ediyorum acaba dokuz almak ister misin? ilgilenir msisin? ilgini çeker mi? çünkü onu duvara asabilir, bir beyzbol takımında kaç oyuncu olduğunu öğrenebilirsin. ayrıca ağustos ayının dokuzuncu gününün hangisi olduğunu bilebilirsin. ne dersin?
    - ooouu! neden ben?
    - hey dinle. peki bütün dokuzlarımı senin sekizlerinle değiştirsem buna ne dersin? ayrıca bir dört, bir iki bile verebilirim. bir tane iki, bir dört , iki tane de üç ekleyebilirim. ne dersin?
  2. gelmiş geçmiş en kafa bekar evinin sakinleri. onlarla yaşamak isterdim, ama herkesin ayrı odası olması şartıyla.
  3. tıpkı joey ve chandler gibi, yıllarca aynı evi paylaşan kankalar
  4. hiç unutmadığım sahnelerden biri: edi, kurabiye yemektedir, o sırada yanına büdü gelir. edi, bir kurabiyeyi büdü'ye verir, geri kalan tüm kurabiyeleri yer ve şu koparan diyalog ortaya çıkar:

    büdü: çok bencilsin edi. ben olsaydım kurabiyelerin çoğunu sana verir, azını kendime alırdım.
    edi: e ben de öyle yaptım zaten.
  5. edi'nin gecenin bir yarisi kalkip budu'ye - seviyormusun beni budu diye haykirdigi bir sarki vardi. iste o izleyince yine aklima geldiler. asla unutulmaz bunlar. seksenlilerin ilk cocukluk antikahramanlari olarak kalacaklar.

edi ve büdü hakkında bilgi verin