• dil bilimde bir kavram*. dil kullanımını, insanla ilgili diğer bilimlerle bağlantılı olarak inceleyen dilbilim yaklaşımı. dil kurallarını, dilin toplum tarafından kullanım şeklini, toplum ve dil ilişkilerini bilimsel açıdan ele alır. ilk olarak charles morris tarafından kullanılmış bir terim. dil felsefecilerinin uzmanlık alanı. dilleri işlev gördükleri toplumlara bağlı olarak incelerler.

    (bkz: pragmatics)
  • sözcük ilk kez 1938 yılında dil felsefecisi charles w. morris tarafından, "göstergelerin kullanıcılarını ve bağlamlarını araştırma" anlamında kullanılmıştır. ardılları ise terimi tüm göstergelerin araştırılması anlamında değil de sadece dil göstergelerine sınırlayarak kullanmışlardır. ama yine de ortak bir tanıma ulaşamamışlardır. en çok kabul gören tanım, edimbilimin "dilin içinde işlev gördüğü yollarla ilgilenen bir dilbilim dalı" olduğu yönünde verilen tanımdır.
    felsefecilerin iletişim hakkında geliştirdikleri temel düşünceler üç koldan ilerlemiştir:
    edimbilim
    (bkz: yorum bilgisi)
    (bkz: varoluşsal iletişim)
  • bir çok tanımı olmakla birlikte esası dilin ötesinde anlaşmaktır. nasıl ki fiziğin metafiziği, kimyanın simyası, psikolojinin parapsikolojisi varsa, dilin de edimbilimi yani linguistics'in de pragmatics 'i vardır gibi bir tanım yapılabilir bi' anlamda. edimbilim söylenilenlerden ve ifade edilenlerden daha fazla iletişim kurmanın yollarını araştırır. peki söylediklerimizi ve söylemediklerimizi neye göre belirleriz? buna verilen cevap "mesafe" * olacaktır. fiziksel, sosyal, zihinsel " yakınlık" * bizim söylediklerimizi belirler.
    edimbilimin syntax ve semantics den farkı bu ikisinin evrensel olması, kendisinin ise context, closeness, politeness vb gibi ...değil dilden dile, bölgeden bölgeye, kişiden kişiye bile farklılık gösteren kavramlarla alakadar olması ve bunları incelemesidir. günlük hayatta kullanılan bazı yapılar dilbilgisi kuralları gibi ölçütlerle değerlendirebileceğimiz şeyler olmadığından, yada matematik ve mantıksal yollarla incelenemiyor olduğundan değişkenlerin fazla olması sebebiyle dilbilimcilerce bir kenara itilmiştir. işte bu kenardaki yapılar edimbilimin ilgi alanını oluşturur.
    misal sizi fena gıcık eden bi kişiliğe :
    -"uçucam şimdi sana"...
    dediğinizde bu yapıyı dilbilgisi açısından incelersek insan fiziksel olarak uçamayan bir canlı olduğundan yapının kullanılan fiil yüzünden hatalı olduğunu ,
    -"koşucam sana"
    denilirse belki daha anlamlı olabileceğini söyleriz. fakat dilbilgisi yönünden hatalı olması bu cümlenin hiç bir şey anlatmadığı anlamına mı gelir? bilakis bu cümleyi edimbilim açısından incelersek; çıkaracağımız anlam, sizin bu arkadaşınıza çok sinirlendiğinizi ta ki fiziksel olarak buna kabiliyetinizin olmamasına rağmen ola ki sinirle başka bi şeye dönüşüp ona uçabileceğinizi, bilahare ağız burun dağıtabileceğinizi, bunun pek hoş bir şey olmayacağını ufak yollu izah eder...böylece sözcüklerin ötesinde anlaşmış olurlar .

    daha uç ve içinde hiç konuşmanın geçmediği ödünç bir misalleme ile açıklayacak olursak:

    " diyelim ki arkadaşınızla yolda yürüyorsunuz birden karşıdan bir araba son hızla üzerinize doğru gelmeye başladı ve tam arkadaşınıza çarpacakken zank diye durdu. arabayı süren adam sırıtarak yanınızdaki arkadaşınıza bakarak elini sağa sola çevirdi. arkadaşınız da kızması gerektiği halde, gülerek sağ elini göğsüne götürüp hafifce başını eğdi ve o da kendisine az daha çarpacak olan bu kişiye güldü.
    şimdi bu olaydaki iki kişi de hiç konuşmadılar ve cümle kurmadılar.fakat dilsel bir ürün üretmediklerini ve konuşmadıklarını söyleyebilir miyiz? tabi ki hayır.
    çünkü ülkemizde az çok yaşamış bir kişi, birisinin üzerine araba sürüp tam çarpacakken durmanın bir dostluk göstergesi,
    1.hareketin: "ne var ne yok hacı?"
    2.hareketin ise: " eyvallah be abicim hamdolsun işte"
    demek olduğunu bilir.
    öyleyse bu insanlar dilin ötesinde, hiç bir sözcük kullanmadan ve sözcüklerin de belki çok iyi anlatamayacağı bir biçimde anlaştılar.

    işte pragmatics bu ve buna benzer olayları inceleyen bir bilim dalı olup, daima hayatımızın içindedir. kişinin ufkunu genişletir, insanları daha rahat anlamasını sağlar,kişinin bilmediği ortamlara girdiğinde korkma sebeplerini açıklar ki böyle korkuların çoğu o ortamın pragmaticse ait öğelerini bilmemekten ,şablonlara yabancı olmaktan kaynaklanır...misal sözlük jargonuna ya da kurallarına yabancı olma gibi...iki saat olsa da bu da böyle bir derstir ...sevilir...sevilmiştir.