şükela:  tümü | bugün
  • sözlükte edit kullanmayan birileri var mı bilmiyorum. bilmiyorum, zira sözlükte kendimden başka kimseyi okumuyorum. kendimi de sürekli okuduğumdan, gözüme daha evvel çarpmayan bir kısım görünüyor. bir yeri beğenmiyorum, düzeltiyorum. yeni bir şey aklıma geliyor, ekliyorum. bir yer fazla geliyor, çıkarıyorum. birine laf sokmayı unutmuşum, sokuyorum. birisine laf sokmayı gereksiz bulmuşum, sokmamışım gibi yapıyorum. entry, en azından hayatımın o döneminde, benim için, daha güzel oluyor. şimdi, özellikle yenilerden bu özelliği kullanmayan varsa, kullansın. niye? çünkü öyle editleye editleye güzel oluyor. bir seferde entry'i bitirip en güzelini girmekle falan uğraşmayın. uğraşıyorsanız da onun kendi seçiminiz, tercihiniz olduğunu sanmayın. iş sunumu ve teslim etme ahlakı diye bir şey var, onla alakalı o. onu da çok doğru, ahlaklı, erdemli, lüzumlu olduğu için içselleştirmiş değiliz. okulda öyle istemişler, işte öyle istemişler. bizim işimize geldiği için de değil pek; 'ölçme ve değerlendirme' ekibinin öylesi işine geldiğinden, mal-hizmet sektöründe hukuk, proses öyle işlediğinden, öylesi iktiza ettiğinden.

    sözlük entrysi ise mal değil, hizmet değil. yaz, editle. beğenmedin sil. beğendin canlandır. özgürsün. tadını çıkart be.

    edit imla falan hele, süper manasız. edit dediğin işin olayı o, imla da dahil olmak üzere yanlış-eksik-sallama yazdığın şeyleri düzeltebilmek. düzelt, eğer *ben bileyim* diye bana arz ediyorsan hiç gereği yok, bana ibraz etme. bilmeyeyim ben onu, editini falan. sen bil. neresi editlendi, neresi ne oldu, aklında dursun, sunumun ise dinamik kalsın. yazarlar, ressamlar, heykeltraşlar falan sürekli eserlerini editlerler. bitmiş eser o anlamda çok yoktur. baskıya girer, kaideye çıkar, ama bitmez. bitmesin de. yok mal-hizmet sunuyorsan, editleme. ama hizmet sunan mal da olma sözlükte. sunmuyorsun çünkü. rahatla. gevşe biraz.

    edit: kronometre tuttum 10 saniyede zamanın ötesine gitti. kötüleyin!
  • dos 5.0'dan beri gelen text editor..
  • sozlukte farkli bir kullaniminin gunden gune yayginlastigi bir kelime... bazi arkadaşlarda soyle bir kani uyandirmis olabilir bu sozcuk; şimdi ben entry yazdim, yolladim... uzerinden biraz zaman gecti. simdi ben bu entrynin sonuna bir "edit:" koyarim sonra istedigime laf da sokarim, selam da ederim.
    yanlistır bunlar hep.. editten oncesi ve editten sonrasi icin sanirim ayni kurallar gecerlidir. edit o etryi daha guzel kilmak icin konulmus bir ozelliktir.. "az once sıçtım, şimdi de sıvıım" diyerek kullanmamak gerekir umumiyetle...

    -olayi ornekleyelim-

    ucaga binecekken ucagin dolmusa donusmesi
    1. acaba taksimi tutsam diye dusunduren şey. super şok edici bisey. birden boyle bi tuhaf eder adami...

    edit: cemal evde yumurta kalmamis gelirken bi kaç tane al
    katmerli edit : cevat bunu okuyosan topsun oglum...

    --------- ornek de bi yere kadar ---------
  • ilk olarak anlamına bakalım tekrar;
    (bkz: #63812)

    ikinci olarak son zamanlarda sıkca rastladığım bir hataya değiniyim;
    entry gayet güzel yazılıyor, anlatılmak istenilen anlatılıyor. her şey mis gibi. ama alta bir bakıyorsun "edit: xyzbikbik". heralde yazıda unuttuğu bir şeyi ekledi diyorsun ama entry'nin saatine bakınca daha önce editlenmediğini anlıyorsun. meğerse yazar edit'i bir not anlamında ne bileyim bir bayrağa seslenme anlamında sanıyormuş. değil.

    başka derdimiz, sorunumuz kalmamış gibi kafaya taktığım şeye bakıyorum da, lüzumsuz bir insan olduğuma karar verdim.
  • sozlukte bulunmasini cok cooook istedigimiz (en azindan benim) atraksiyon
    (bkz: bu sozluk ile ilgili isteklerimiz)
  • begin to hope albumunden leziz regina spektor sarkisi. sozleri de soyle
    white lines on your mind
    keep it steady
    you were never ready for the lies

    white lines on your mind
    keep it steady
    you were never ready for the lies

    you don't have no doctor robert
    you don't have no uncle albert
    you don't even have good credit
    you can write but you can't edit

    you don't have no doctor robert
    you don't have no uncle albert
    you don't even have good credit
    you can write but you can't edit
    edit, edit, edit, edit, edit, edit...

    white lines on your mind
    keep it steady
    you were never ready for the lies

    you don't have no doctor robert
    you don't have no uncle albert
    you don't even have good credit
    you can write but you can't edit
    edit, edit, edit, edit, edit, edit...
  • sözlük yazarlarının forum tadında yaptıkları düzeltme. genelde ise şöyle oluyor:

    edit: kötüleyin lan ibneler!

    bir de editlerle entry kurtarma var. entry yazarken gösteremediği sempatikliğini editte gösteriyor ve entry zamanın ötesinden çıkıp, en beğenilene hatta haftanın beğenilenlerine giriyor.
  • çaylaklık sırasında yapmamaya özen gösterdiğim düzeltme işlemi.

    "bir entry yazamadı amk bundan yazar olmaz" denerek uçurulmak istemediğimden kullanmaktan kaçındığımdır.
  • bir çeşit sözlük tabusu. nokta koysalar edit notu düşüyorlar. amaç nedir onu da anlamış değilim. "benim yazdıklarım çok özel ve güzel, bir tek noktası eksikti, onu da koydum" mu, yoksa "dediklerimin aynen arkasındayım, içeriğe dokunmadım" mı bilemiyorum. ama açıkçası can sıkıcı ve gereksiz. bu entryler bizim, istediğimiz gibi değiştiririz.
  • uygulamalarda turkceye cevirirken cok zorlandigimiz bir kelime. "degistir", "duzelt", "duzenle" e ama nereye kadar?