şükela:  tümü | bugün soru sor
  • decline and fail of the roman empire (roma imparatorluğunun gerileyiş ve çöküşü) adlı eserin yazarı ingiliz tarihçi(1737-1794).
    ingiliz'di ama önde gelen fransız aydınlanmacılar'ın hepsiyle, voltaire, diderot ve d alambert'le yakın dostluğu vardı. ünlü roma tarihinin (decline and fall of the roman empire) daha birinci cildinde hıristiyanlık konusunu belirgin bir ironiyle ele almış ve dikkatleri çekmişti.

    eser ilerledikçe gibbon'ın bu muazzam medeniyet dünyasının çöküşünü barbarlardan çok hıristiyanlığa, dinî bağnazlık ve darkafalılığa bağladığı daha iyi göründü. hele bizans'ı hiç sevmiyordu.

    gibbon'ın sağlığında bu yaklaşımlar tabiî şiddetle tartışıldı. ama tarihçilik yönteminden çok hıristiyanlığa haksızlık yapıldığı ya da yapılmadığı bağlamında. gene de, gibbon'ın roma imparatorluğu bağlamında verdiği yargılar aydınlanma'nın belirleyici olmuş düşünürlerinin ortaçağ hakkındaki düşüncelerini de hem yansıtır, hem zaten onların oluşumunu etkilemiştir.

    edward gibbon kendi tarihini "ingiliz okuyucuların çoğunluğu"nun inançlarının -sadece geçmişi açıklayanların değil bugünü yönlendiren inançların da- şiddetli eleştirisiyle birleştirdiği zaman, aldığı ödül bitmek bilmeyen bir sövgü oldu. "açıkça kabul edeyim ki" diye itiraf etmişti, "başlangıçta kilise toplarının ateşlenmesi beni ürkütmüştü; fakat bu kuru gürültünün sadece niyet açısından zararlı olduğunu anlar anlamaz, korkum kızgınlık ve öfkeye dönüştü; ve aradan geçen zaman içinde öfke veya taaccüp duygusu saf ve sakin bir kayıtsızlığa dönüştü."

    gibbon eleştirileri görmezlikten geldi; çünkü onun roma imparatorluğu'nun gerilemesi ve çöküşü adlı eseri kendisinin en iyi savunmasıydı. az sayıda tarihçi bu kadar ürkmüş olabilirdi, ama aynı ölçüde kayıtsız kalamazdı.

    sonuç olarak, ortaçağ insanı ezen kilise'nin egemen olduğu zamanı anlattı. kilise'nin zihinlerde yarattığı kölelik, toplumsal hayatta da insanın köle, serf olarak yaşamasına yol açmıştır. despot hükümdarlar, hilekâr papazların yardımıyla insanı zincire vurmuş, sanatı ve düşünmeyi boğmuş, kendi egemenliklerinin sürmesi için dünyayı karartmışlardı.

    kaynaklar:
    ortaçağ-murat belge
    http://www.dogubati.com/makale.asp

    tarih ve ideoloji-r. m. hartwell
    http://www.liberal-dt.org.tr/…ler/ldsayi14/1412.htm

    (bkz: aydinlanma cagi)
  • gibbon, hristiyanlığın yükselişini beş temel nedene bağlar:

    1.hristiyanların yahudilikten miras aldıkları katı ve hoşgörüsüz gayretkeşlik

    2.ölümden sonra yaşama fikri(gelecek için ödül)

    3.kilisenin mucizevi güçleri olduğu inancı

    4.ilk hristiyanlığın sade ve sofu töreleri(o dönemde alışmamış bir şey)

    5.roma'nın içinde ayrı bir devlet haline gelen hristiyan cumhuriyetinin birlik ve disiplini
  • "dokunaklılık, hemen her zaman, önemsiz bir durumun ayrıntılarındadır." diyor (decline and fail of the roman empire) roma imparatorluğunun gerileyiş ve çöküşü'nün ellinci bölümünün sonundaki notların birinde.
  • yazdığı kitabın adı decline and fail of the roman empire falan değil

    the history of decline and fall of the roman empire'dır...

    history'sine takılmasanız bile fail and fall arasındaki farkı da bilin bir zahmet...

    edit: başlık karakter sınırı yüzünden bakınız şeydemedim ama anladın sen onu...
  • "decline and fall of the roman empire" kitabının 1946 yılındaki basımının tasarımı dahi zayıflamayı ve düşüşü tek başına anlatıyor. estetik böyle bir şey... https://pbs.twimg.com/media/cihhyvow8aah5ls.jpg

    montesquieu'nun "romalıların yükselişi ve çöküşü"yle birlikte okunursa çok daha faydalı olacağı kanaatindeyim. o kitabı okurken de not aldığım şu cümleyi şuraya iliştireveyim: "aşklarını kaybettiler ve kaybolup gittiler."
  • tarihteki hebele hübele lirik titreşimlerini bir kenara atarsak, ki atmak, hebele hübele liriklerini disko topu gören hebele hübele lirist değilsek boynumuzun borcudur, roma'nın ingilizce'deki modern araştırmalarını körüklemiş, roma tapınaklarının abuk sabuk bodrumlarına sayfalarca kömür tıkmış hiddetli atarlı bir kasırga-insandır kendisi. en kesin ve keskin ehemmiyeti de ister istemez böyle bir şeyi körüklemesindedir. o yüzden klasisizm örtülü romantik hebele hübelerini kaba tabirle siktir etmek gerekir.

    çufçuf: 1776. entarim olması gereği bu entariyi vaşingtın'a armağan ediyorum.
  • külliyatının yarıya yakını türkçeye çevrilmemiştir. cilt-v bizans diyince sanki çevrilmiş gibi sanıyorsunuz amma velakin öyle değil. piyasada cilt-v şeklinde satılan kitap incecik ve sadece jüstinyen dönemini anlatıyor. ingilizce versiyonuna baktığımda jüstinyen'den sonra daha 1400 sayfa var görünüyor. iyisi mi siz yine ingilizcesinden okuyun. dili akıcı zaten.
  • “...as long as mankind shall continue to bestow more liberal applause on their destroyers than on their benefactors, the thirst of military glory will ever be the vice of the most exalted characters.”**
  • oxfort gibi üniversiteler kuran tefsiri eğitimi verecekti, türkler başarılı olsaydı der.
    düşüncesinin temeli, osmanlının şii irana karşı daha başarılı savaşlar yaşayıp diz çöktürebilseydi, batı cenahında ilerleyişi kolaylaşacak ve de viyana kapılarında kalmayıp batı avrupaya kadar ilerlemeleri sürecekti.