şükela:  tümü | bugün
  • 1314 yılında sıklıkla çıkan kavgalarda çok miktarda telefat olması nedeniyle futbolu yasaklayan ingiliz kralı. ancak bundan 35 sene sonra (1314+35=1349) edward iii tarafından bir kez daha yasaklanmıştır futbol. burdan da edward ii nin pek iplenmeyen bir kral olduğu sonucu çıkar. ayrıca holiganizmin ingilizlerde ata dallamalığı olduğuda görülmektedir.
  • edward, çağında ve coğrafyasında adet olduğu üzere at sporlarından zevk almak yerine, bahçe ile uğraşmaktan hazzeden, o dönemde olduğu kadar, hikayenin devamından anlaşılacağı üzere, günümüzde de hanım evladı olarak kabul görecek bir adamdı. biraz yol yordam öğretmesi, hatta “erkek gibi davranması” amacı ile, babası, gaskonya’dan son derece karizmatik bir şövalye olan piers gaveston’u, küçük edward’ın hizmetine vermiştir. gaveston ile edward, çok iyi anlaşırlar. hatta biraz fazla iyi anlaşırlar.

    tarihçiler, kral babanın, gaveston’un, “oğlunu biraz fazla sevmesinden” ve küçük edward’ın da, “bir gaskonya şövalyesine karşı uygunsuz hisler” beslemesinden kaygılandığını yazmaktadır.

    kısa süre içinde, kral, bu ikiliyi birbirinden ayrı tutmak üzere bahane arar hale gelmiştir. gençler, coventry piskoposunun arazisine girip, geyiklerini avladıklarını için başlarını derde soktuğu zaman, kral da bunu, gençleri birkaç ay ayrı tutmak üzere bir mazeret olarak kullanma şansı yakalamıştır. ancak, şövalyeye yol vermek yerine, kral, kendi oğlunu “ortamlardan” uzaklaştırmayı tercih etmiştir. 1305’te bütün bir yaz boyunca edward saraydan uzaklaştırılmıştır.

    ancak mutlu çifti sonsuza kadar da ayrı tutmak mümkün değildir. edward saraya döner dönmez, gaveston’a hediyeler, unvanlar ve arazi vermeye başlamıştır. hatta nisan 1307’de, edward babasından, gaveston’u ponthieu kontu yapmasını istemiştir; unvan nispeten mütevazı olmakla beraber, unvanın yanısıra verilecek arazi çok fazladır. ömrünü iskoçlarla savaşmakla geçiren babası kral edward (1. edward) bunu kabul etmez:

    you baseborn whoreson! do you want to give lands away now, you who never gained any? as the lord lives, if it were not for fear of breaking up the kingdom you should never enjoy your inheritance! (seni gidi onun bunun çocuğu! bir karış bile toprak kazanmamış halinle, şimdi de toprak mı dağıtıyorsun? eğer hanedan kesintiye uğrayacak olmasaydı, asla mirasıma kavuşamazdın!*)

    daha sonra oğlunu dövmüş, hatta bu esnada, tutam tutam da saç yolmuştur; gaveston ingiltere’den kovulmuş ancak edward peşinden giderek kendisine yine top top kumaşlar, giysiler, hediyeler ve para vermiştir.. bu sürgün, temmuz ayında 1. edward ölene kadar, yani üç ay sürmüş; küçük edward ise, babasının ardından kral 2. edward olarak, bildiğini okumakta serbest kalmıştır.

    ilk iş olarak, edward, gaveston’u geri getirtmiş ve kendisini cornwall earl’ü tayin ederek, paraya boğmuştur. gaveston, kadınlara olan ilgisi şüpheli olmakla beraber, edward’ın yeğeni ile de sözlenmiştir. yeni kral, coventry piskoposunun (geyikleri avlanan) unvanını geri almış ve hapse göndermiştir.
    gaveston'un düğünü arifesinde, edward onu kral vekili yapmış ve yine hediyelere boğmuştur. dönemin tarihçileri, krallarının “mutedil lütuf” aczi içerisinde olduğunu yazmaktadır.

    aynı şekilde edward da, isabella (fransız kral 4. philip’in kızı) ile evlendiğinde, gaveston onlara çok sayıda mücevher hediye etmiştir. fransa’da yapılan düğünden dönüşte, edward ile gaveston’un “ateşli” kucaklaşması da tarihçilerin gözünden kaçmamıştır. isabella’nın babasının edward’a düğün hediyesi olarak verdiği kolye ise, ertesi gün gaveston'un boynunda görülür.

    gaveston, saray çevresine o denli rahatsızlık vermeye başlamıştır ki, saraydan nüfuzlu bir grup, edward’ı eğer gaveston katılacak olursa, taç giyme törenini boykot etmekle tehdit etmişlerdir. edward, gaveston’un gelmeyeceği sözünü vermiş ama tabii ki gelmiş, gelmekle de kalmamış, tacı taşıyan grupta, kraliyet rengi olan mor kıyafetinin üzeri incilerle bezeli olarak yer almıştır. zaten tören de bir fiyasko olmuş, tam üç saat sürmüş, ama yetersiz sayıda sandalye olduğu için, birçok soylu, töreni ayakta seyretmek zorunda kalmıştır. sonrasında verilen yemek de zamanında hazırlanmamıştır, hatta yiyecekler kötü, hizmet de yetersiz görüşmüştür.

    kısa süre sonra, kraliçe isabella babasına, “çok mutsuz bir kadın olduğunu ve edward’ın, yatağında, sadece bir yabancı olduğunu” yazacaktır.

    bir grup baron bir araya gelerek, gaveston’a yol verilmesini kararlaştırmıştır. güçlü ve kararlı baronların etkisi ile, edward, gaveston’un unvan ve topraklarını geri almış ve irlanda’ya göndermiştir. geri gelmemesini de garanti altına almak üzere, piskoposlar, ingiltere’ye dönmesi halinde aforoz edileceğini ilan etmişlerdir. ancak, kendisi papaya yakın olanlar ile başlattığı lobi çalışmaları ile, aforoz tehdidini kaldırtmıştır. ingiltere’ye geri dönmüş, edward da kendisini tekrar, cornwall earl’ü olarak tayin etmiştir. üç yıl sonra, baronlar yine birleşerek gaveston’u ülkeden kovdurtmuş ve parasına da el koymuşlardır.

    gaveston yine geri dönmüş, edward ile açıkça ilişkilerini devam ettirmiş ve edward da kendisini üçüncü kez cornwall earl’ü olarak tayin etmiştir. bunun sonucunda gaveston aforoz edilmiştir. kral ve gözdesi iskoçya’ya kaçmışlar, ancak burada da saray peşlerini bırakmamıştır. ordular newcastle’a yaklaştığında, edward ve gaveston, artlarında sadece hizmetliler, eşyalar ve hazinelerini değil, edward’ın dertli karısı isabella’yı da bırakmışlardır. ayrıca isabella bu esnada, üç aylık hamiledir.

    ordunun baskısı durmayınca, firarda olan edward, gaveston’dan ayrılarak, çeşitli şehirlerde kendine yandaş aramıştır; bu arada gaveston, pembroke earl’ü tarafından yakalanmıştır. kendisini krala teslim edilmek üzere yola çıkan pembroke earl’ü bir geceliğine şatosuna uğramış, ancak o gece, gaveston’un peşinde olan kızgın baronlar, şatoyu basmış, gaveston’u kaçırmış ve bir zindana kapatmışlardır.

    pembroke buna bozulmuştur; gaveston’u umursadığından değildir bu, ancak kendisini adalete teslim etmek üzere söz vermiştir bir kere. birkaç barondan ve üst düzey soyludan, gaveston’un çıkarılmasını istemiş, ancak bu ısrarlardan rahatsız olan bir grup, gaveston’un başını kesmiş ve başsız cesedi, gaveston'un düşmanlarından biri olan warwick earl’ünün şatosuna götürmüşlerdir, fakat cesedi buradan kabul eden olmamıştır. oxford’da bir grup rahibe cesedi teslim almıştır ancak aforoz edilen birine ait bir ceset olduğunu için gömülememiştir de.

    edward çileden çıkmış, günler boyunca, “sözümü dinleseydi, düşmanlarının eline düşmezdi” diye ağlamıştır. tam o dönemlerde, isabella, geleceğin 3. edward’i olacak olan oğlunu doğurmuş ve bu, acılı edward’a bir nebze teselli olmuş, isabella ile araları düzelmiştir. sadece geçici bir süreliğine de olsa.
  • daha önce de anlatıldığı üzere, asilzadelerin öfkeli ellerinden kurtulsa da, karısının hiddetinden ateşinden (hem de ne ateş) kaçamamış on dördüncü yüzyıl kralı.

    beraber kaçtıkları erkek sevgilisi gaveston’un öldürülmesinden sonra, evine dönen kraliçe ile arası nispeten düzelen edward, ailesi ile iyi kötü yaşamaya başlamıştı. toplam dört çocukları oldu. ancak, herşey, devam edemeyecek denli iyi gidiyordu. nitekim, bir süre sonra, her ikisi de hugh le despenser ismini taşıyan bir baba-oğul, sahneye girdiler. bunlar, edward’ın eşcinsel eğilimlerine hitap etmemekte, sadece edward’ı pohpohlamaktan kaynaklanan nakit ve toprak bağışlarının keyfini çıkarmaktaydılar. gerek kraliçe, gerekse diğer soylular bu durumdan rahatsız olarak, 1321 senesinde, despenser ailesini ingiltere’den attırdılar. ayrıca, oğul despenser’ın evini yakarak, aralarında bin ikiyiz inek, iki bin domuz, beş yüz altmış at, yirmi sekiz bin koyun ve bin öküzün yanısıra, ciddi bir kurutulmuş et stoku da bulunan mal varlığını yağmaladılar.

    ufukta başka sıkıntılar da mevcuttu. fransa, ingiltere sınırında, küçük ama güçlü bir kasaba kurmuştu (o tarihte ise, gaskonya ve ponthieu ingiltere’ye aitti). bir ingiliz soylusu, durup dururken gidip bu kasabaya saldırmış, kasabanın başındaki fransız çavuşu astırmış, aniden bölgede bir karışıklığa yol açmıştır. edward’ın gönderdiği ilk elçi, kent şehrinin earl’üydü ve o denli büyük diplomatik bir beceriksizliğe imza atmıştı ki, fransa, o sinirle, gaskonya ve ponthieu’yü istila etti. peşinden gönderilen pembroke earl’ü de, gider gitmez, hastalıktan öldü.

    edward’ın eşi, kraliçe isabella, fransızdı. zaten erkek kardeşi de o tarihte fransa kralıydı. bu, despenser ailesine, kraliçenin huzurunu kaçırmak üzere malzeme vermişti: kraliçenin aslında casus olabileceği dedikodusunu yaydılar. oğul despenser’ın eşi, isabella'ya yardımcı olarak tayin edildi, aslında görevi de, gizlice kraliçenin yazışmalarını okumaktı. oğul despenser da, kraliçe ile kral arasındaki evlilik akdinin papa tarafından iptal edilmesinin yollarını araştırmaktaydı.

    öte yandan, dış ilişkilerde gösterilen genel beceriksizlik ve aczden rahatsız olan isabella, erkek kardeşi ile konuşup, fransa’nın istila ettiği toprakları geri almayı önermişti. bu topraklar çok önemliydi. özellikle, gaskonya’nın getirdiği gelirin bütün ingiltere’nin getirdiği gelirden daha fazla olduğu söyleniyordu. böylece, isabella’nın zekasını ve kocasına duyduğu büyük nefreti hiçe sayan bir gaflet anında, kraliçenin fransa’ya gitmesine izin verildi. halbuki isabella’nın planı, hem kocasından kaçmak, hem de bir şekilde intikam almaktı. nitekim her ikisini de yaptı.

    fransa’ya gittiğinde, despenser’ların evlerini yakan grubun başını çekmiş olan ve fransa’da sürgünde bulunan roger mortimer adında bir ingiliz soylusu ile tanıştı. kraliçe isabella, o tarihte 29 yaşındaydı ve 17 senedir de, eşcinsel eğilimleri olan edward ile evliydi; kocasının evza-ı garibesiyle uğraşmaktan bıkmıştı, haliyle roger’a aşık oldu. bir yandan, hakikaten ingiltere’deki durumu kardeşine anlatmıştı ve despenser’lar ortadan kaldırılana kadar, fransa’dan hiçbir yere gitmeyeceğini de açık açık söylemişti. gaskonya ve ponthieu’yü ingiltere’ye iade ettirebildi ve kocasını da, oğulları prens edward’ı (geleceğin edward iii’ü) fransa’ya göndermesi için ikna etti. oğlu da geldikten sonra, kraliçe despenser’lar ortadan kaldırılana kadar ingiltere’ye gitmeyeceğini kocasına söyledi.

    edward, isabella’nın dönmesi için, yalvar yakar mektuplar yazmaya başladı; karısının isteklerini kabul etmek ya da “ne halin varsa gör, gelmezsen gelme” demek yerine, tüm mesaisini despenser’ları savunmak üzere harcıyordu. tabii ki, bu bir işe yaramadı; hatta o denli işe yaramadı ki, isabella, o sinirle, ingiltere’ye gidip kocasını baştan indirmek üzere bir ordu toplamaya başladı.

    kendisini fransa’ya kadar götüren, ancak hala kral edward’a sadık olan bir piskopos, ingiltere’ye kaçarak, kralı, eşinin planlarından haberdar etti. edward, yardım aramak üzere, bir ingiltere turuna çıktı; ya baronları ordusuna ekliyor, ya da isabella’nın ordularına direnmek üzere, anlaşma yapıyordu. unuttuğu birşey vardı ki, isabella, uzun süredir çizdiği “mağdur eş” tablosu ile, oldukça seviliyordu. o kadar seviliyordu ki, fransız orduları ile ingiltere’de şehirden şehre gitse de, halk onu destekliyordu. bu şekilde londra’ya kadar geldi, kral ise çoktan kaçmıştı ve destek arıyordu ancak nereye giderse gitsin aradığı desteği de bulamıyordu.

    edward, bu telaşla, kraliçenin sevgilisi mortimer'in başına bin sterlin ödül koydu, blöfü gören isabella, rakamı yükseltti ve despenser’lardan genç olanın başına iki bin sterlin ödül koydu. baba despenser, bristol’e kaçmıştı ki, bristol de, kraliçenin ordularına kapılarını açan şehirlerden biriydi. baba despenser, apar topar zindana atıldı.

    edward ve oğul despenser, gitgide azalan yandaşları ile, kaçıyordu. kasım 1326’da yakalandılar ve genç despenser derhal kraliçenin huzuruna çıkarıldı. ölümüne dair kayıtlar, korkunçtu ve muazzam ölçüde grafik detay içeriyordu. bir rapora göre, bağırsakları çıkarılıp yakılmıştı; diğerine göre, cinsel organı kesilmişti, zira, “he was a heretic and a sodomite, even, it was said, with the king” (“hem dinden çıkmıştı, hem de kral dahil olmak üzere ‘çatır çatır’ sodomi ile iştigal ediyordu’).

    edward ise derhal tahttan indirildi. oğlu edward iii başa geçerken, tahtından olan eski kral ağlıyordu.

    edward hapse gönderildi; unvan ve toprak dağıtma sırası bu sefer mortimer’e gelmişti. eski kral, bir kez hapisten kaçmayı başardı, ancak tekrar yakalandı. son derece kötü şartlar altın kalıyordu; yiyecekler kötüydü, tavan akıyordu, kendisine ıslak giysiler veriliyordu. traş olmak istediğinde, kendisine zindanın etrafındaki hendeklerden alınan çamurlu soğuk su veriliyordu. zaten hücresi de, zindanın morgunun üst katındaydı, kokular tahammül sınırları ötesindeydi. zaten bu azabı da uzun sürmedi ve 21 eylül 1327’de, kraliçenin de onayı ile, hücresinde öldürüldü

    ölümünden otuz yıl sonra, ölümüne dair bir rapor yayınlandı. rapordaki ifade, “anüsüne kızgın bir demir sokulmak sureti ile öldürüldüğünü” belirtiyordu ("cum veru ignito inter celanda confossus ignominiose peremptus est").
  • christopher marlowe oyunuyla baştan çıkan derek jarmanın 1991 yapımı filmi edward ve gaveston arasındaki ilişkiye odaklanmış.. elizabeth dönemi bir metne postmodern uyarlamasıyla gayet semiyotic şizo yunanistan'ın iros agellos dans ve corfu belediye tiyatrosu ekibi tarafından petros gallias yönetiminde trabzon'da dahi sahnelenmiş, çıplak gay sahneleri ile türbanlıları salondan kaçırmıştır.
  • teddy awards 1992'yi together alone ve swoon ile paylaşan derek jarman filmi.

    aynı adla 12. uluslararası istanbul film festivali'nde gösterilmişti.
  • marlowe'a göre esir edildiği berkeley kalesi'nde, suikaste yolladığı lightborn tarafından, matrevis'in ve gurney'nin yardımı ile üzerine masa bastırılıp makatına kızgın maşa sokularak öldürülmüştür. tabi ki net olarak bu şekilde diyemiyoruz lakin o zamanın işkence türlerine göre olabilime ihtimali bir hayli yüksektir. devamında ise lightborn, matrevis ve gurney tarafından öldürülür. isminin ikincisi edward, fransız kraliçe isabelle ile evlidir ama mutsuzdur. asıl mutluluğu gaskonyalı piers gaveston'da bulmuştur. tabi bu durum hoş karşılanmaz çünkü gaveston'u cornwall kontu ilan etmiştir ve gaveston kral hariç herkesi emrinde ister. mortimer, lancaster ve warwick ise şiddetle karşı çıkarlar ve gaveston'u sürdürürler irlanda'ya. kraliçe isabelle'e baskı yapan edward onu geri getirilmesini ister ve isabelle de lordlara durumu anlatıp geri getirtir. geri gelen gaveston, lancaster ve warwick lordlarını öldürtür. mortimer ise gaveston'u ele geçirir ve öldürür. mortimer, bir anda krallığın en güçlü adamı olur ve edward ii kaçar. tahta, oğlu edward iii olarak geçirir ve naipliğini yapar. önce kent kontu edmund(ki kendisi edward ii'nin kardeşidir)'u idam eder. sonrasında da edward'ın katlinin emrini verir. lightborn ile yolladığı mektup'ta aşağıdaki gibidir ama mortimer bu mektupta virgül kullanmaz sonrasında suçlanmamak için.
    bu mektup iki farklı anlama gelir;
    edwardum occidere nolite timere, bonum est.
    edward'ı öldürmekten korkmayın, bu iyi bir şey.

    edwardum occidere nolite, timere bonum est
    edward'ı öldürmeyin, korkmak iyi bir şey.