şükela:  tümü | bugün
  • oryantalizm fikrini bize ogreten sıkı bir entelektuel
  • filistin asilli hristiyan arap entellektuel. columbia da ingiliz edebiyati profesoru. amerikanin ortadogu politikalarinin en onde gelen muhaliflerinden. yakin zamanda losemiye yakalandi ve halen tedavi goruyor. kultur ve emperyalizm, filistin sorunu, oryantalizm, haberlerin aginda islam adli kitaplari ve out of place adli otobiyografisi okunasi.
  • "adrift in similarity" baslikli yazisinda sameul huntington'un "the clash of civilizations" ongorusunu bosa cikaran postmodern dusunur.
    iste bir bolum:
    "but we are all swimming in those waters, westerners and muslims and others alike. and since the waters are part of the ocean of history, trying to plough or divide them with barriers is futile. these are tense times, but it is better to think in terms of powerful and powerless communities, the secular politics of reason and ignorance, and universal principles of justice and injustice, than to wander off in search of vast abstractions that may give momentary satisfaction but little self-knowledge or informed analysis. the "clash of civilizations" thesis is a gimmick, like "the war of the worlds," better for reinforcing defensive self-pride than for critical understanding of the bewildering interdependence of our time."
  • noam chomsky ile beraber amerikan dis siyaseteini en populer elestirmeni. babasi birinci dunya savasi'nda osmanli ordusuna secilmemek icin amerika'ya kacmis ve amerikan vatandasligi elde etmis. birkac yil sonra filistine geri donmus ve bu bilincle oglunu ingiliz kolejlerinde okutmus. lisede sinif arkadaslarindan birisi omer serifmis.* lise'yi bitirdikten sonra ailesi tarafindan amerika'ya yollanmis ve kendisini son derece etkileyen surgun adini verdigi yillari baslamis. ingiliz edebiyati okuduktan sonra columbia university'de* ingiliz edebiyati ve karsilastirmali edebiyat dersleri vermeye baslamis.* daha sonra ogendigine gore kendisini fakulte yonetimine tavsiye edenler, said'in misirli bir yahudi oldugunu soylemisler. sanildiginin aksine musluman degil hristiyandir. edward ismini, ingiliz krali edward bilmem kaca hayran olan annesi koymustur. said soyadinin ise nereden geldigini bilmemekteymis. kitaplarinin bavurulan eserler bolumu acayip uzundur. korkunc bir tarih, felsefe, edebiyat ve muzik bilgisi vardir. her kitabi insana yasama sevinci verir. denemelerinin bulundugu reflections on exile ve anilari out of place defalarca okunasidir, basvurulasidir. ama tabiyki bas yapiti orientalism'dir. bu kitapta bahsettigi to orientalise the the orient* formuluyle bati dunyasinin kendini daha guzel, akilli, ustun olarak tanimlayabilmek icin dogu toplumlarini basit, cahil, cirkin olarak gosterdiklerini iddia eder. her konuyu mutlaka israil'in filistini isgaline getirir. hatta yaser arafat ve enver sedat kendisinin haberi olmadan said'i filistin'in birlesmis milletlerdeki temsilcisi bile yapmislardir.
    glenn gould, wagner ve bach hayranidir ama ne yazik ki hain bir losemiye yakalanmistir. tam bir ustaddir, mirdir, isinin piridir. her ulkeye lazimdir boyle bir tanesi.
  • (bkz: simon says)
  • (bkz: mama said)
  • universitedeki odasinda 1-2 defa saldiriya da ugramisligi vardir.
  • ne dogulu, ne batili, ne oryantalist ne de ornamentalist oldugunu, icindeki surgun duygusunu kitaplarla gidermeye cabaladigini defalarca dile getirmis ve son demlerini yasayan asmis profesor. sanildiginin aksine oyle pek yanlis anlasilmamistir hatta tek basina mucadele ettigi icin destekcisi de cok olmustur. zira sosyal bolumlerde(bkz: tarih)(bkz: siyaset bilimi)(bkz: yakin dogu calismalari)(bkz: edebiyat)(bkz: uluslararasi iliskiler) okuyan her ogrenci en azindan orientlism'den haberdardir ve derslerinden gecmek icin eseri bitirmek zorundadir. eger okumuslarsa bilirler ki, said batinin doguyu daha iyi somurebilmek ve kendini onlara model olarak gosterebilmek icin onlari "basit, cahil ve cirkin" olarak gostermeye calisitigini iddia etmistir. zira boylece iradelerini ele gecirirler, der. ustadin buna ornek olarak sundugu en basit ornekler ise dellacroix'in araplarla ilgili tablolari, naipaul, kipling, orwell'in romanlari cnn ve nbc haber bultenleri, ve muslumanlari durmadan terorist olarak gosteren hollywood filmleridir. tum post-colonial yazarlari, dusunurleri gibi tabii ki algiya ve gercek bilgiye inanci yoktur, cunku bunlarin hepsini yillar once kaybetmistir ama necip mahfuz nobel'i aldiktan sonra da mutlulugunu dile getirmeyi de bilmistir. oryantalist olsa, ne israil'in filistin'i isgalini ikide bir gundeme getirir ne kendini olumle tehdit eden yahudilere cahillikten dem vurdugu makalelerle cevap verir ne de gidip gazze'de yahudilere tas atardi. tek dusundugu sey araplarin belleginin yitirilmesinin insanlik icin bir kayip oldugudur ki bunu oktay sinanoglu hassasiyeti ile ozdeslestirebiliriz. velhasil kelam, bu direnc tahtasina kulak verin ve nolur ona da oryantalist demeyin. zira eger e.said dahi oryantalist ise dogunu hali haraptir derim.
  • çalışma odasında posteri asılı yurtsuz entelektüel.
    israil'e taş fırlatırken yakalanmış objektife.
  • batinin, kapitalizmin, somurgeciligin tek gayesinin populer kulturlerini yayarak ve dogu toplumlarinin bellekleriyle, ana dilleriyle, tarihleriyle oynayarak onlari aptallastirip, iradelerini ele gecirmeye calistigini iddia eden dusunur. orientalisme karsi oldugu gibi tabi ki occidentialism'e de karsi olcaktir, zira edward said/5 e bakacak olursak dogu bati ayrimi yapmaz yapanlara cahal cuhala der. (bkz: samuel huntington) ikide bir der ki, "aslolan bir kulturden gelip baska bir kulture yerlesmek ve bu iki kulturun sentezi olan yeni bir kimlik yaratmaktir". bu yuzden de ulkesini talan eden, bir toplumun* tarihiyle, cocuklarinin gelecegiyle ve onemlisi onurlariyla oynayanlara entellektuel ortamlarda yillardir ayar vermektedir. karsindaki sartre, simon de beauvoir ya da foucault bile olsa tartismistir, karsi cikmistir. yapitlari bence "o kategorilerin cogalimini ve saglamlasmasini saglamaktan" ziyade "o kategorilerle" savasir, bu yuzdendir ki kitaplarinda ibn-haldun'dan alintilar bulabileceginiz gibi jane austen'dan pasajlar da okuyabilirsiniz. yani kimin yazdigi onemli degildir, der. ne yazildigi onemlidir, diye devam eder.

    kesinlikle tam bir fukoyen degildir. orientalsim'in onsozunde der ki "foucault believes that in general the individual text or author counts for very little; empirically, in the case of orientalism (and perhaps nowhere else) i find this not to be so." yani oryantalizm soz konusu oldugunda algiyi ve her turlu politik uzlasmayi reddeden foucault'tan farkli dusunur ve "saf bir fukoyen" olmamis olur. aksine, bu konuda fuko'nun tam zittidir, zira her turlu cozumun uzlasma yoluyla cozulebilcegini iddia eder said neredeyse tum eserlerinde. tabii ki her batili oryantalist degildir. cogu anlamini bile bilmez oryantalizmin. herkesini bilmesini beklemek de abestir. ama edebiyatin arkasina siginarak yuvarlak bir dunyanin dogu bati diye ayrilmasini ne said baslatti, ne hindular, ne de bangladesliler baslatti. hindulara white man's burden diyen kipling, muhammed'e kufreden voltaire, diderot ve onu infernosunda cayir cayir cayir yakan dante baslatti.

    ayrica, filistin trajedisi baslikli konusmasini dinlemek isteyenler icin asagidaki site tavsiye edilir...

    http://realaudio.rice.edu/…rdsaid/edwardsaidvid.ram