şükela:  tümü | bugün
  • tezimden alintidir, buyrun:
    2.3.4 edwin s. porter
    amerikan sinemasının kuruluş yıllarının en önemli yönetmenidir. sinema alanın elektrikçi ve film göstericisi olarak adım atan porter, 1899’da edison’un yapımevine girdi. kısa bit süre sonra da, edison adına film yönetmeye başladı. 1899-1902 yılları arasında melies’nin çalışmalarını örnek alan filmler yaptıktan sonra, amerikan sinemasının gelişmesinde önemli bir yere sahip filmlere imza attı. ilk önemli filmi, altı dakika uzunluğundaki the life of an american fireman – bir amerikan itfaiyecisinin yaşamı – 1903 kurguya dayanan bir sinema anlayışının ilk örneği oldu. itfaiyecilerin çabasıyla ana-kızın korkulu dakikalarının dönüşümlü olarak verilmesi, umutsuzluğun yükselişinin dramatik bir gerilim yaratması ve mutlu sonra ana-kızın kucaklaşması, ilk kez ustalıklı bir kurguyla veriliyordu. her sahne, hem bir olay anlatıyor, hem de bir sonrakine eklenerek, yeni bir anlam oluşturmaya başlıyordu. filmde, ilk kez yakın plan da kullanılıyordu. bir sahneden bir sahneye geçiş ise kararma, açılma yoluyla yapılıyordu. seyirci, gerçek bir olay karşısındaymış gibi itfaiyecilerle özdeşleşiyor, ana-kızın kurtarılmasını istiyordu. daha önce, hiçbir film bu türden bir duyguya yol açmamıştı. duygusal çözümün gerçekliğe yakın olması, seyircinin filmin kahramanıyla özdeşleşmesine yol açıyordu. lumiere kardeşler’in ya da melies’nin sinemasında görülmeyen özdeşleşme kavramı, amerikan sinemasının temel doğrultusu olacaktı.
    amerikan sinemasının daha sonraki yıllarda izleyeceği yolu daha belirgin bir biçimde belirleyen film ise, yine edwin s. porter’in 1903 yılı yapımı filmi the great train robbery – büyük tren soygunu oldu. porter, bu filmde gerçeklerden yola çıkıyor, itfaiyecilerin yaşamı yerine bir treni soymaya kalkan haydutları konu ediniyordu. ama bu kez, dramatik gelişim çok daha ağır basıyordu. filmin bölündüğü sahneler bir tren soygununun çeşitli aşamalarını konu ediniyor, haydutlar önce tren istasyonuna geliyor, sonra soygun yapılıyor, haydutların peşine düşülüyor ve haydutlar yakalanıyordu. birbirini izleyen sahneler, bir olayı anlatmaktan çok seyircinin duyarlığını etkilemeyi amaçlıyordu. seyirci ilk kez bir haydutla bir demiryolcunun dövüşmesini yakından görüyordu. film ayrıca, amerikan sinemasının en önemli dalı olan western sinemasının da ilk örneğini oluşturuyordu. film 14 dakika sürer ve edwin s. porter’in en önemli filmidir.

    kaynak: prof. dr. jur. alim serif onaran-sinemaya giris
    rekin teksoy'un sinema tarihi
    nijat özön-sinema el kitabi vs
  • alice's adventures in wonderland'ı 1903 yılında cecil hepworth ve percy stow iklisinin uyarlamasından sonra 1910 yılında (yani ikinci) sinemaya uyarlayan yönetmen. günümüz sinema dilinin oluşumunda çok büyük payı vardır.