şükela:  tümü | bugün
  • insanın yaşayabileceği en can sıkıcı, evde durduk yere fıldır fıldır döndüren, hayatı karartan, yazan doktora latiflerde bulunduran, merak edilmeyesi durum.
  • (bkz: efexor)
  • ilk gün hiçbirşey olmayabilir. ikinci gün kafa bir milyon olarak uyanırsınız. asla bitmeyen başdönmeleri yakanızı bırakmaz. bütün gün aptal aptal şekilde sebepsiz yere sırıtırsınız. sonra msn'den arkadaşlara mesaj atarsınız olm çiçek gibi oldum mis gibi oldum diye. bir süre sonra yorar adamı, bunaltır, koşa koşa eczaneye gidersiniz..
  • depresyonun kendini tekrar etmesi halinde cipram, eslopram gibi masum ilaçlar kullananlara bazı psikiyatrlar tarafından verilen, 75 mg., 150 mg., 225 mg şeklinde dozu arttırılan ilaç türüdür... 1sene bu ilaçla yaşayıp aa yine depresyona giriyorum efexorunuzu da size de nidalarıyla ilacı camdan fırlatıp ilaçsız yaşaycam artık diyen benim gibi bir bünyeye şunları yapmıştır...

    1. gün: hehe süper ilaç almadım çok mutluyum, depresyona gireceğim varsa girmem artık ben...
    2. gün: ellerim filan titriyor hafif hafif alala ya üşüyorumdur kesin efet efet üşüyorum...
    2. gün akşamı: midem bulanıyor, hmff daha da üşüyorum, üzerimde feci bir ağırlık var...
    3. gün: dünya gerçekten dönüyor evet, dünyayla birlikte başım midem herşeyim dönüyor, evet cümle kurmaya çalışıyorum ama toparlayamıyorum, aaa suyu döktüm yere, ellerim titriyor, sadece ellerim mi, offf gözüm seyiriyor, dudağım seyiriyor, örümcekler dolanıyor sanki damarlarımın içinde... olsun ben ilaçsız yaşayacam efexor da neymiş...
    3. gün akşamı: mijenle klip izleniyor, mobynin bir klibi yavru bir çizgi kedi var, hüngür hüngür ağlanıyor, çünkü o kediyle her kedi ve her insan eşleştiriliyor, sinirler tamamen boşalıyor...
    3. gün geceye doğru: konuşurken dil dolanıyor, üşüme ve titreme fena bir hal alıyor, soğuk soğuk terleniyor, hımm bu arada kulaklar devamlı uğulduyor, örümcekler sanırım çiftleşiyorlar çünkü her daim daha fazlalalaşıyorlar...
    3. gün gecesi: yarı uyku yarı uyanık modda kulağın içinde çalan tokmaklar, sesler duyuluyor, uykudan bir halt anlaşılmıyor, kabus görülmüyor ama kabus duyuluyor....
    4. gün: birileri tarafından izleniyorum paranoyası başlıyor... diğer herşeye ek olarak, yürürken duvara bodozlama dalınıyor, tüm hareketler yavaş çekimde gerçekleşiyor...

    evet hepsi bunların birdenbire kesilmiş efexorun yan etkileri, bünyeyi tamamen kendine uydurmuş bu ilaç, ve doktor kontrolunde hap bağımlısı olmuş, asprin bile içmeyen bünyem... psikiyatrım mı çok salak ve işini bilmez yoksa her biri mi bu yolu seçer bilmem ama siz siz olun lütfen psikiyatrist denen insanlarla yüz göz olmayın, kendi kendinizi tedavi etmeye çalışın, psikoloğa gidin, dostlarınızla konuşun ama asla ve asla ilaç kullanmayın... hayatınız boyunca hiç sahip olmadığınız psikosomatik rahatsızlıklara sahip oluyorsunuz depresyondan çıkayım derken, depresyon yanında hiç kalıyor... bedeninizi ilaçların pisliğinden kurtarmaya çalışırken buluyorsunuz kendinizi...

    bir nevi requeim for a dreami yaşamaya başlıyorsunuz ve birden yeni bir paranoya geliyor, bugün bunların paranoye olduğunu farkındayım ya üç gün sonra bu bilinci kaybedersem... duyduğum sesleri gerçek sanır, izlendiğime inanırsam nolacak... eliniz tekrar efexora gidiyor....

    efexor ve benzeri tüm ilaçların yüksek dozla kullandırılması sonucunda eminim ki pek çok insan aynılarını yaşayacaktır... bu yüzden kullanmayınız...
  • birinci gun: bi bok yok.
    ikinci gun: bi bok yok.
    ucuncu gun, gece: (david lynch yonetimindeki ruyanin muziklerini angelo badalamenti yapmaktadir.)

    .. alacakaranlik ruya ortaminda tipsiz kirmizi suratli bir insanimsi* ile pis pis bakisilir. hatta kim daha pis bakacak seklinde sozsuz bir iddiaya tutusulur. insanimsi eleman gozunu kacirmaz, tirsilir. ama goz kacirilmadan bakmaya devam edilir.
    gece elektriklenir. eleman gozunu kacirmaz, ama giderek yaklasir.
    yastik alev alir. uyanilir..

    yastigin b-yuzu cevrilir. sabaha kadar (ne kadar kaldiysa) geceleri nereden geldigi bilinmeyen sesler dinlenir, radyator cinlerine kufredilir.

    sabah olur, mesaiye gidilir.
  • bu ilaca zaten doktor kontrolünde başlanmalıdır. doz arttırım yöntemiyle başlanan bu ilaç bırakılırken de ve tabiki yine doktor kontrolünde doz azaltımı yapılarak bıraktırılacaktır. birden bire ilaç kesilirse efexor yoksunluğu illaki yaşanır ama aksi takdirde böyle bir şey mümkün değildir.

    (bkz: kendimden biliyorum)
  • alkol kullanımı bu yoksunluğu pekiştirir zaten anti depresan kullanıp sonra bırakan hiç kimse yoksunluk yaşamadığını iddia edemez çünkü beden çok zorlanır ilk günlerde. bu yoksunluğu yaşamamak için birinci tedbir alkol kullanmamak o dönemde sigarayı da azaltmak faydalı. b vitamini takviyesi mutlaka yapın ve doktordan uzak kalmayın ne olur ne olmaz.
  • bendeki tek etkisi serotonin miktarındaki azalmadan dolayı konsantrasyon eksikliği ve beyinde donukluklardı. bilgisayar başında bişeyler okurken donup kalıyordum. sonra kafamı sallayıp kendime geldiğimde tekrar zaman ve mekanla senkronize oluyorum. yarım saat sonra bir daha.. tabi bu daha 75mg'dan bırakmanın yoksunluğu sadece.
  • bu efexor denen boku kim icat ettiyse ağzına tüküresimi getirten olay. sanki beynim kocaman bir su balonu, her adımımda lımbır lımbır oynuyor. kafamı sağa sola çevirince önce midem bir hop ediyor sonra bütün dünya 7,6 şiddetinde bir depremle sarsılıyor. attığım her adımda ayağımın altından kaçmakta olan zemini tutturmaya çalışıyorum. kulaklarım uğulduyor, kalbim beynimde ve midemde atıyor. sağ yanıma doğru yatsam tüm dünya sağa çekerek yuvarlanmaya başlıyor. zar zor uyuyorum, tüm gece rüyamda yürümeye çalışıp yuvarlanıyorum. kan ter içinde uyanıyorum, kıvarana kıvrana tam uykuya dalıyorum ki yine rüyalarımda yuvarlanıyorum. düz yolda yürümeye çalışırken sürekli duvara tutunuyorum, yer yarılır da beni yutarsa sanki duvara tutunmam işe yarayacakmış gibi. hava kararınca gözlerim görmüyor.

    bi boktan ilacı bırakmayı beceremiyorum, kim bilir eroine filan başlasam ne rezillikler yapıcam..

    burdan bana 150 mg efexor başlatan doktorun gözlerinden öperim.