şükela:  tümü | bugün
  • efkâr "fikir" kelimesinin çoğuludur. bence "umumun fikirleri" aslında "kamunun oyu"ndan daha adil bir tamlama.. niye herşeyi oyluyoruz ki. marjinali- çoğunluğu biryerde, cümle fikri hep beraber işitsek daha hoş olmaz mı sayın seyirciler.
  • (bkz: kamuoyu)
  • "kuruluşu yanlış olmakla beraber henüz karşılığını bulamıyan terkipli tâbirlerimizden biri de “efkarı umumiye”dir. bu tâbirin acaba türkçede kaç senelik bir mazisi var, ve onu ilk defa kim meydana getirdi.

    kat’i olarak iddia edilemezse de “efkarı umumiye” mefhumile terkibinin ilk defa 76 sene evvel şinasi’nin kalemile türkçeye girdiğini kuvvetle tahmin etmek mümkündür.

    gazeteciler arasında hemen hemen bir meslek ıstılahı hükmünde bulunan bu tâbirin ilk türk muharriri ve gazeteciliğimizin pirî olan şinasi merhuma ait olması lâzım geleceğine dair oldukça esaslı deliller söylenebilir:

    1861 de neşredilmeye başlıyan ilk hususi türk gazetesi “tercümaniahval” in mukaddimesinde şinasi şu sözleri yazdı:

    “mademki bir heyeti içtimaiye de yaşıyan halk, bunca vezaifi kanuniye ile mükelleftir. elbette kalen ve kalemen kendi vatanının menafiine dair beyanı efkâr etmeyi cümlei hukuki müktesebesinden addeyler.”

    işte bu cümle benim fikrime göre, pariste tahsilde iken halk ile devlet arasındaki münasebetleri iyice kavramış olan şinasi’nin memleket işleri hakkında bütün halkın fikir ve söz sahibi olması lâzım geleceği hakkındaki kanaatini anlatıyor.

    denebilir ki, “efkarı umumiye” tâbirinin mefhumu, mânası memleket hudutlarına bu cümle ile girmiştir.

    1862 de şinasi “tasviri efkâr” gazetesini kuruyor. “tasviri efkâr” fikirlerin tasviri demektir. hangi fikirlerin tasviri demek olduğunu sormıya bile hacet yok. halkın ve umumun fikirleri kastedildiği meydanda. yani gazeteye verilen ismin aslı “tasviri efkârı umumiye”dir. ve bu şeklin fazla uzun olması sonundaki umumiye kelimesinin kaldırılarak terkibin kısalmasına sebep olmuştur. (...)

    “efkarı umumiye” tâbirinin tam bir klişe halinde şinasi’nin yazılarında aynen buluruz. “tasviri efkâr” ın 1863 tarihinde çıkan 102 inci nüshasındaki meşhur “istanbul sokaklarının tenvir ve tathiri” makalesinden şu cümleleri okuyalım:

    “evailde yani nasuh paşanın sadareti ki, 1020 den 1023 senesine kadardır – zamanında istanbul köpeklerinin kaldırılmasına kalkışmış iken gayretkeşlerin teşe’ümü ile iş hali üzere kalmıştır. şimdi ise “efkarı umumiye” köpeklerin vücudünde bir meymenet aramıyacak kadar terakki etmiştir.”

    daha sonra efkarı umumiye tâbirine namık kemal’de de tesadüf ediyoruz. “ibret” gazetesinde neşrettiği “londra” makalesinden şu cümleleri alalım:

    “londrada bulunan bir adam ahkâmı adaletin cereyanını görmek isterse her şeyden evvel karşısına merkezi teşri olan ve dünyada gördüğümüz kavaidi siyasetten hemen bir çoğunun mehdi zuhuru bulunan bir parlâmento çıkar ki, yalnız binasına bakılsa “efkarı umumiye” nin dehşet ve mukavemeti tahaccür eylemiş (taş kesilmiş) kıyas olunur...”

    şu deliller gösterir ki, “efkarı umumiye” tâbiri türkçemize tanzimat edebiyatile, avrupa ile temas ve fransızca ile ülfet neticesinde ve bilhassa şinasi ve namık kemal’in kalemlerile girdi ve onların kalemlerindeki hâkimiyet yüzünden o kadar kuvvetle yerleşti ki, sakat olduğu halde hâlâ düzelememiş ve değiştirilememiş bulunuyor.

    fransızcadaki “opinion publique” tâbirini lisanımızda anlatmak için “efkarı umumiye” tâbirini icat eden kalemin şinasi’ye ait olduğu kuvvetle tahmin edilebilir. fakat gerek şinasi, gerek namık kemal mefhumun cazibe ve heyecanile tâbirin sakatlığına dikkat etmemiş veya ehemmiyet vermemiş olacaklardır. çünkü “efkarı umumiye” türkçe bir terkip haline getirilince “umumî fikirler” demektir ve hususî fikirlerin karşılığını anlatır. fransızcada bunun mukabili “les opinions gènèrales” olmak icap eder. asıl tâbir o zamanki lisana göre “efkarı âmme” olmak elbette daha doğru idi. nitekim sonraları kalemlerine sahip olan muharrirlerden bazıları “efkarı umumiye” yerine “efkarı âmme” yi kullandılar. fakat eski klişe yine dillerde ve kalemlerde hâkim kalmakta devam etti.

    tâbirinin şekli sakat, kaidesi yabancı, kelimeleri köhne olmakla beraber, içi, yani mânası cümhuriyet inkilâbından sonra daha çok samimî oldu ve daha fazla kuvvet kazandı. çünkü efkarı umumiye, halkın düşündüğü ve kanaat ettiği şey demektir.

    işi nazarî olarak mütalea edenler arasında “efkarı umumiye” nin varlığını âdeta inkâr edenler de yok değildir. onlar gazeteler halkın istediklerini telkin ederler ve fikir cereyanlarını onlar uyandırır ve sürüklerler mütaleasındadırlar. fakat nihayet gazetelerle ve memleketin umumî hayatile münasebeti olacak derecede seviyesi bulunan halk kütlesinin her meselede bir vasatî düşüncesi ve kanaati vardır ki, işte efkarı umumiye denen şey bu olmak icap eder.

    o mefhum bugün, şinaşi zamanında olduğu gibi yalnız üç beş mütefekkir kalem sahibinin, yalnız gazetecilerin değil, bütün teşkilâtile ve müesseselerile inkılâbın ve rejimin malıdır."

    ibrahim alâettin gövsa
    yedigün dergisi
    7 mart 1939, no: 313
  • genelin fikirleri, kamu oyu manasına gelir.

    oy burada politik değil de sosyolojik olarak yer alıyor; görüş, fikir anlaminda.

    kamu da ilk aklimiza gelen devlet anlaminda değil kişiler toplulugu manasinda.

    efkar-ı umumiyenin oluşabilmesi için halkin hepsinin fikir beyan etmesi, bir görüş etrafinda toplanması da sart değildir.

    bıldırcınlar ötsün diyen kuşseverler, atlar ölesiye koşmasın diyen hayvanseverler, çocuklar ölmesin diyen hümanistler(insanseverler) de kamu oyu olusturabilir.

    hayırlı oylar.
  • (ilk giri tarihi: 20.2.2017)

    (bkz: kamuoyu/@ibisile)
    (bkz: rus atasözleri/@ibisile)