şükela:  tümü | bugün
404 entry daha
  • üniversitede sadece 1 ay, aynı evde yaşamaya tahammül edebildigim ev arkadaşımın hikayesidir.
    sigara saklamak, lambaları arkamdan söndürmek falan alıştığım şeylerdi. bir gün hazır çorba paketini eline aldı ve üzerindeki "4 kişiliktir" yazısını görüp, "biz iki kişiyiz, nasıl yapsak ki?" diye sordu.
    banyodan çıktığım bir zamanda, süre tuttuğunu ve benim banyoda ondan çok kaldığımı, dolayısı ile çok su harcadığımı, mümkünse bundan sonra duş yerine kova ile yıkanıp, su miktarını hesaplamayı önerdi.
    haftalık ev harcamalarımızı toplayıp hesap çıkarttı. ben 50 tl, o ise 90 tl harcamış diyelim. benden 40 tl istedi ki hesap eşitlensin. adamı, 20 tl vermem gerektiğine ikna edemedim.
    şimdilik aklıma gelenler bunlar.
  • bende de bir sürü var ama aklıma bir tanesi geldi şimdi. ankara'da lisedeyiz o zamanlar. haziran ayı olsa gerek okulların kapanmasına az var. üç arkadaş arjantin caddesinde bir doğum günü kutlamasından çıktık, biraz daha takılalım hadi dedik, hava güzel, iyi hissediyoruz. arjantin caddesinin müdavimleri değildik o zamanlar, bize hitap etmezdi pek. bestekar tarafında takılırdık daha çok. kafa uğrak yerimizdi. yaş da 18 olmamış daha, içki içebilmek cazip geliyordu.

    bir mekan gördük yine arjantinde, girelim dedik. hoş bir yer, canlı caz-latin müzik yapılıyor içerde. kokteyl mokteyl bira birşeyler içeriz çok ta para kaptırmadan çıkarız diye düşünüyoruz. girdik içeri rahat rahat, ki para sıkıntısı olan tipler değiliz açıkçası ama nedense bir anda ya kitlerlerse endişesi sardı hepimizi. pahalı puro içen kodaman tipler vardı etrafta mesela.

    içimdeki cimri o anda çıkıverdi ortaya, doğru anı bekliyormuş sadece, yanıltmadı beni. pasta yemişiz hava da sıcak susamışız. mekana para kaptırmaya da hiç niyetimiz yok, daha doğrusu benim yok.

    sp: olm hadi tuvalete gidip su içelim. gelince de içecekleri söyleriz.
    arkadaş 1: çüş lan beraber mi gidecez?
    sp: yok lan biz ikimiz gidecez, o da biz gelince gidecek, garsonları kıllandırmayalım (üçüncü arkadaşa bakıyorum).

    arkadaş 2: tamam ben sizi bekliyorum.

    ikimiz tuvalete giderken batıracaz herifleri deyip gülmeye başladık. gerizakalılar batacak haberleri yok, beleşe içeceğimiz su parasıyla şampanya bile açtırırız falan.. liseli geyiği yapıyoruz (kısa bir süre sonra mekan harbiden kapandı yalnız). biz gülerken bir garson bir anda takılıverdi peşimize. efendim koridorun ışığı yanmıyor diye el feneriyle eşlik ediyor pezevenk. herif fenerle önde biz arkasında. tuvaletin kapısına geldiyoruz.

    sp: tamam teşekkür ederiz, siz bizi burada bekleyin.

    tuvalete girip kahkaha atıyoruz. neyse içiyoruz çıkıyoruz. hatta koridorda birbirimize bakıp sırıtıyoruz. bir yandan da kolumla ağzımdan akan su damlalarını siliyorum. görev tamamlandı çünkü.

    salon kısmına tekrar geliyoruz ve masadaki arkadaş bize bakıp sırıtıyor bu sefer, masadaki üç su kadehinin arkasından. su beleşmiş zaten, boşalan bardağı her doldurduklarında gülmeye başlıyoruz.
  • erasmus için verilen 2400€ hibenin yeterli olacağını düşünüp, aylık kiranın 220€ olduğu odayı tutmak ve giderken para götürmemek. para göndermeleri için evdekilere gereksiz yere durumu bildirmemek. akabinde altı ay boyunca her gün makarna yemek. tam olarak 83 kilo olarak gitmek, 66 kilo olarak dönmek. survivor olmak. hayatımın en güzel anılarını yaşamam. paranın gerçekten önemsiz bir şey olduğunu anlamam.
  • bir gün arabayla bir arkadaşımı tamamen onun işi için uzak bir mesafedeki istediği yere görürdüm ve o gün yaklaşık bir haftalık yakıt tüketimime denk gelecek miktarda benzin harcadım. maddi olarak sıkıntılı zamanlar geçirdiğimi bilen arkadaşım kendisince jest mi yapmaya çalıştı hala bilmiyorum ama dönerken şu muhabbet geçti aramızda.

    - bugün ne kadarlık benzin harcadın?
    - yaklaşık 50 tl kadar. (belki ödemeye kalkışır diye azaltarak söyledim)
    - aaa tamam o zaman ben sana 20 lira vereyim.

    o an kalakaldım. lafını hiç etmemiş olsa sorgulamazdım bile, ama konuyu kendi açıp bir de o şekilde sonlanınca muhabbet, ne diyeceğimi bilemedim.
  • alt komşumuz vardı taa eski evimizde, ev iyi güneş alırdı ve bu teyzenin her daim balkon demirlerinin kenarına iliştirişmiş 2-3 güğümü olurdu. sıcak suyu böyle sağlıyordu. ha ayrıca bütün bina onlarındı bizler ve diğerleri kiracıydık.