şükela:  tümü | bugün
  • günümüz erkeklerinin evlilik hikayesi en sağlamlarıdır bu hikayelerin.

    "geçen evleniyorum. cebimde de kredi kartı. offf bir oraya çektiriyorum, bir buraya. lanet olsun içimdeki evlilik hevesine. gelinlik kiralama kaç para 2000. çek burdan. baldızın kuför masrafı 300tl çek burdan. davetiyeler orjinal kapaklı, açınca kalp oluyor ,kaç para 1000tl, çek burdan. beyaz eşya, salona-oturma odasına mobilya takımları, yemek masası takımı... çek gardaşım çek. çekinme yav. dış mekanda fotoğraflama işleri, 2000 çek burdan. haberim yokmuş gibi çek. çek anasını satim "
  • yeğenimin 370 bin liraya mal olan (nişan, kına, yemekli düğün, 12.5 bin tl gelinlik, takı, eşya, balayı) evliliğinin 6 ayda bitmesi, gelinin takıları da alıp boşanmasıdır.
  • hiç unutmam.

    bimde epey yüklü alışveriş yapmıştım. kasiyer kız da efsane güzel. normalde bir poşete sığdırabilceğim zerzevatları sırf kıza hava atacam diye(nasıl bir havaysa amk) "iki poşet olsun lütfen" dedim. 50 kuruşu çıkardım, verdim. sonrasında "bu hayata bir daha mı gelcez ehuhehhe" diye malımsı bir cümle kurmuştum. pişman değilim.
  • efsanevi değil de beni hayalkırıklığına uğratan bir hikayem var...

    eski sevgilim, üniversitede evini iki arkadaşıyla paylaşıyordu. üçüne de ailelerinden gelen para sınırlı, üçü de sigara içiyor, alkol alıyor, masrafları çok. dolayısıyla hep bir sıkışık olma hali sözkonusu.

    ben de tam tersine gideri az bir tipim ve hep param var. evlerine giderken alışveriş falan zaten yaparım, beraber yer içeriz, sorun edilecek şeyler değil bunlar hiçbirimiz için.

    bir gün, bunların yüzünden düşen bin parça. soruyorum, lafı geveliyor ikisi.* sonra yapay bir "söylemek istemiyorum ama hadi ısrar ettin" modunda çıkarıyorlar baklayı. evin birikmiş su faturası borcu var, o dönemin parasıyla yarı ev kirasi kadar. ödeyemiyorlar, ev sahibi bastırıyor, su kesilecek falan. mezuniyete bir ay var, ödemek lazım. dedim tabii, ben hallederim,kenarda param var.

    sevgilinin arkadaşı atıldı hemen "canım biz sana nasıl öderiz sonra?" sorun olmadığını, ödemeseler de problem etmeyeceğimi söyledim, uygun zamanda parayı verdim.

    zaman geçti üstünden, bunlar mezun oldu falan. bir ortamda otururken tesadüf eski ev sahipleri geldi. bunlara bağırıp çağırdı, dünya kadar su borcu bıraktınız diye. adam gidince dedim ödemediniz mi? o gün ben para verirken orda olmayan arkadaş şöyle yanıtladı gülerek: "yok yaa, bunlar bi yerden bulmuşlar para ama kıyamadık vermeye, içki aldık, sigara aldık, yiyecek aldık. lan, patlayan şeker bile aldık parayı bulunca "

    bunlar kilit durumda. demedim bişey
    açmadım da konuyu bi daha. ama çok üzülmüştüm .

    çoğu zaman eli açık biriyimdir ama insanların kendi kazanmadıkları parayı savurması, o para üzerinden çakallık yapması müthiş itici. aynı beyefendilerin hesap ödeme zamanı tuvalete kaçma hikayelerini de yazmıştım zamanında* . üstelik herkesten çok yiyip içme yüzsüzlüğünü gösterdikleri halde.

    demek ki neymiş, çekirgenin bir sıçrama, insanoğlunun da bir saçmalama hududu varmış *