şükela:  tümü | bugün
  • dans muzigi yapan bi grup da var boyle ama yazilisi farkli: "ege bam yasi". yanlis baktilar herhalde.

    hey hey hey.. cok zaruri edit: daha onceleri can grubunun agiz sulandiran albumunden bahseden entriler buhar olmus.. cok lazim gibi, dans grubu olan hakkindaki naciz sozlerim baskoseye kurulmus.. priorite, albume aittir elbette..
  • can'in yukselme devrinin ikinci albumu. digerleri de sirasiyla tago mago ve future days. sene 1972. sing swan song,vitamin c, spoon gibi en bilinen can sarkilarindan birkacini ihtiva eden, guzel kapakli, guzel isimli album..
  • yerine gore cinayet sebebidir..
    - naaber lan ege bamyasi..
    - laaaaannnnnnnn bozdum ulan yeminimi..
    ertesi gun yeni asir(egenin sesi)
    "cinsel organi ile dalga gecen arkadaslarini ve yoldan gecmekte olan 7 kisiyi dograyan sahis yakalandi"..
  • kalkanda yemiştim en son. gerçekten küçük ve ege yeşili oluyorlar.
  • 1972 yılında alman grup can rock 'n' roll tarihinin en garip albümüne imza attı: "ege bamyasi". hiçbir tarza dahil edilemeyecek derecede ilginç olan bu albümle ilgili söyleyebileceğim en kesin şey, ilk dinleyişten sonra hiçbir şey anlamamış olacağınızdır. bu, muhtemelen albümü ikinci, üçüncü, n. dinleyişinizden sonra da değişmeyecektir. ama arada bir içinize bir heves dolması mümkündür:
    - bir kez daha dinleyeyim, belki daha önce atladığım bir şeyler olabilir?
    hiçbir şey değişmez. "ege bamyasi" hep aynı kalır. albümün kapağı ne kadar saçmaysa, müziği de o kadar garip ve anlaşılmazdır. ama bu hep onu çekici kılmıştır.
    ilk şarkı pinch, rock tarihinin aykırı davulcularından jaki liebezeit'a ait bir gövde gösterisi gibidir. arada solist damo suzuki'nin de sesi duyulur ama pek de bir şey anlaşılmaz. şarkı 10 dakika sürer ve sonunda nasıl olduysa biter. ve siz sanki saatlerdir hiç durmadan sonic youth dinlemişsiniz gibi yorgunsunuzdur.
    ardından gelen, su sesleriyle başlayan sing swan song nispeten daha kolay hazmedilebilir. arada kendinize paranoyakça sorular sormanız da mümkündür:
    - sanki bu şarkının bir melodisi var gibi, ama bana öyle geliyor da olabilir?
    one more night ile nefes alabilirsiniz: bu şarkının gerçekten de bir melodisi vardır ve "pinch"e göre daha az deneysel olduğu kesindir.
    yayınlandıktan 25 yıl sonra unkle tarafından yorumlanmış olan vitamin c'nin nakaratı bile vardır ve hatta oldukça catchy'dir de. daha az zorlama ile, daha 'normal' bir grup tarafından kaydedilseymiş, belki bir radyo hiti bile olabilirmiş.
    soup albümün en uzun ve en atmosferik parçasıdır, tam on buçuk dakika sürer.
    muhtemelen albümün en iyi parçası olan i'm so green'de yine davulcu jaki liebezeit'ın ağırlığı hissedilir. şarkıda gitar solosuna benzeyen bir şey de vardır ve tınısı bugün bile kulağa çok canlı ve güzel gelmektedir. syd barrett'ın en karmaşık bestesini alın, biraz daha karıştırın, ortaya buna benzer bir şeyler çıkacaktır heralde. şarkının sonunu hakikaten biraz da zorlamayla pink floyd'un jugband blues'una benzetmek mümkündür.
    spoon ile albüm biter. bu da belli bir melodisi olan bir şarkıdır.
    albüm tamı tamına 40 dakika sürer. ve ilk dinleyişinizden sonra, bu geçen 40 dakikaya yanıp gruba bir küfür sallamanız çok muhtemeldir.
    can sayısız sanatçıya ilham kaynağı olmuştur; pek çok deneysel albümde "ege bamyasi"ndan izlere rastlamak mümkündür. bu albümlerin bazıları** "ege bamyasi"ni bile aşmayı başarmıştır, ancak hiçbiri rock müzikte onun kadar büyük bir devrim yaratamamıştır.
    tracklist'i şöyledir böyledir:

    1. pinch
    2. sing swan song
    3. one more night
    4. vitamin c
    5. soup
    6. i'm so green
    7. spoon
  • albümün kapağında bir kutu (evet doğru tahmin ettiniz) ege bamyası resmi vardır.
  • cevahir'deki d&r'da türk pop albümleri arasına konmuş olduğunu gördükten sonra pop müziğimizin geldiği seviyeyi fark edip ansızın hüngür hüngür ağlamama sebep olmuş olan can albümü.
  • i m so green , vitamin c , sing swan song gibi güzel şarkıları barındıran 7 parçalık, 1972 çıkışlı can albümü. adını ilk duyduğumda nasıl yani demiştim. müziğin orijinalliğini görünce anladım ne kadar orijinal bir isim seçtiklerini.
  • bu albümün ad ve kapak konsepti ile ilgili söylentiler, memleket kalburüstü müzik düşkünleri arasında neredeyse bir tür şehir miti mertebesine ulaşmıştır; açıklık getirmek isterim.

    can (ken okunur) tayfası albümün kapağındaki konserve ege bamyasına bir restoranda rastlamışlardır, doğrudur. ancak mevzuubahis restoran, arkadaşların bir şekilde inandırıldığı üzere güney sahillerimizde değil, albümü kaydettikleri köln’dedir; sene 1972’dir. türk işçilerin bu dönemde artan oranda akın ettirildiği şehirler arasında üst sıralarda yer alan köln’de türk restoranları mantar gibi bitmektedir. stüdyo kayıtlarına ara verdikleri bir öğle üzeri bir şeyler atıştırmak için bu restoranlardan birine dalan can üyelerinden şimdi adını hatırlayamadığım bir tanesi sözkonusu can (can okunur) marka ege bamyası konservesini görür ve “grafiker masrafından kurtulduk arkadaşlar” diyerek konserveyi hemen oracıkta satın alır.* yani diyeceğim her kim başlattıysa etkilenme olayını memleket topraklarına çekmenin alemi yoktur. kaynak bundan altı sene önce londra rough trade shop’ta rastladığım ve yine adını hatırlayamadığım can üzerine bir kitaptır, hikaye kuvvetle muhtemel doğrudur.