şükela:  tümü | bugün
  • eğer işin şekli kısımlarına takılmayıp özüne nazar edecek olursak, gerçekte eğitimin bir usta-çırak ilişkisi veya sohbetinden ibaret olduğunu görürüz.

    dikkat edin, bir tıp fakültesi öğrencisi bile neticede tecrübeli hekimlerle bir nevi sohbet gerçekleştirdiği için zaman içinde yetişiyor ve kademe kademe hocalarının yeteneklerini kazanıyor.

    modern eğitimin ayrılmaz unsurları olan kitap, materyal, sınav vs. unsurlar ise, seri/kitlesel üretime yönelik yapılmış düzenlemeler. bu sistemin fabrikadaki montaj hattından farkı yok. amaç kısa zaman içinde daha çok üretim yapmak, insan yetiştirmek. bu sistemin insani özellikleri törpülemesi ve yabancılaşmaya yol açması ise ayrıca ele alınması gereken bir mevzu.

    tıptan mühendisliğe, marangozluğa, araba tamirciliğine kadar mesele hep aynı. çırak ile ustayı karşı karşıya getir, çırak zaman içinde ustanın kabiliyetlerini kazansın...neredeyse bunun hiç istisnası yok. insanoğlu için işler böyle yürüyor.

    her işte böyle de, dinde farklı mı sanki?

    ama nedense insanlar bu gerçeği anlamıyor, anlamak istemiyor. tutturmuşlar "kuran'daki din, kuran'daki islam" diye...kuran'ı okuyup islam'ı öğreneceğini zannediyor.

    mesele kuran'ı okumak değil, onun vaz ettiği ahlaka bürünebilmek, yürüyen kuran, canlı kuran olabilmek. işte islam ancak böyle bir şahıstan öğrenilebilir.

    kuran, ayet diye zırvalayıp sonra da, islam ahlakına hiç uymayan, gayri ahlaki davranışlar sergileyen kimselerin söyledikleri ciddiye alınabilir mi? bence alınmaz çünkü bunların bakara-makara diyenlerden özde farkı yoktur.
  • doğal köşelerimizin, çıkıntılarımızın hayatta yuvarlanırken bize ve başkalarına batmaması için uflanıp, zımparalanması sekansı.kalitesine ve vizyonuna göre insanı eşşek, eşşeği insan edebilir.
  • güncel karşılığı ezber, itaat ve sorgulamamaktır.
  • dünyanın bütün çiçeklerine bağımsız fotosentez yapmayı öğrettikten sonra, psiko-seksüel davranışları , birer pavlov şartlandırmasına dönüştüren güç. platon denilen rahmetli idea varlığının akademia'sının arka sıralarında mermer basamağa antik çağ kadınlarının erotik resimlerini çizen sofist öğrenciye enjekte edilen yüklemler çağın mantığından farksızdı. arı mayalı silgiler tabula rasa sayfalarını kirletir ancak. kömür rengi kalemlerin kırmızı başlıklı öyküsü kareli ve çizgisiz sayfalar boyunca uzanırken herkes m'lerden martı yapmayı marifet sanar. çocukluk ve gençliğinin neredeyse tamamını meb'in çilehanesinde tamamlamış zayıf ruhun öğrendiği bir şey vardır: okumak ve yazmak. geri kalan ömrü unuttuklarını bu ikisi aracılığıyla hatırlamakla geçer. istendik yönde, kalıcı davranış değişiklikleri olarak adlandırılan eğitim, hepi topu bir sirk hayvanının bilinçsiz bilinçlendirilmesinden başka bir şey değildir. trapez üstünde dengeyi kurmak için sistematik beyin yıkama operasyonlarının ve denge çalışmalarının yapıldığı dört duvar, dört duvarla sınırlanır. evren boşluktan ibarettir.boşluğu boşluk çevreler. içimizdeki boşluğun, oksijen ve acıyla dolması ile başlar her şey. tanrılar o evreni 5 günde yaratırlar ve cumartesi-pazar dinlenirler. kutsal şabat ve cem günlerinde, bütün işçiler cennete gider'i izlese de cüzi bünye, karanlık medreselerin hendesehanesinde falakalar bilenir. ev yapımı şarapların içine atılan bir miktar tuz o iksiri sirkeye dönüştürür. tüketim denilen tornado, şehrin kıyılarını ve varoşlarını kasıp kavururken, zengin semtlerinde özel kastlar geliştirir eğitim bilgi çağında. bilgi öğrenildikçe bilinmeyenleri artırır. bilinmeyenler arttıkça, görülmeyenler çoğalır ve göremedikçe boşluk daha da artar. eğitim bilimleri kpss gizemi bilmecelerle öğrenci tanımı sorarken, kara tahtanın tebeşirli coğrafyasında, optik okuyucu yapılan hataları ölçer ve hata payı tanımaz hayat. eğitim, beyni alınmış bir şerçenin hatırlayamadığı bilinçaltının gösterdiği buğday tarlasındaki rüyadan başka bir şey değildir. gece görülüp, sabah unutulduğu ile kalır.
  • nilgün bıyıklı'nın bir yazısında denk geldim, bence harika özetlemiş:
    "eğitim; ruhunda efendilik olmayan bir insana sadece ukalalık ve küstahlık yapma ehliyetini veriyor."
  • eski devirlerde sadece alim olmak isteyenlere veya devlet işlerinde çalışacak ayrıcalıklı bir sınıfa verilirken, yaygınlaşması ve herkese bir zorunluluk haline gelmesi sanayi devrimi ile beraber kalifiye işgücüne olan ihtiyacın artması sayesinde 19.yüzyılda olmuş, giderek sanayileşmiş ülkelerden sanayileşen ülkelere doğru yayılarak evrensel bir zorunluluk haline gelmiş, 20.yy'ın ikinci yarısından itibaren iyice karmaşıklaşıp kapsamı, süresi ve herkese zorunlu kısmı artmış bir olgu. günümüzde 12 yıllık eğitim bile artık yetersiz görülüp, üniversite eğitiminin standart hale gelmesi ile insan hayatı gibi kısıtlı bir sürenin tam 16 yılını geçirmesi beklenen, kutsallık atfedilmiş ve gerekliliğinin sorgulanması bir tabuya dönüşmüş korkutucu bir süreç.

    sorgulamaya cüret eden ve bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak diyen öğrencilerin dalga geçildiği veya "büyüyünce anlayacaksın" denilerek susturulduğu, 12 yıl boyunca çoğunluğu aslında hiç bir işe yaramayan zırvalıkların "bilim" adlı bir başka kutsiyet kisvesi altında ezberletildiği, öğrencilerin hepsinin birden bir üniversite profesörü olacakmış şekilde bilgilerle donatıldığı bir ortam.

    muhtemelen bütün o koca 12 yıl boyunca, öğrencilerin ileriki yaşamlarında en çok işlerine yarayacak olan dersi, ingilizceyi bile öğretemeyen bir zaman kaybı. diğer bir önemli husus olan "okuduğunu anlama, anladıklarından analiz yapabilme ve kafasındakileri kağıda dökebilme" becerisini ne kadar verilebildiği de çok tartışmalı. bunun dışında hayatın çok ama çok önemli konuları olan ruh ve beden sağlığını koruma, ekonomi ve para kazanmak, meslek seçimi, cinsellik, sanat, teknoloji, insanlar arası ilişkiler, etkili konuşma ve yazma, güncel politika ve hayatımıza etkileri türünden şeyler ya çok yüzeysel veriliyor ya da tamamıyla es geçiliyor.

    bunların üstüne, internet devriminin gizliden ama çok hızlıca herşeyi değiştirdiği bir ortamda, geleneksel eğitim sistemlerine ve çocukları 12 yıl boyunca o verimsiz binalara tıkmanın anlamsızlığına uyanmasınlar diye de direniyor.

    ken robinson'un yazılarını, kitabını ama en kolayı olan ted talks konuşmalarını, çocuklarını okutan ve bu konular ile ilgilenen diğer herkese öneriyorum.

    ayrıca: http://www.mserdark.com/…eki-en-buyuk-engel-egitim/

    ayrıca (bkz: başka bir okul mümkün)
    (bkz: gerçek hayat/@iwillshowyouwhatitmeans)
  • antropolojik acidan bakarsak olaya egitim,kasitli kültürleme sürecidir.ammavelakin pragmatizm acisindan bakacak olursaniz bireyi topluma faydali hale getirme sürecidir.skolastik acidan ise bireyi tanrı imparatorlugunun üyesi haline getirme sürecidir.
    türkiye acisindan ise,gencecik beyinlere işkence çektirip salalım çayıra anlayışıyla çalışan çökmüş bi sistemciktir.
  • ilginc ve birbirinden farkli yetisen agaclari ayni ebatlarda suntalara donusturme sureci.
  • friedrich nietzsche'ye göre kamu yararı adına bireylerin yok edilmesidir.
  • "eğitim göre göre bizler birer hiç olmuşuz." goethe