şükela:  tümü | bugün
  • cumhurbaşkanı başdanışmanlarından özlem zengin tarafından dile getirilmiş bir durumdur:

    "...

    bununla birlikte kadın şiddeti konusunda artık daha bilinçli bir yapıda olduklarından da bahseden özlem zengin, “rakamlar bize aslında türkiye’de şiddet konusunda bir artış olmadığını gösteriyor. fakat bilinçli bir artış var ve bu artış şiddete uğradığını söylemeyi kolaylaştırdı. bu zaten böyle de olmalıydı. yapılan bir sürü araştırma eğitimli kadınların eğitimsiz kadınlar kadar şiddet gördüğünü gösteriyor. fakat eğitimli kadınlar bunu maalesef söylemiyorlar. eğitim arttıkça şiddetin kalitesi artıyor. daha inceltilmiş bir şiddet var. kaşıyla, gözüyle, ekonomik olarak yapmak istediğini engelleyerek, kadının ruhsal özgürlüğünü sınırlayarak. yani gören gözler için şiddet hep var sadece farklı” dedi.

    ..."

    kaynak

    söylüyoruz işte hep çok sıkmayın şu türbanı beyne kan gitmiyor sonra diye ama dinleyen kim.
  • biraz önce okuyunca "nasıl yani lan" gibi tepkiler verdiğim ancak üzerinde düşünüp içeriği okuyunca yer yer hak verdiğim yer yer ise hak vermediğim şekilde olan cumhurbaşkanı başdanışmanı açıklaması. bir kere sözü ele alırsak öncelikle "şiddet" gibi olumsuz bir eylem için kalite yani (nitelik) sözü kullanılması "kalite"nin halk arasında genel kullanımına göre pek uygun olmamış. insan ilk okuduğunda "önceden dövülüyordu şimdi öldürülüyor sanırım kalite dediği bu" tarzı düşüncelere kapılıyor. sözden alakasız olsa da düşüneceye kapılmak için oldukça çok neden var.

    hanımefendi pek haksız sayılmaz. eğitim arttıkça şiddetin çeşidi değişiyor. bunu da tabi ki ülkemizde öğrenim derecesine verilen genel ismin "eğitim" olarak adlandırılmasından kaynaklandığını söylemek gerekir. eğitim esasen baöbaşka bir şeydir ve bizim ülkemizde bu ayrım net olarak yapılmalıdır. hanımefendinin bahsettiği diploma derecesidir. diploma ise sadece belirli yeterlilik sınavlarını geçmiş kişilere verilir. daha yüksek bir diplomaya sahip olmanız sizi bu konularda daha eğitimli yapmayacağı gibi diplomasız olmanız da sizi kadın düşmanı bir öküz yapmaz.

    ancak diploma seviyesi ile kadına fiziki şiddet arasında bir paralellik var mıdır? mutlaka vardır. ama bu paralellik insanların sosya skonomik şartlarının da aldıkları öğrenimle paralel olduğunu göstermekte. yani iyi bir çevrede büyüyüp iyi okullara gitme imkanın varsa aldığın eğitim de dolayısı ile yükseliyor. o yüzden kadına yönelik şiddetleri direkt olarak "eğitim" ile bağdaştırmak çok da mantıklı gelmiyor.

    diğer yandan olayın özüne dönersek fiziki şiddetin olmadığı, anlaşmazlıkların olduğu ailelerde sayın danışmanın dediği türden şiddetler oluyor. ancak ben bu şiddetlerin bazılarını "özelleştirmek"ten yana değilim açıkçası. zira bunların bir kısmı olağan gelişen karşılıklı şeyler. ekonomik şiddet, ya da söylenen sözler "eziklemeler" gibi ifadeler toplumun hemen her yerinde olmakta. üst düzey bir idarecinin odasına girdiğinizde erkek de olsanız kadın da olsanız benzer şiddetlerle karşılaşabiliyorsunuz. bu örnekler çeşitlendirilebilir arttırılabilir. aynı durum evdeki erkek için de geçerli. bakış açınıza göre kadınların yaptığı "dır dır" diye tabir edilen yakınma durumu bir çok erkek için şiddet unsuru sayılabilir. hatta çoğu erkek "iki tane patlatsa suratıma da konuşmasa" diye düşünebilir.

    demek istediğim: kadını çok fazla ayırıyormuş gibi yapıp çok fazla değersizleştiriyoruz. aşırıya maruz bırakıp gerçeklikten uzaklaştırıyoruz gibime geliyor.

    neyse, sayın danışmanın bence bu şiddetten önce bariz fiziki öldürücü şiddetin önüne geçmekle ilgili çalışmalar yapması ve özensiz araştırılmış konuları daha düzgün analiz etmesi gerektiğini düşünüyorum.
  • tabi bilenle bilmeyenin attığı dayak aynı olmaz. eğitimli kesim uzakdoğu dövüş sanatlarını öğrenmeye daha çok vakit ayırıp kendilerini geliştiriyorlar. örneğin ben aikidoya başladığımdan beri atemilerim daha düzgün. önceden cahil gibi dövüyormuşum.
  • şimdi bu cümleyi kuran cumhurbaşkanı başdanışmanlarından bir öyle mi?
    bak bu bir itiraftır:
    sayın cumhurbaşkanım;şimdi anlıyorum ki sizin hiçbir suçunuz yok.
    söylediğiniz tüm yalanlar,attığınız tüm iftiralar,sürekli birileri tarafından kandırılıyor olmanız,ağzınızdan çıkan tüm tutarsız cümlelerin sebebi belli ki çevrenizdekilerin sizi hep yanlış yönlendirmesi ile alakalı bir durum.
    bunu da göz önünde bulundurarak;
    bugüne dek size karşı yapmış olduğum tüm eleştirilerden dolayı sizden özür diler,affınıza sığınırım.
    ama ne olur sizde çevrenizdeki bu gibi boş insanlardan bir an önce kurtulun.

    hanımefendinin kendisine gelince:
    umarım eğitimli biri ile evlidir de, en azından kaliteli şiddet görüyordur.

    tanım:
    bir cumhurbaşkanı danışmanının yapmaması gereken türden bir açıklama.
  • doğru önerme.

    lütfen iktidara yakın biri söyledi diye kimse "hayııığr biz eğitimliyiğğz biz şiddeğt uygulamıyoruğğz" diye çığırıp etrafa tükürük saçmasın.

    şöyle düşünün. eğitimsiz bir erkek eğitimsiz karısına kafa göz dalıyor olabilir. bu şiddet midir? evet. ama eğitimli bir erkek karısına fiziksel şiddet uygulamaz "medeni" olduğundan dolayı. bunun yerine psikolojik şiddet uygular.

    ve eğitimin getirdiği eşitlik sayesinde kadın da erkeğe psikolojik şiddet uygulayabilir.

    bunu da şöyle anlatabilirim. evlisiniz ve eşiniz hayatı size zehir ediyor sözleriyle ve davranışlarıyla. bu psikolojik şiddettir. bu durumda polise gidebilir misiniz? hayır. ama emin olun buradan aldığınız hasar fiziksel hasardan belki de çok fazladır.

    tabii bu durumu kaliteli olarak nitelendirmenin manası nedir orasını ben de çözemedim.
  • hiç bilenle bilmeyen bir olur mu artar tabi. şiddetinde bi ilmi var öyle langur lungur uygularsan tıbbi, sosyolojik ve adli sonuçlarına katlanırsın. darbeyi indirirken minimum iz bırakarak maksimum acıyı elde edebilecek bilimselliği yakaladığın oranda kaliteyi arttırmış olursun
    (bkz: bilimsel dayak)
  • kadina siddetin bu hukumet doneminde %1440 artis yaptigi belirlenmisken, nasil oluyorda artis olmadigini iddia eder pes dogrusu.
    tek dogru tespiti devletin buyumesinden cok kalkinmaya onem verilmesidir.
    kalkinmada kadinlarimizin da yerinin artirilmasi gerekmektedir.
  • anladığım kadarıyla psikolojik şiddetten bahsedilmeye çalışılmış ama yine eğitime bok atılarak bahsedilmiş sanıyorum. umarım doğru anlamışımdır. sonuçta kaşımız gözümüz morarmadıysa şiddete maruz kalmış sayılmıyoruz türk hukukunda.
  • ya sizcede bu şeyden kaynaklı olabilir mi, kültürel bozukluk? şuan ki neslin okuduğu kitaplar, izlediği diziler neyi, ne kadar öğretiyor? mesela psikopat ya da kötü çocuk bunların içeriklerine hiç bakılıyor mu? ataerkil biri var istediği psikopatlığı yapıyor ama kızı sevdiği için. kızı sevdiği için kızı dövüyor. bunu okuyup, izleyen ve soluyan bir nesilden ne bekleyebilirsiniz? bence kitap ve dizi içerikleri ile ilgili belirli bir yasa geçirilmeli, toplumsal bilinç sağlanmalı yoksa ne yaparsanız yapın bunun önüne geçilmez.
  • türkçesi kıt bir başdanışman cümlesidir.

    şiddet sabit şiddet metodu değişiyor demeye çalışmış sayın danışman, ki bir nebze de haklı olabilir.