şükela:  tümü | bugün
  • şöyle ki mesela meclistekiler filan burayı okursa diye bu konuya değinmek istedim. eğitim sistemi ile ilgili fikirler şöyle oluyor, mesela şu olsun bu olsun iyi olur mukabilinden filan ve fişman...
    gelelim entryime:

    ilkokulda insanlara ilerde ne gibi şeylerle karşılaşabilecekleri verilsin; hayat bilgisi dersinde evde öğrenebileceğin "bayram temizliği" tarzı zırvaları değil. biliyorum bayram temizliğini, çin'den ithal olmayan enteresan bir eziyet. sağlık eğitimi de ilkokulda başlamalıdır, ilk yardım, ne gibi gıdalar nasıl tüketilmeli, doktora ne durumda gidilir, dişinin çürümesine engel olmazsan önce kulağını sonra beynini çürütebilir, zırt ve pırt. harita gösterilmeli ama "şurda şu yetiştirilir" diye ezberleme kaydıyla değil, daha bir eğlenceye dayalı, harita kullanmayı öğretmeli misal. ayrıca yaratıcılık geliştirilmeli. mutlak suretle bir müzik aleti çalmayı, özgürce resim yapmayı, dansetmeyi, sporu -ki sağlığa zararlı bence spor- ne bileyim bu tip şeyleri yeteneği dahilinde çocukcağıza bulaştırmak lazımdır.

    -"nerede yaşadığının farkında mısın?" demeyin; mesela enstrumanlar okulun olur, misal 15-20 gitar, org keman vs 1 adet de piyano- çünkü bir çocuğu ufak yaşta bu tip şeylerle eğlendirir oyalarsan ondan zarar gelmez. ince ruhlu olur. eğer ki hitler salağını resim akademisine mi ne alsalar idi şimdi sobotta gibi vahşi anatomi atlasları tıpçı kardeşlerimizin canını, vaktini ve cebini yakamayacaktı; yahudiler sabun imalatında kullanılamayacaktı, sigara dumanı ile dolmuş bir odadayken "gaz odası gibi oldu bura len" deyip gülemeyecektik, "hayat güzeldir" "piyanist" gibi filmlerde hüngürdeyemeyecektik, vs vs gider bunlar.-

    türkçe dersi o aptal türkçe kitaplarıyla olmasın. nezihe yildiz mıydı neydi, allahım o nasıl bir işkencedir?! aptal saptal konu ile ilgili soruları öğrenci cevaplasa nolur cevaplamasa nolur. dilbilgisini öğretsinler çocuğa, bir de kitap okutsunlar sürekli. o gıcık türkçe kitapları da kaldırılsın. noldu bilmiyorum, belki de kaldırmışlardır o kitapları. of midem bulandı. sadece o kitabı aldığın gün hikayelerini okur bitirirdin, ama yıl boyunca kabusun olurdu o ders kitabı. nereden hatırladıysam şimdi?! (yuh bana nerden hatırlamışım müfredat yazıyorum ben lan ne anlıyosam!?)

    bu dönemde yani ilköğretimde matematik kesinlikle sadece etrafta kullanılabilir türden olmalı. hiçbirimizin karşısına 50 çeşmeli 25 delikli psikopat havuz çıkmadı. ama ekmek almaya gidip para üstünden emin olamadığım olduydu matematiği iyi bir öğrenci olmama rağmen. işin içine sıfırlar girip durunca anlayamayabiliyordum da. tarihi anlatacaklarsa insan gibi anlatsınlar, öğrencinin ilgisini çekecek şekilde. daha çok o şehrin tarihi yerleri gezdirilmeli, türkiye'nin maşallahı var her tarafı tarih zaten. hani o manyak binalar bakımsızlıktan b.ka dönmese falan o çocuklar gezdirilebilir oralarda. o binalar tadilat yüzü görseydi öğrencilerin yanında bir yığın turist de olabilirdi.. hem de her tarafta. bence ilkokulda din kültürü dersi saçmadır, annesi-babası anlatır ne ise olay. açıkçası ben inanıyorum ama okuldaki hocamın hiçbir etkisi olmadı ha bize bir dua ezberletmişti onu da biliyordum zaten keko geçmiştim. ama hakikat ve marifet, erdem düzeyinde anlatılmazsa zaten bir anlamı yoktur din eğitiminin. ha bir de küresel ısınma var; elektiriği suyu şunu ve bunu nasıl kullanmalılar ne yapmalılar ne etmeliler bunlar da öğretilmeli.

    bu kadar müfredat bunlara yeter de artar bile. kendime ilkokul kuruyorum haberiniz olsun. ilk de ben kayıt olucam.

    ilkokulda okuma yazma öğretileceğini yazmamışım ehaha.

    ekleme: liseler için de alın size şöyle bir fikir: öss var tabii. öss ile ilgili procem şu şekilde, kaldır öss’yi. dershaneleri kapatıp bi yığın öğretmenin işsiz kalmasından mı korkuyosun, dershaneleri de yarı özel okul yaptır! şahane olur valla. hem de çocuklar okul-dershane ikilemine düşmezler, adam gibi birine devam ederler sadece. zaten gelir düzeyi yetecek veliler çocukları anadolu ya da fen liselerini kazanamazsa çocuklarını bu yarı özel okullara yollar, e düz liselerin sınıf mevcudu azalınca düz liselerin de eğitim düzeyleri artar. liseler de meslek lisesi olmalı mesela, üniversiteye gidene kadar kademe kademe ilerlemeli öğrenciler istediği mesleğe doğru. yeteneği üzerine okumalı, 3 saatlik sınavla değil…

    bir de ehliyet 18 yaşında lise sonda ikinci dönemde verilmeli.

    ayrıca lisede yemek yapmayı filan da öğretsinler lan.

    başka bi isteğim olursa yazarım bilahare, öpt. kib. filan.
  • -öss kaldırılamaz, neden? çünkü dershanecilik biter ve bir yığın öğretmen işsiz kalır. bunu kimse göze alamaz.

    -yeterli ilköğretim okulu ve lise yok. bir de üniversite açılacakmış. çamlıhemşin'de çocuklar boğulma riskine rağmen okula gitmek için araba lastiklerinden yaptıkları botla hergün nehirden karşıya geçmekteler vs. ha peki niye? okul binası yapmak masraflı. çünkü bilim pahalı. yaa..

    -öss yüzünden lisede ve sbs yüzünden orta kısımda kimse dersleri sallamamakta. yani okul işe yaramamakta.

    çözümüm:

    -dershaneleri yarı-özel okul yapmak. ücretler aynı kalacak yani. hani insanların maddiyatını sarsar diyorsanız emin olun okul aidatları+her yıl dershane daha pahalıya patlıyor ve hani orta halli kesim çocuğunu bu okullara gönderecektir eğer ki anadolu ve fen liselerini kazanamamışsa çocuk. bu sayede hiç öğretmen de açıkta kalmaz hem de irticai hareketler yapan dershaneler daha rahat denetlenebilecektir. kimse bir öğrenciye gidip de "namaz kıl aaaa ne günah" diyemeyecektir. ve ayyrıca bu tip dershanelerde namaz kılan hocalar diğerlerinin 3 katı maaş almaktalar; böyle adaletsizlikler olamayacaktır çünkü maaş devletten alınacak vs. ve tabii ki vergileri yine aynı olacak. (benim anlamadığım, hem dindarım diyosun hem niye inananla inanmayanın emeğine farklı fiyat biçiyosun ki? bu ne biçim adalettir?) ayrıca bazı dershaneler yaz tatillerinde öğretmenlerini işten çıkarıp sigortalarını maaşlarını yazın yatırmıyorlar (mesela şaşıracaksınız ama büyük bir dershane olan ve genelde zengin çocuklarının gittiği fen bilimleri merkezi yaz tatillerinde öğretmenlerini işten çıkarıp dönem başında tekrar işe alıyor, yazın sigorta ve maaş yatırmıyor)

    -müfredatı da sınıf derecelerine göre ayarlamak. yani tüm herkes lise sonda çemberi analitik düzlemde incelemeyecek ve dersleri kendisi seçecek. misal ben bir fen bölümü öğrencisiydim ama kimyadan hazetmezdim fiziği matematiği geometriyi severdim yabancı dil de ilgimi çekerdi. ama ben biyoloji ve kimyadan sorumluydum. bunun gibi şeyler. hani bunları seçmezdim ama buna göre de bir mesleğe yönlendirilirdim.

    -önceden de söylediğim gibi ehliyet lise son sınıf ikinci döneminde ders olmalı.

    -ve tabii ki yabancı dil de seçmeli olmalı tüm okullarda. ve yabancı dil dersi dolayısıyla sadece o okulda okutulmamalı; şöyle ki: misal ankara'da. ben diyorum ki lehçe öğrenmek istiyorum ve ankara genelinde benim gibi 25-30 manyak var bu dili merak eden. bu dersi seçenler hangi okulda çoğunlukta ise o okulda bu eğitimi görecekler. yani hem ingilizce hegemonyasından kurtulmuş oluruz; hem de daha çeşitlilik barındıran bir ülkemiz olur. yani biz de "o dili bilip konuşmama hakkı" edinmiş oluruz. hem de bu tip bölümlerde okuyanlara iş imkanı çıkar. hem "leh dili ve edebiyatı" okuyan adam da değerlenmiş olur, hem de şimdi aldığımız dandik zorunlu dil derslerine ayrılan bütçe heba olmuş olmaz. ki bu dilin eğitimi de her yıl ilköğretimde haftada 4, lisede 8 saat olmalıdır. haftanın bir günü çocuk sadece o dersin verildiği okulda geçirmelidir zamanını.

    -liselerin hepsi meslek liseleri olmalı. misal; imam hatiplerin de bir çoğu normal meslek liselerine çevrilmeli. bina tasarrufu yani. ilahiyat fakültesi kontenjanı ne kadar ise o kadar kişi mezun olmalı imam hatipten. hem kızlar imam hatipe girmemeli benim bildiğim kızlar imamlık yapamıyor. neyse bu meslek liselerine de ilköğretimde çocuğun yeteneğine göre gidilmeli yani ben diş hekimliğine medikal içerikli bir liseden geçmeliyim ki üniversiteye başladığımda sudan çıkmış balığa dönmeyeyim. bunun gibi şeyler.
  • ilkokuldan itibaren resim müzik gibi tiyatro dersi de eklensin, tiyatro çocukların kendilerini ifade etmelerini ve özgüven kazanmalarını sağlar.
  • bu konuda bi fikrim bulunmamaktadır. eğitim sisteminin amacı doğrultusunda bana kattığı da budur.
  • -resmi bayramlarda gösteriyi devlet konservatuvarı öğrencileri vb. öğrenciler şeyetse; ne dersiniz, hoş olmaz mı?
  • 19 mayıslarda gösterileri devlet konserv. tiyatro bale müzik dans vb. hedelerle alakadar bölümlerde okuyanlarla sporla alakadar bölümlerde okuyanlar yapsınlar bence. müzik eğitimi alanlar müzikleri yapar vb. iş paylaşımıyla tecrübe de kazanmış olurlar.
  • "her şeyin başı sağlık" ise şayet, tıp hekimleri hemşireler ebeler filan türevle integralle değil de sağlık meslek lisesindeki başarılarıyla girsinler o bölümlere. sonuçta sağlık hassas bi konu, daha lisede bu alanların teorik eğitimini alan daha iyi hekim-hemşire-ebe olur bence.
  • eğitim çok mühim, o zaman öğretmenlikler de konservatuvarlar gibi yetenek sınavıyla öğrenci alsın. iletişim, empati, ders anlatma gibi kabiliyetleri olmayanlar öğretmen olmasın.
    veeee akademisyenler de formasyon alsın ders verebilmek için.
  • kabiliyeti olmayanların öğretmen olamayacağı gibi, umutsuz vakalar da öğrenci olmasın, belki o zaman bu sistemin ürünleri hakkında daha net bilgilere ulaşabiliriz.

    tanım: bu gidişatla daha da kötüye giden sistem.