şükela:  tümü | bugün
  • eğitim ve araştırmanın çoğunda yalnızca isimde kaldığı hastanelerdir.
    bugün istanbul'un göbeğindeki pekçok eğitim ve araştırma hastanesinde dahi ne teknik altyapı ne de kadro açısından eğitim ve araştırma için gerekli asgari şartlar yok. kadro olsa ödenek yok, hadi ikisini de buldunuz zaman yok. çünkü oy hesapları ile mümkün olan en fazla hastaya en kısa zamanda bakmaya odaklanmış sağlık sistemimizin böyle dertleri yok.
  • tıp, ihtisas ve üst ihtisas eğitiminin verildiği hastanelerdir. ihtisas ve üst ihtisas eğitiminin buralarda yapılması sebebiyle türkiye'nin en yaşlı öğrencilerinin bulunduğu yer de diyebiliriz. eğitim ve araştırma hastaneleri çoğu zaman tıp fakültelerine bağlıyken bazen de devlet hastanelerin devşirilmesiyle yapılmıştır.

    bazı devlet hastanelerinin eğitim ve araştırma hastanesine dönüşme sebebi hem uzmanlık eğitimini üniversitenin sırtından almaktı. ama bunu yapan devlet hükümet politikalarının savurması sonucu şimdilerde tıpta uzmanlık sınavı kontejanlarını yarı yarıya düşürdü. yani hem uzmanlık eğitimi veren kurum arttı hem de alınan uzman azaldı. bu durumda hastanelerin öğrencisinin azalarak sözde ''iyi eğitim'' verdiğini zannedebilirsiniz ama durum öyle değil. işler hemşirelere daha çok yaslandı.

    ayrıca bir tıp fakültesinde öğrencinin dönem 4,5,6'yı geçirdiği yere de denir. öğrenci bu binaya adımını attığı anda diplomasız olmasına rağmen stj.dr ünvanını alır. bitirirken yani son dönemde ise int.dr olur fakat pratikteki adı intahdemdir. bunlar -intahdem hariç- öğrenciyi gururlandırıcı payelerdir, he ne kadar onlar bunların kıymetini bilmese de. ayrıca ösym'nin bu hastanelere yeterince uzmanlık kontejanı açmaması nedeniyle buradaki uzmanın yapması gereken işler int.dr'a yıkılmıştır. tıpkı eski devlet yeni eğitim ve araştırma hastanelerinde işin hemşireye yıkıldığı gibi.

    tıp fakültesinde bu binanın tamamlayıcısı vardır o da temel tıp veya eskilerin dediği gibi (örn: babam) morfoloji binalarıdır.
  • bazen boş yere bol bol araştıralacağınız, istemeden eğitim vereceğiniz hastanelerdir.
  • ankara da dışkapı yıldırım beyazıt hastanesi endokrinolojiye yolunuz düşmesin ama düşerse kendinizi house 'un bir bölümünde zannedebilirsiniz . mükemmel bir ekip (doktor-hemşire-hastabakıcı hepsi), sonuç odaklı ve bütün ihtimallere bakmaya çalışarak gidiyorlar . sadece aklınızda olsun türkiyede de iyi devlet hastaneleri olabiliyormuş.
  • muayenede öğrencileri de olan hastanelermiş. doğru tabi. bunlar analarının karnından öğrenmiyordu.soyunmak zorunda kalmam inşallah.
  • çoğu özel hastaneden daha iyidir.temizlik,nezaket biraz daha azdır ama her daim doğru tetkik ve tedavi alırsınız...
  • uzman operatör doktor yerine asistan doktor tarafından kesilip biçilebileceğiniz hastanelerdir. cerrahi müdahalelerde uzak durulması gerekir.
  • isminde eğitim olan hastanede asistan doktorların ameliyat yapmasına şaşıran bir de bunu sözlüğe taşıyan insanları göstermiş hastaneler. nasıl olur aklım ermiyor halbuki o asistan doktorların ameliyat yapmayı annesinin karnında öğrenmesi gerekiyordu çünkü uzman operatörler(!) ameliyat yapmayı anne karnında öğrenip doğdular.
  • ülkemizde bulunmayan değerler üzerine kurulmuş hastanedir. bunu önceden de yaşadığım ama bugün en beter haliyle edindiğim tecrübeye dayanarak tarif edeceğim.

    efendim ben türkiye'nin hali vakti yerinde üniversitelerinden birinde tıp öğrencisiyim ve şu an pediatri stajı almaktayım. hiçbir zaman kendimi beğenen bir insan olmadım, kendi halimde müziğimi dinleyip kitabımı okuyarak vakit geçiren, insanlarla her daim iyi ilişkiler kurabilen, aranızdan bir insanım. ama kontrolsüz üreme ve eğitimsiz insanlar, en yumuşak huylu insanı bile çileden çıkartabilir. izninizle vakaya geçiyorum.

    pediatri stajı, klinik eğitimdeki en geniş ve en disiplinli staj konumunda, bu stajda öğrendiklerimiz büyük bir tecrübe sağlıyor bize ilerleyen zamanlarda. bu stajda hastalardan öykü alıp takibini yapma, o hastalığı enine boyuna öğrenip sözlü sınavda konuya hakim olarak ter dökmemiz gerekiyor. şu an çocuk servisinde tadilat olduğu için servisin yarısından fazlası boş ve dolu olan yatakları 70 kişi paylaşmak zorundayız. (4-5 kişiye bir yatak düşüyor maalesef, her fakültede olduğu gibi burada da kontenjan fazlası var)

    neyse efendim biz iki arkadaş sabah derslere girdikten sonra bir iki anneyle hem muhabbet ederiz hem de hasta hakkında bilgiler ediniriz diye servise çıktık. öyküsü alınabilecek 3-4 hasta vardı ( ya tanı aşamasında ya da annesinin canını sıkmak istemeyeceğimiz durumda olan çocuklar vardı.) odalardan birine girelim dedik, önden arkadaşım girdi, ben de biraz geç girdim odaya. benim girmemle arkadaşımın sinirli bir yüzle bana doğru yürümesi bir oldu. neyse çıktık odadan koridorda bekliyoruz, arkadaşım hasta annesinin kendisini ''müsait değiliz'' diyerek kovar dilde konuştuğunu söyledi. ben de öyle demek istememiştir diyerek avutmaya çalıştım, gel diğer odaya bakalım dedim.

    diğer odaya geçtik, 12-13 yaşında genel hali iyi olan bir kız vardı yatakta, yanında da annesi oturuyordu. yanlarına gittik kendimizi tanıttık, hastanın öyküsünü almak istediğimizi söyledim. anne ise sanki sokaktan gelip kızıyla muhabbet etmek isteyen serserilermişiz gibi ''ben sizinle konuşmak zorunda mıyım, rahat bırakın artık bizi. konuşmak istemiyorum sizinle.'' dedi. ben de nerede bulunduğunu hatırlattım ve halen üste çıkmaya devam etti. ben de iyi günler diyerek odadan çıktım ve açıkçası bundan sonra böyle insanların gereksiz kaprisini çekmek için servise gitmeyeceğim.

    ''eğitim ve araştırma'' hastanesine gidip asistanlardan ve öğrencilerden yakınıyorsunuz ya; şu an sizi iyileştiren doktorlar da bizim aramızdan çıktı geçmişte. eğer doktor adaylarının bir şeyler öğrenmesini kendinize yediremiyorsanız devlet hastanesine gidebilirsiniz, sizin gibi eğitimden nezaketten nasibini almamış insanlar yüzünden ülke daha da kötüye gidecek. sen bu gün kızının hastalığına çare buldun; ama torunun büyük ihtimalle, senin gibi insanlar tarafından azarlanan insanlar tarafından görülecek ve umarım ki hastalığı da iyileşemeyecek.

    hayata ne kattığınızı bile sorgulamıyorum ya, okuduğunuz basit şeyleri anlayabilecek kadar bile zekaya sahip değilseniz lütfen doğum kontrol hapı kullanın, hasta olduğunuzda ormandan bulduğunuz otları kaynatıp için de insanlığa faydanız olsun. gerçekten hak etmiyorsunuz size verilen hizmeti, sayıca üstünlüğü sağladığınız an hayatta bir şeyler yapmaya çalışan insanları da kendi bok çukuruna çekmeye çalışmaktan başka bir maharetiniz yok. üremeyi bırakın da insanlar biraz rahat nefes alsın lütfen.

    ha peki ben ne olacağım, açıkçası böyle saçma insanlarla doktorluk hayatımda karşılaşırsam gerisin geri göndereceğim evlerine, hastanemdeki meslektaşlarımı da bu insanlar hakkında bilgilendireceğim ki aradıklarını benim çalıştığım yerde bulamasınlar. sözüm meclisten dışarı tabii ki, bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki hastanede, birlikte vakit geçirdiğimiz günler boyunca onların çektiği acılara ortak oluyoruz, taburcu olurken de ben uğurluyorum onları. sadece biraz içimi dökmek istedim, umarım ülkemiz bir gün, biz göremesek de güzel bir yer olur.