şükela:  tümü | bugün
  • bok iyi durumdayız.

    ben daha yetkili ağızım amk, sahadan bildiriyorum. en tepedeki adam ne bilecek eğitimin halini.
    1-fatih projesi patladı,
    2- devamsızlık süresinin 10 güne indirilmesi patladı,
    3- performans ödevi puanlama sistemi patladı,
    4- kılık kıyafet yönetmeliği patladı,
    5- müdür atamaları patladı...

    bu kadar patlak olan bir sistem nasıl iyi olabilir?

    edit : yoğun istek üzerine maddelerimin dayanaklarını tek tek açıklıyorm;

    1- okullarda teknoloji atılımı adı altında sunulan fatih projesi aslında akıllı tahta ve tablet bilgisayardan ibaret. akıllı tahtalar, sürekli donuyor. internet altyapısı, çoğu okulda milli eğitim bakanlığı tarafından mahvedilmiş durumda. daha önce okullar kendi imkanları ile internet bağlatmış olsalar bile, onu engelleyip kendi internet sistemlerini yerleştirmek isterken bozdular ve ortalıktan kayboldular. haliyle internet yokken de akıllı tahtanın çok bir işlevi kalmıyor. tablet bilgisayarlar; ilk olarak vestel ile başlandı, küçük bir aralığa samsung sıkıştırılıp şimdi general mobile ile devam ediyor. tablet bilgisayarların akıllı tahta ile uyumu yok/problemli, giriş için tc kimlik numarası istiyor yani bir numaralı fişlenme aleti, ayrıca muhteşem bir şekilde periyodik olarak kendini güncelleme adı altında sıfırlıyor. ders notu, ödev, yazılı sınav soruları, fotoğraf hiçbir şey barındıramıyorsunuz içerisinde ve her ay tabletiniz ilk günkü gibi tertemiz oluyor.

    2- devamsızlık süresi görünürde 10 güne indirildi ancak; oraya sıkıştırılan bir veli izni muhabbeti var. yani şimdi veli, dilekçeye "bilgim dahilinde" yazdığı andan itibaren o çocuk izinli sayılıyor. daha önceleri devamsızlık yapmayan çocukların bile devamsızlığı artmışken; zaten okula isteksiz gelen çocukların halini düşünebiliyor musunuz? tabiki birçoğu dilekçeleri kendileri imzalıyor ve bu mekanizmayı aile destekliyor. bu yöntemle çocuk devamsızlık problemi yaşamıyor ancak okul idaresi, bu dilekçeleri dosyalayacak dosya yetiştiremiyorlar. 3-4 dosya doldu taştı bile.

    3- performans ödevi sistemi, çocukların notlarını şişirmek için kullanılır hale gelen bir sistem. aynı yazılı sınav ile beraber toplamaya ve aritmetik ortalamaya katılıyorlar. çocuklar sınavdan 30-30-30 alsa ve performanstan 70-70-70 alsa bakın ne yaptı 50, işte çocuk dersten geçti. tabi öğretmenlerin, performansları sınavdan farklı yapmaları; onlara sınav tarzı soru sormamaları ve ders esnasında yapmaları şartı var. yani çocuk performansı sergilerken öğretmen de yanında olacak ve bunu beraber yapacaklar. düşük alma ihtimali var mı? tabi performans sisteminin bir de nota yansıması var, öğrenci diyelim yine 30-30-30 aldı. performansı da mükemmel yerine getirdi 100'lük performanslar getirdi öğretmenine. öğretmen o çocuğu geçirmiyor. vermiyor hak ettiği notu çocuğa. e bakıyoruz, öğretmen haklı çocuk geçecek yeterlikte değil; çocuk haklı verilen görevi yerine getirmiş ve devlet ona bu hakkı vermiş. ben ikisini de dinliyorum haklı bulamıyorum. performans ödevi tamamen sıçılmış sıvanmış sistemin ürünüdür.

    4- kılık kıyafet serbest bırakıldı daha önceleri devlet tarafından biliyorsunuz. ne oldu, öğrencilerin hepsi bir anda serbest kıyafet ile okula gelmeye başladılar. e okul öğrencisinin serbest giysisi nedir? özellikle lisede dar, kısa pantolon, kendilerini gösterme çabasında giysiler -erkek kız dahil- giymeye başladılar. böyle olunca ne oldu? tabi ki kimilerini bu durum rahatsız etti. sonra hemen sorumluluğu üzerlerinden attılar ve işi okul aile birliği kararına bıraktılar. şimdi her okul, kendi sistemini belirliyor ancak; sadece kağıt üzerinde. daha önce öğrenciye özgürlüğü tattırmışsın, daha sonra dinler mi senin kurallarını? dinletemiyorsun netice olarak. öğretmen kılık kıyafetine gelelim, başörtüsü serbest; kot pantolon değil. belirli sendikaya kravat takmamak serbest, sendikasıza değil. bunu daha fazla açıklamama gerek yok sanırım. altta yatan sebepleri herkes çok iyi biliyor.

    5- eskiden sınavla atanan müdürler, geçtiğimiz yıl tepeden indirildi biliyorsunuz. bu atamada yapılan usulsüzlükler ortaya çıktı; yargı tarafından onaylandı ve müdürler eski görev yerlerine dönmek için açılan davayı kazandı. peki bunu umursayan, bu kararı uygulayabilen kaç müdür var? bunu araştırmak lazım. müdür atamaları yüzünden görevinde alınan, yıllarca aynı bölgede müdürlük yapmış adama; nasıl hadi sen 20 yıl idarecilik yaptın ama; al eline 72 aylık çocuklar, bunları birinci sınıfa başlat diyebilirsin? sadece o adamı değil, sınıfındaki belki 30 çocuğu ateşe attın göz göre göre. neden? tamamen ideolojik. peki, senin kafandaki sistem oturdu mu? hayır, oturmadı. buluruz yerine diye görevden aldığın müdürün yerine kimse gelmek istemedi ve okullar müdürsüz kaldı. müdürsüz okullar var bu ülkede, bir seneyi böyle geçirdiler. sırf kendi kafalarındaki adamı koyamadıkları için bütün idari işleri varsa müdür yardımcılarına, yoksa buldukları ilk bıyıklı okul öğretmenine yıktılar. bu sistem de bir iki yıl içerisinde tekrar eski haline dönecek zaten yapacaklarını yaptılar.

    daha da açıklama isteyenler mesaj bölümüne gelsinler artık. ellerim yoruldu ve sinirlendim tekrar.
  • bu eğitim sisteminden çıkmış biri olarak dünyanın zirvesinden bildiriyorum, buradanda öyle görünmekte.
  • halen eğitim sisteminin içinden yani 7/a sınıfından bildiriyorum. eğitim bok gibi. valla bok gibi.
  • çarpım tablosunu bilmeyen liselileri saymazsak benim de katıldığım tespit.
  • fakat asla çaktırmıyoruz. her ilde üniversite var mesela, üç kuruşa çalışan araştırma görevlileri ders veriyor. dersler nitelik ve nitelik açısından bilim ve fikir üretmekten genellikle yoksun. imam hatip okulları 400 kişilik kapasiteli binalarda 70 öğrenciye eğitim verirken öğretmen atanmaması ve donanım yetersizliğinden ilköğretim sorunu yaşayan iller var. sınav sistemi yıl aşırı değiştiği için neye nasıl çalışıp hangi ölçütle değerlendirildiğini artık kendisi de anlamayan yarış atı çocuklar var. eğitimde o kadar iyi durumdayız ki tevazu gösterip belli etmiyoruz.

    nabi avcı liseden bir arkadaşımın babasıydı. azıcık sempati duyulan akpliler kategorisindendi benim için. bilgi üniversitesinde sevilen bir hocaydı ama bunlara bulaşan akli ehliyetini kaybederek yoluna devam ettiği için açıklamalar bu yönde sanırım.
  • (bkz: bilal sen misin)

    dedim ama yaveri olan zavallının beyanıymış

    he he...
  • "12. sınıf ve mezun sınav(ygs-lys) öğrencilerinden böyle dolu dolu, içli içli, bereketli bereketli küfürler yemek istiyorum." manasına gelen açıklama.
  • ygs fen bilimleri ortalamasının 4 olduğu bir ülkede şakaysa hiç komik değil gerçekse çok komik denilenilecek açıklama..
  • nabi avcı bey doğru söylemiş. eğitim algısı kendi eğitimiyle ve birikimiyle de alakalı olduğu için, nabi avcının kafasındaki eğitim algısını referans alırsak bence baya bir iyi seviyede