şükela:  tümü | bugün
  • türkiyede kasıntılık ile alakalı bir durumdur. türkler olarak bir mekana gittiğimizde birbirimizi keseriz deyim yerindeyse. halbuki rahat ol mına koyiyim, eğlenmene bak, başkalarına ya da başkalarının senin hakkında ne düşündüğüne değil!
  • düşüncülerin endüstriyel doluluğu içinde kaybolmuş ,mutluluğu maddiyatta bulmaya çalışan insanlardır.
  • eğlence anlayışının kısıtlı ya da tek tip oluşudur.

    istanbulda yaşayanlar bilirler. haftasonu bir şeyler yapalım diyen biri mutlaka toplanalım içelim eyleminden bahsediyordur. çünkü eğlence olarak yapabildiğimiz, benimsediğimiz sadece toplanıp içmek. eşimle dostumla hem müzik dinleyebileceğim hem de hafif demlenebileceğim veya dans edebileceğim yerler ya çok pahalı ya da apaçi dolu. e bu olmayınca ister istemez pub tarzı yerlere gidiliyor ve herkes önüne birer bira çekip çene çalmaya başlıyor. o kadar sık oluyor ki bu artık bir süre sonra bu toplanıp içmelerden de zevk almamaya başlıyorsunuz. enayi miyiz biz 1 biraya mekanda içeceğim diye 10-15 tl veriyoruz diyoruz. evde içerim daha iyi.

    kış aylarında bir iki tiyatro sinema gidebilirsen gidiyorsun. yaz aylarında bir iki festival yakalarsan gidiyorsun. fakat içimizdeki eğlenme isteği yeterince giderilemiyor. bunun da sebebi eğlenme konusunda biz büyüyene kadar yaratılan algı ve istanbulda eğlenme konusunda seçeneğimizin çok fazla olmayışı.
  • eğlenmeyi tek tip sanan insanların, farklı aktivitelerden eğlenenleri anla(ya)mayıp, "eğlenmeyi bilmiyor bu" diyerek, başkalarını etiketleme-ötekileştirme çabasını güden kişilerin bolca kullandığı ifadeyi içeren başlıktır.

    özellikle istanbulda bazı kesimlerin eğlence anlayışı,gece kulübünde dans edip içmek, romantik- duygusal canlı müzikle başlayıp ankaranın bağlarıyla biten mekanlarda bulunmaktır. bir diğer özelliği ise içilen şişenin tokusturulduğu, çerezleri içeren masanın bulunduğu fotoğrafları sosyal medyada paylaşıp " bak biz eğleniyoruz" imajı verip egosunu tatmin etme çabasıdır. zaten geçirilen süre 5 saatse 2 saati özçekim çabasıyla geçer.

    eğlence anlayışı tek yönlü değildir. işlek bir caddede cafeye oturup insanları incelemek, çocuklarla oynamak, ormanda yürümek, sergi-etkinliklere katılmak, tiyatroya gitmek, herhangi bir hobiyle uğrasmakta eğlenmektir, gece kulübünde dans etmek de eğlenmektir.

    eğlendiğinizi paylaşma amacı güdmeyecek kadar hissedebiliyorsanız o zaman eğleniyorsunuz demektir. -mış gibi yapanlara itibar etmek lüzumsuzdur.
  • kimi zaman güldürür.
  • ne birilerini kesmeyi becerebilirim, ne de eğlenmeyi. çevremin ve kendimin de bildiği gibi, ot gibi, robot gibi bir herifim. ne espri kabiliyetim vardır, ne de ortamlara girip orada oturmayı bilirim. utanırım yani. yanımda birisi olsa da gerçek değişmez. eğlenemem yani. düğün dernek gibi ortamlardan nefret ederim. hele ki dînî ve millî bayramları cinim kadar sevmem. allah bir gün bana evliliği nasip ederse, evleneceğim kız da benim kafa yapıma eyvallah derse, düğün yapmayacağım. direk resmî nikah, yeter yahu. eğlenmeyi bilmemek, şahsiyetle alakalıdır. meşrep meselesidir. zerre kadar komik olmayan esprilere zırt pırt gülmektense, her daim ciddiyet sahibi olmak, şereflerin en büyüğüdür. metal müzik dinlediğim demlerde de böyleydim, hâlâ böyleyim. müzik dinlerken ve iron maiden tişörtüyle gezdiğim demlerde bile eğlenmedim. sadece müziğin zevkiyle içim kıpır kıpır olurdu o ergenlik ateşiyle ve lakin ve bunu dışıma, hariçtekilere asla ve kata hissettirmedim.