şükela:  tümü | bugün
  • ait diilmislik hissi veren seylere denilen kelime, cumle icinde kullanmak gerekirse :
    "o ceket üzerinde cok egretidurmus."
    genelde igreti olarak bilinir fakat dogru yazılısı bu sekildedir.
  • ... (bkz: süreksiz)
  • (bkz: eğreti gelin)
  • hayattaki duruşumuzun bir betimlemesi aslında. ancak bazıları bunu bir lüks addeder ve sonununa kadar adeta pazarlayarak yaşar. iğrelti ise o eğreti yaşamların dile düştüğü andaki halini kusar kendi içindeki harflerden, hayatın edepsiz bir çekimidir.
    bonus bkz: (bkz: eğreltiotu)
  • iliskiler icin de kullanilabilir. gecenin bir saati dusen cerceve civisinin cakilisi ya da seramik parcasinin alciyla betona tutturulusu gibi, sevgililer de caresiz, egreti yanyana durabilirler bazen. dusene kadar.
  • aşka şerh koyarsan eğreti durur.

    seve seve düşersin.
  • hayata karşı olanı var bunun. hiçbir şekilde, hiçbir yerde, hiçbir an 'tam' olamamak, 'tam' görünememek, tamamlanamamak var. bir bütünün parçası olamamak var. mutsuzluğun, hayatta burası da benim olsun diye yurt kurduğunuz dalları sallaması var. insanız ya yaşıyoruz öyle ya da böyle, katlanılır yapmaya çalışarak bir şeyleri, bunu dileyerek gelen zamandan. ama en başarır, en olur gibi olan anlarda bile eğreti kalmak var. eninde sonunda her yürüyüşü, hayatın üstünden, ona hiç yakışmamış bir elbise gibi düşerek bitirmek var. var olmak için her şey; her çaba, her koşuşturmaca, her dönülen köşebaşı. ve bu olmayınca, olduğun kişi olarak bir türlü var olamayınca; her eksik gediği kendi cephende, her yanılgıyı senin etiketin olarak bulmak var. kendi elinle kendi portreni bambaşka çizmek ve onun çirkinliğine ağlamak var.
  • türkiye'nin yüzde 95'inin "iğreti" olarak bildiği kelime. ayrıca asıl iğğğreti sizsiniz :(
  • ariyet eğreti, ödünç anlamına gelip kökenindeki arapça sözcük ariyat biraz sakat ve kusurluyu da içeriyormuş.

    (bkz: ariyet/@ibisile)
    (bkz: istiare), müstear
    (bkz: eğretileme)