şükela:  tümü | bugün
  • varoluşçu. (bkz: egzistansiyalizm)
  • görüş, bilinç, tin ve us izinde kaybolmak üzere varoluşu arayandır.

    buradaki "varoluş" kavramı, aslında yok olmaktır. insanın kendisini arama serüvenidir varoluş. şark edebiyatında da benzer bir durum söz konusudur. bu arayış fenâfillah yolunda şekillenir, bekâbillah'a ulaşılmasıyla kâmil insan mertebesinde son bulur. ve kendini arayan insan, bulduğu kendinde kaybolur.
  • çocukken bir oyun oynadığınızda onun oyun olduğunu unutur kendinize bir gerçeklik yaratırsınız bu sayede hiçbir şey size saçma gelmez. mamafih onun bir oyun olduğunu anladığınız an işler tersine dönmeye baslar. mızıkçılık yapar bir an evvel oyunu bitirip gitmek istersiniz. oyunu sonlandırmadığınız her dakika kafanızda bir soru işareti belirir ve varoluşçuluk denen kavramla tanışırsınız.

    adına yaşam dediğimiz bu oyunun da tek ve basit bir kuralı var gerçeklik. kendinize bir gerçeklik yaratamazsanız yaşayamazsınız.
  • (bkz: existing)
    (bkz: exist)
  • derin bir boşluk eğer halen algıların işlevsel ise müzik dinlemek toplum normaline çekiyor.
  • varoluşçu anlamına gelen bu kelimeyi ilk lise yıllarımda felsefe dersinde duymuştum. o kadar seksi ve etkileyici bir kelime ki günlerce bir cümle içinde kullanıp orada ki ortamın ıq seviyesini 2 katına çıkarmak icin cok kovaladım ama bizim arkadaş ortamında bu kelimeyi kullanacak yer bulamadım. ortamda okey, pisti, pis yedili, pes, fifa gibi seyler konuşulduğu icin kim anlar felsefeden edebiyattan.
  • “... o ara biri en büyük egzistansiyalist’in ibni arabi olduğunu, batı’dakilerin yedi yüz yıl sonra, yalnızca ondan çalıp çırpıp taklit ettiklerini yazmıştı.”

    - orhan pamuk - kara kitap sf. 81 -