şükela:  tümü | bugün
  • ideanın çoğulu*.
    (bkz: platon)
    (bkz: aristoteles)
  • eski yunancada idea'nın eşanlamlısı. eidein* fiilinden adlaştırılmış. sonra çevrilmiş de çevrilmiş: species, forma, look, aussehen, suret, tür, şekil, biçim, nevi, fikir... bizde "tip" sözcüğü eidos'a yakın düşer, ne de olsa hem suret demek hem tür demek: hem "bu adamın tipini beğenmedim" hem "o tip bir şeyden söz etmiyorum" gibi...

    ayrıca (bkz: idein/#4403559)
    (bkz: oid/#4066181)
  • duyular evrenine ilişkin anlamlı sezgi;bilinçsel yetenek ve özleri algılama yöntemi.
  • (bkz: eidetic)
  • yun. gorunus. hatta guzellik. "homeros destanlarinda insanin üc boyutla goze gorunen bicmi."*
    ayrica (bkz: eidolon)
  • (bkz: beach life)
  • (bkz: eidola)
  • platon bazen idea yerine, görülen şey, biçim, şekil kelimesini eidos' u kullanır. idea bu anlamıyla “imge, görünüş, biçim” anlamına gelir. görülen şey, biçim, şekil anlamı da vardır. aristoteles ise bazen idea kelimesi yerine, biçim anlamına gelen morphe kelimesiyle kullanır.

    aslında bu iki düşünür de idea kelimesi yerine kullandıkları diğer kelimeler ile anlatmak istedikleri “cins, tür, mantıkta sınıflama yapma”dır. tüm kelimelerin etimolojik içeriklerine bakıldığında bağlantılıdır ve anlamca birbirlerinde mevcutturlar.
  • yunanca biçim. aristoteles'te bir şeyin duyularla algılanabilen dış görünüşü, akılla kavranılabilir yapısı.

    aristoteles’in tanımladığı haliyle eidos kavramında bir paradoks vardır. işlediği maddeye yeni bir biçim veren heykeltıraş örneğinde olduğu gibi, duyularla algılanabilir bir dış görünüş söz konusuysa, biçim, biçimlendirenin dışında demektir. ama akılla kavranabilir bir yapı söz konusuysa biçimin bir şeyin içinde olduğunu düşünmek gerekir. bu örnekte bile, işlenen madde, kendinde içsel olan bir şeye ve bu şey heykeltıraşın göz önünde bulundurduğu şeyin tamamlayıcısıdır ve hatta onunla özdeş bir doğadadır. basit bir gözlem bile heykeltıraşın gerçekleştirmek istediği yapıt için rastgele bir madde seçmediğini anlamamıza yeter.

    aristotelesçi gelenek, bir tek biçim olduğunu söylemimizi gerektirir. bu biçimi şöyle tanımlanabilir: dış içeriğe egemen olarak ona biçim vermesi gereken ruhsal ilke. böylece fizik nesnelerde ne madde ne de biçim ayrı ayrı var olabilir ve biçim, her zaman bir maddenin biçimidir. maddesiz biçimler, aşama düzeninin doruğunda yer alan varlıklardır (tanrı gibi).

    tarihçilerin idealizm/realizm sorunsalı aristotelesçi biçim kavramının anlaşılmasını uzun süre engellemiştir.