şükela:  tümü | bugün
  • imge, benzerlik, andırım
  • tasvir anlamına da gelen yunanca sözcük. (bkz: ikon)
  • thomson reuters'in 3000xtra'dan sonraki yeni sürümü.
  • arka planında kobra.exe çalıştıran reuters bilgi arayüzüdür.
  • paul ricoeur antik yunan felsefesi içinde rakip olsalar da birbirini tamamlayan iki topos olduğundan söz eder. platon'a ait olan topos eikon teması üzerinden şekillenmiştir, "namevcut bir şeyin temsili"ne dayanır. bu kavram sofistlerle yapılan diyaloglarda (theaitetos 163d*, 194a** ve sofist*** ) karşımıza çıkar. "eikon sorunsalı damga/iz (tupos) sorunsalına bağlanmıştır".

    *diyalogda şöyle diyor sokrates: "bir şeyi öğrenen biri o şeyi bilmeden anımsayabilir mi?"

    **namevcutun mevcudiyeti.. (aynı zamanda heideggerci zaman ontolojisine benzer)

    ***platon burda ilk kez ricoeur'den duyduğum "bölme yöntemi"ni uyguluyormuş. "imgeler üreten sanatı derhal bölmek (eidolopoiiken tekhnen)" gerekiyormuş platon'a göre -sanırım "gerçek" bilgiyi, sofistçe öğrenilen bilgiden ayırt etmek için- (sofist diyaloğu: 235b). böyelikle bir yanda "tekhne eikastike (kopya etme tekniği..)" bir yanda da platon un phantasma terimiyle karşıladığı simulakrum vardır (236b). böylece eiköriun karşısında phantasma, "eikastik" sanatın karşısında "fantastik" sanat bulunur (236c)".

    hafıza tarih unutuştan bitirelim (yukarıdaki ve aşağıdaki alıntılar 25 ve 31. sayfalar arasından):

    "işte böyle açılırız enginlere: "yoksa benzerlik (eiköna) dediğimiz şey aslında gerçekdışı bir 'var-olmayan' mıdır?"(240b). şunu da belirtelim, "var-olmayan'ın şu ya da bu biçimde var olduğunu ister istemez kabul etmemiz" gerekiyor (240c). eikastik ile fantastik arasındaki bu bir bakıma fenomenolojik farklılık, tartışma ile diyalektiğin birbirinden pek ayırt edilemediği bir girdap içine sürüklenir. bunun nedeni sofistin varlık sorusunun tartışmaya hâkim olması, ayrıca parmenides'e karşı savaşın -"babadan kalma savı" (242a)- düşüncenin‘bütün enerjisini soğurmuş olmasıdır. eidölon, eikön,phantasia terimlerinin o aşağılayıcı "aldatmaca" sözcüğünün çatısı altında birleştirildiğini görüyoruz (apate, 260c); biraz ileride bir şey daha görüyoruz: "imgeler ile simulakrumlar (eidölopoiiken kaiphantastiken) üreten sanat" (260d).
    (...)

    "eikön ile damga arasındaki varsayılan birleşme, taklit sanatının kullandığı benzerlik ilişkisinden daha ilkel sayılır. başka şekilde söylersek, taklit sanatının hakikate uygun olanı da vardır, yalancısı da; çünkü eikön ile damga arasında bir uygunluk, uyum sağlama, çakışma diyalektiği bulunmaktadır"