şükela:  tümü | bugün
  • türk erkeğine özgüdür.
  • orgazmdan sonra rahatlama ve uyku isteği yaratan salgıların* daha güçlü çalışması sonucu ortaya çıkan hadise.
  • cem yılmazın bir tarafından uydurduğu; bazı sazanların gerçek sandığı sendrom.
  • sadece ülke erkeklerine özgü olmayan, tüm erkekleri kapsayan geçici ruh halidir. kadınlarda da bir benzeri veya eşleniği var mı tam emin değilim, ama erkeklerde iyi ki var bu. eger boyle birsey varolmasaydı, erkek dur durak bilmez, birileri hastanelik olana kadar devam ederdi. bu yüzden insanlık ırkının devamını sağlayan, seks sırasında telef olup ölmemizi engelleyen bir hissiyattır.

    bu noktada erkeğin üstüne düşen, "lan iyi birşeymiş bu" sonucunu çıkarmamak ve erkenden dükkanı kapatmamaktır. kadının üzerine düşen ise erkeği azıcık kendi haline bırakmak olabilir. gerçi adamı hiç bu sendroma sokmayan kadınlarda vardır, onlara denk gelip sevişirken dilediğiniz gibi ölebilirsiniz.
  • ilginç bir olay.

    anlamaya çalışıyorum fakat beceremiyorum. bak şimdi, tamam bi yabancılaşma, bi içine çekilme, bi ana rahmine dönme isteği içine girebilirsiniz ama kalkıp da diğer odada uyumak nedir abi? adam "ben bi şeyler yiyim..." diyip bi kalkıyo, önce mutfağa (hışır hışır yarım saat bi şeyler yiyo) sonra banyoya (çıp çıp çıp yarım saat çimiyo) oradan da salona, bi dvd koyup kanepede uyuyakalıyo. ben de uzandığım yerden tek gözle takip ediyorum evin muhtelif odalarının yanıp sönen ışıklarını.

    adam yatağa dönmemek için elinden geleni yapıyor kardeşim, bu kadar da yabancılaşmak olmaz ki! ama sen dur, sen dur ama bak ben ne yaptım, bu sefer ilk ben çıktım yataktan, "hadi bana eyvallah" dercesine, çıktım salona gittim, müzik dinliyorum. hani istiyorum ki adam merak etsin, bi götünü kaldırıp yanıma gelsin, bi sarılsın, bi şeyler söylesin falan. ama yok?!?!

    "noluyo lan?" diye ben kalktım odaya döndüm, ışığı açtım ve beklenen son: horul horul uyuyor herif! üstü falan da açılmış, ööle dal başak modunda.

    "nası olur yaa?!" diyorum, 2 el daha sevişseydik bari..." diye düşünüyorum ama yok...

    o sinirle cep telefonunu aldığım gibi güzel güzel nü pozlarını çekiyorum beyefendinin.

    bir sonraki sendrom çok şenlikli geçecek bence, dur bakalım...
  • erkeklerde görülen (genellikle) nam-ı diğer "refrakter periyod". orgazm anında salıverilen oksitosin hormonuyla ilgili bir durum. kadında uterusta kasılmalara (ve dölün yayılmasına) sebep olan bu hormon erkeklerde kişiden kişiye değişiklik gösteren bir süre boyunca (ortalama yarım saat) tekrar erekte olmanın engellenmesine ve cinsel isteğin azalmasına sebebiyet veriyor. bu sanırım doğanın, erkeklerin çatlayana kadar sikişip kalp krizinden ölmelerini önlemek nedeniyle almış olduğu bir önlem.
  • yalnız başımaysam firefoxa tüm sekmeleri kapa komutunu verdiğim, yalnız değilsem partnerime belli etmemeye çalıştığım, insanın yaşamaktan ve hayattan soğuduğu, az önce yaptıklarını kendine yakıştıramadığı, az önceki enerjisinden ve ihtirasından zerre kalmadığı durumdur.
  • seks fantazisi diye günlük hayatta hiçbir şekilde kabul görmeyecek bir takım obje kullanımı ve eylemlerin peşine düşen erkeklerin özellikle, boşalma sonrası gerçek dünya ile yüzleşme biçimi olduğu anlaşılıyor.
    bak transeksüel bacılar cinayetlerin bu esnada işlendiğine inanıyorlarmış.
    gayetle mantıklı.

    bizim hırbo türk erkeği "aktif" olduğu sürece cinsel eğilimlerinde bir "sorun" olduğunu düşünmemeye programlı ne de olsa.
    kendisi için sorun olmayan tek cins, erkek cinsi.
    ve taşı bile miktiği sürece katıksız erkek kaldığı sui zannında.
    hele bi de sevişmeye heves ettiği anda karşısındaki transeksüel veya gay abi ve ablalar her bakımdan tam onun kalemi görünürken boşaldığı anda bütün o sürfile hayal ve zevk dünyası içinden uçup gidince geriye kalan realite,
    kaldıramayacağı kadar cart renkler, gürültülü sesler ve kavrayamayacağı nitelikte tasarım bireylerden oluşuyor.

    hanzo türk erkeği bununla nasıl baş etsin,
    çoğu vakit günlük hayatını çekip çevirmekten aciz,
    en ilkel özüne dönüp sosyal varlığına tehdit olarak algıladığı "obje"yi yok etme yoluna sapıyor...