şükela:  tümü | bugün
  • incelenen özelliğin dışında örnekleme birimlerine ilişkin bilgi. bu bilgiler katmanlama, seçim olasılıklarının saptanması ya da kestirim için kullanılabilir.

    ek:

    1. bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça.
    2. bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave.
    3. sonradan katılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri.
    4. iki borunun birbirine birleştirildiği yer.
    5. kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler, lahika.
    6. eklenmiş, katılmış
    7. sözcük türetmek veya sözcüğün görevini belirtmek için kullanılan biçim verici ses ya da sesler: evci (ev-ci) , evcil (ev-cil) , evli (ev-li) , ev-lenmek (ev-le-n-mek) eve (ev-e) , evden fev-den) , evde (ev-de) , evim (ev-im) vb.
    8. elektronik postanın sonuna eklenerek yollanan dosya/dosyalar.
    9. bk. ek yeri
    10. bir yapıttaki bilgiyi tamamlamak, dahaeksiksiz olmasını sağlamak amacıyle sonradan çıkarılan kitap.
    11. metin içinde verilmesi yersiz görülen tablo, çizim, sayılama vb. bilgiyi metnin ya da yapıtın arkasında ayrıca gösteren bölüm.

    bilgi:

    1. insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat.
    2. öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf
    örnek: babası, önce ona, mazlume ve ailesi hakkında birçok bilgi vermişti. h. e. adıvar
    3. insan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.
    4. genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler, malumat.
    5. bilim.
    6. kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam.
    7. bireylerin öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile çaba sarfederek elde ettiği olgular.
    8. bireylerin herhangi bir çaba sarfetmeksizin ulaştığı dışardan verilen olgular.
    9. doğanın nesne ve olayları üzerinde kuramsal ya da görgül yoldan öğrenilen şey.
    10. renkli televizyonda, parlaklık ve renkliliği belirleyen radyoelektrik imlerin nitel etkeni.
    11. bir dizgenin, kendi durumunu bir im aracılığıyla başka bir dizgeye bildirmesinin nitel etkeni
    12. öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek.