şükela:  tümü | bugün
  • bir ruhi su albümü.
  • ekin idim oldum harman: bir çay masalı. mahmut gregory dia'nın 1897 yılında yayınladığı ikinci kitabı. ilk kitabı güneşten süzülen çay yaprağı'ndaki sığ görünen anlatımdan sıyrılmış, damıtılmış olmaya çok yakın bir tatarca ile yazdığı bu güzide eserde, kırım çay bahçeleri'ndeki yaşantıyı, semaverlerin yapımında çalışan zanaatkarların günlük hayatlarını ve çay tarlalarındaki işçilerin karşılaştıkları zorlukları şiirsel bir anlatım ile dile getirir.

    arka kapaktan alıntı: "...okurken kendinizi karşınıza çıkan insanlarla komşu gibi hissedecek, çevrenizdeki insanlara daha farklı bakmaya başlayacaksınız..."

    çeşitli çevrelerin yorumları:

    "çay satışımız 3 e katlandı" - kırım çay ocakları odası
    "unbelievable! i can hardly wait the next book!" - osman durmuş
    "men sizlerge buldum kagan" - bilge kagan
    "bu eserin yazarı adını rus edebiyatına altın harflerle kazıyacak!" - v.i. lenin
  • albume ismini veren bir ruhi su turkusu.

    ekin idim oldum harman
    düşürdün aşkın narına
    karıştırdın küle beni
    atın yolun kenarına
    yar geçtikçe göre beni

    kırda meleşir kuzular
    derdim çok yarem sızılar
    gönül sevdiğin arzular
    götürsünler yare beni

    ecel gelir hak'tan ferman
    can çekilir kalmaz derman
    ekin idim oldum harman
    savursunlar yele beni

    ali rıza'm sızlar yara
    gülistandım döndüm hara
    çekiverin zülfikar'a
    kılsın pare pare beni
  • ilkay akkayanın su olup aktığı türküdür.
  • "içimdeki aşka söz geçiremiyorum, hastalık haline dönüşüyor, günden güne beni eritiyor, dönüp dönüp söylediğim, dinlediğim bir ağıt oluyor, ağır ağır canımı yakıyor, madem içimden almıyorsun bu aşkı, bari nasıl söz geçiririm onu öğret, bu hastalığı dizginlemenin yolunu öğret bana" demenin türkü hali.
  • aşk halinin kişiye özel dışavurumunda yaşanan coşkun-aşkın duygular için biçilmiş kaftandır bu türkü..çok sesliliğin, karmaşık duygulara denk gelmesi gibi bir halle örtüşen, sadık gürbüz ün sesinden dinlendiğinde titreşen soluk almalar, iç çekişler, rüyalar, renkler -eflatun-, esrik bir rüya gibi hayallere bırakmak gelişine..yalnız yolculuklar-seyahatler; bir tren de yol alırken değişen cografi şekiller gibi değişmek dinlerken..
  • sabah sabah radyodan kulaklara süzüldüğünde, yüzün ta ortasına buruk bir gülümseme, yüreğin ta ortasına da hasret çiçekleri eken, ruhi su türküsü...
  • her dizesiyle insanın kalbine ayrı ayrı hançerler saplamaya muktedir türkü. hani öyle bi kısmını alayım da kişisel ileti yapayım bilmemnelerinden değil.

    özellikle ilkay akkayanın kalbinden dinlendiğinde, su gibi kulaklarınızdan girip beyninizi ele geçirip ordan kalbinize ve nihayetinde midenize bir yumruk gibi oturmayı başarır.

    "çekiverin zülfikara, kılsın pare pare beni."
  • öyle bir türkü ki bu; aşk ile olmak nedir, onu anlatır.
    belki de aşk ile ölmektir, onu da kapsar.

    hiç bağırmadan, haykırmadan, ağlamadan.

    sadece aşk halinden dem vurur, sadece aşk halinden...
  • mini etek giyen kadınların gerçek amacı başlığına "alev alev yanan amcığını alttan esen efil efil rüzgarla serinletmek. haklı hatun. yok ki şöyle sağlam çakacak birisi, söndürsün ateşini." entrysini düşmüş yazar. varsın gerisini siz söyleyin.