şükela:  tümü | bugün
  • halkı fakirlikten kırılan, nüfusunun çoğunluğu aslında yaşamayan, sadece hayatta kalan (survive eden) ülkedir.

    ortalama insani şartlarda yaşayan bir insan bu ülkede zengin görülür çünkü haftada bir gün güzel bir restoranda yemek yiyebiliyor, haftada bir sinemaya gidebiliyor, ayda bir büyük bir konsere gidebiliyor, senede bir tatil yapabiliyor, yurtdışına gidebiliyor. bunları yapabiliyorsan, halkının %80'i sefil yaşayan söz konusu ülkede zengin piçisindir.

    böcek gibi bir hayat süren, aslında yalnızca hayatta kalmaya oynayan bu adamlar durumdan hiç şikayetçi de olmazlar, 10 çocuk yapabilirler, ne de olsa inandıkları tanrı rızkını verecektir. rızık dedikleri de ekmek arası ekmektir. ha ama ekmeğe 25 krş zam gelirse o zaman çok büyük öfkelenirler çünkü yaşamlarını sürdürebilmelerinin temeli ekmek yiyebilmelerine dayanır.

    ekmekle beslenmekten ötürü beyin özürlü nesiller yetiştirirler. bu beyin özürlü nesil sokakta yan baktın diye birbirini bıçaklar, korna çaldın diye birbirine sıkar, sokakta öpüştün diye sevgilini taciz eder. yaşadıkları yerde orman kanunları geçerlidir. şehirlerinde yeşil namına hiç bir şey olmayan batı dünyası da işte bu ormanı kıskanır.

    ekmeğe gelecek zammın ana haber bültenlerinde yer almasını yaşadığım ülke için düşenemiyorum. haberlerde yer almasını geç, günlük hayatta insanlar arasında sohbet konusu dahi olamaz ama eğer tüm dünyanın kıskandığı bir ülkede yaşama şansına erişseydim, işte o zaman gece gündüz ekmekten bahsedebilirdim.