şükela:  tümü | bugün
  • arasına makarna hatta börek koyanı duydum, ama dondurma koyana ilk kez rastladım. yan odamda yaşıyormuş mitokondri.
  • zamanında izmir'de döner ve kokoreç satan, ekmekleri leziz bir mekan da vardı aynı adı taşıyan. kıbrıs şehitleri caddesindeydi kendileri.
  • bir tarif de benden ki mukemmel sonuc verir

    sicak pidenin arasi itinayla acilir
    icine ozenle secilmis findiklar konulur, beyaz olanlarindan, evet
    acilan pide ozenle kapatilir

    afiyet olsun...
  • "ilgi duymuyordum. hiçbir şeye ilgi duymuyordum. nasıl kaçabileceğime dair hiçbir fikrim yoktu. diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. bende bir eksiklik vardı belki de.mümkündü. sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. onlardan uzak olmak istiyordum. gidecek yerim yoktu ama. intihar? tanrım,çaba gerektiriyordu. beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi."
  • bukowski'nin çocukluk ve ergenlik yıllarını, ve gençlik dönemine adım attığı zamanlarını anlatan kitap. dönemin özellikle de amerikada ekonomik kriz yıllarına denk gelmesi ve ardından gelen ikinci dünya savaşının etkilerini kitapta bulabilmek mümkün.
  • charles bukowskinin otobiyografi kitaplarından bir tanesidir. çocukluk ve gençlik dönemini anlatır.
  • ilk akla gelen anlamı, ekmeğin arasına konulan çeşitli malzemelerden oluşan diğer değişle sandviç diyebileceğimiz yiyecektir.

    okumaktan gozlerim kizardi'nın aklına gelen ilk anlamı ise, üniversite kütüphanesinde rafları dolaşan, charles bukowski ile yeni tanışmış olan bu zavallının gözüne çarpan charles bukowski'nin mükemmel ötesi akıcı, bi o kadar da geçmişi, hayatı ve amerikayı anlatan eseri.

    çarpar çarpmaz bayılmış olan yazar(pardon zavallı öğrenci, ki bence çoğu öğrenci zavallıdır)

    dipin notu:ayıldığın da elin de kitap kendi yatağındaydı.
  • (bkz: #31327739)
  • ekmek arası ruffles **,salam, ketçap, mayonez, marul ... yiyen bi arkadaşa sahibim o yüzden ne zaman ekmek arası lafı duysam o gelir aklıma.
  • charles bukowski'nin otobiyografik romanı.. romanın finali zeki demirkubuz'un "yeraltı" filminin başlangıcıyla benzerlik gösterir.. filmde engin günaydın bir oyun salonunda bilgisayarda boks oyunu oynayan vatandaşa musallat olur, "vur, vur" sesleriyle onu gazlar.. kitapta ise japonlar pearl harbor'u bombalar ve bunun üzerine arkadaşını savaşa uğurlar ardından da kendisi oyun salonuna geçip meksikalı bir çocukla boks oyunu oynar, hatta kaybeder.. gerek kahramanların kayıtsızlığı gerek olayların benzerleri demirkubuz'un esinlenme ihtimalini akla getiriyor..