şükela:  tümü | bugün
  • bölümlerden birinde şöyle bir laf edilmişti.
    "ben kumdum, denizin altında yatardım.
    sonra bir istiridye kabuğunun içine doldum, kabuk beni işledi inci yaptı.
    bir kabuğun içindeki inciden kimin haberi olur ki?
    sen derinlere daldın çok derinlere.
    bu kabuğu avuçlarına aldın, sudan çıkardın.
    sen kabuğun içindeki niciyi çıkarıp, adını inci koyana kadar ben kum tanesiydim.
    senin avuçlarında inci oldum, sevda oldum.
    ne olur beni yeniden rüzgarlara bırakma medet.
    ben bir kum tanesiyim, yok olur giderim."
  • heredot cevdet kız kulesi hikayesini anlatır. hikaye bitince kıl sorar: "iyi de aga, kafama bi şey takıldı. koskoca imparator, denizin ortasına kız kulesi yaptırmış, her türlü tedbiri almış da, bi meyva sepetinin içine bakamamış mı?"
    heredot cevdet, "bu konu beni aşar. işin ehline müracaat etmek lazım. toplanın millet, nusrettin baba'ya gidiyoruz" diye yanıtlar ve soluğu işin ehlinin yanında alırlar.
    soru nusrettin baba'ya da sorulur. nusrettin baba önce biraz düşünür, ardından şöyle cevaplar: "ben bu konunun ehli değilim. çünkü bu konunun ehli olmaz. evlat söz konusu olduğu zaman, insanın basireti bağlanır. dağları tepeleri aşar denizleri geçer de, minicik bir derede boğuluverir."
  • nusret baba: bu çocuğu tanıyor musun?
    songül: tanıyorum baba.
    nusret baba: çayına kaç şeker attığını biliyor musun?
    songül: bilmiyorum.
    nusret baba: nasıl tanımak bu?
  • yönetmeni olduğu dizilerde iç dünyasını sergilemekte başarılı bir yönetmen olan osman sınavın ekranlardaki gelmiş geçmiş en iyi diziler sırasında önde gelen bir dizisiydi.

    her ne kadar sıradan bir mahalle dizisi gibi görünse de başka bir açıdan bakılınca derin insan osman sınavın dizinin içine serpiştirdiği simgeler sayesinde tasavvufi bir diziydi aslında. örneğin mahalleyi insanın dünyası olarak kabul edersek, fırıncı nusret karakteri dizide mürşid-i kamili simgeler. heredot cevdet ise yol büyüklerinden bir zat gibi. onun kahve insanıyla diyaloğu samimidir, bilemediği takıldığı yerde baba diye nitelendirdiği fırıncı nusrete gider ve gönlündekini sorar. vefa baba'yı ise dizide anlayan karakter yine mürşid sıfatındaki fırıncı nusrettir, aslında meczuptur cazibe sahibidir, kamildir. geri kalan herkes ona deli muamelesi yapar. kahvedeki ortam da tekkeye benzetilebilir. kanlı celal olarak görünen celal ise tam bir mürittir. hareketleri, fırıncı nusrete sadakati, "arzular şelale", "baba, köpeğinim","irtibatı koparmayalım" gibi replikleri onu da bu şekilde simgelememize yeterli.
  • `bedava bunlar koş koş koş, baklava börek koş koş koş`
  • oturdum en baştan izlemeye başladım, çünkü ruh hastasıyım. 26. bölümdeyim şu an. her karakterini ayrı seviyorum. her bölümde aynı zamanda, aynı yerde ve aynı şeylerin olacağını bilmek bile hoşuma gidiyor. samimiyet güzel bir şey ve bu dizi kendi tarzında çekilen son samimi diziydi. youtube'a full yükleyen elemandan da allah razı olsun.
  • bülent arınç'ın şerefine istiklal marşını yarıda kesebilme densizliğine sahip bir ekibin ürünüymüş. ben bugün bunu gördüm.
    ayrıca istiklal marşı okunurken sandalyelerinde yayılan, içeri arınç girince ayağa fırlayıp saygı duruşuna geçen yalaka bir yapımmış. ben bugün bunu da gördüm.
    allah daha çok şey göstermesin.
    (bkz: bunu okuyanlar bunu da okudu)
    (bkz: #4121348)
  • --- spoiler ---

    kirli: bu midye dolmayı niye seviyorum biliyo musun cengiz?

    cengiz: niyeeh?

    kirli: bu yavru bi kayacık buluyo yapışıyo.

    cengiz: ahy.

    kirli: ondan sonra ne başına bi iş geliyo, ne zarganayla ahtapotla muhattap olmuyo... mesele, midye olmak ama dolmamak!

    cengiz: doğru! olmak ya da dolmamak. işte bütün vesvese bu.
    --- spoiler ---
  • bir dershanenin rehberlik odasinda rehberlik hocasiyla verilen kiyasiya bi mucadeledir benim icin ekmek teknesi.

    univeristeye hazirlanirken neredeyse sicacagin saatleri bile ders calisma programina gore ayarladiklari zamanlar. her dakika onemli, ders calismadigin her an seni suclu hissettirecek birileri var cevrende. rehberlik ogretmenine degil 'hafta ici 1.5 saat televizyon izliyecem' demek '15 dakika fazla uyucam' bile diyemezsin. bana o mucadeleyi ekmek teknesi verdirmistir.

    'adana'nin sogugu mu olur amk' deme. baban iflas etmis; 17 yil yasadigin dede evi satilmis; babanin iflas etmesine neden olan babanin yarim devraldigi, ancak 3 ceyregini tamamlayabildigi apartmana disinda sadece siva varken, alt katin tasinmasina 1, ust katin tasinmasina 2 yil varken, koca bi salonun etrafinda kucucuk bi elektrik sobasiyla herkesin ustunde battaniyeyle oturdugu bi ocak ayindaysan olur, adana'nin da sogugu olur. iste o soguk, umutsuz ve haliyle mutsuz gunlerde o hayatindan bi bucuk saat caldigi icin guzeldir ekmek teknesi.

    daha bi dizi televizyonda yayinlanirken bi replik soyleselerde en once bi bok varmis gibi sozluge, twitter'a ben yazayim denilmeden cay yudumlanirken dizi izlenen guzel zamanlarda yayinlandigi icin guzeldir.

    savas dincel, hasan kacan, incesaz oldugu icin guzeldir.

    heredot hikayeleri icin guzeldir.

    kuzguncuk icin guzeldir.

    'kahve milletinin insanlari' gibi tum salona heredot'u gorunce ayni anda 'alemin krali geliyor' dedirttigi icin guzeldir de en cok gunde 18 saat uyuyan babaya 1.5 saat tebessum ettirdigi icin guzeldir.
  • ilk bölümlerinin birinde mahallenin gençleri cengiz, kirli, korkut ve amerika'dan gelen çinli misafir çocuk meyhanede içmektedirler. nusret babanin kizlarindan birine asik olan çinli çocuk müslüman degildir fakat müslüman olmasi için ikna edilmeye çalisilmaktadir. bir sürü lakirdidan sonra çinli asik "bi düsüneyim" der.
    korkutun cevabi ilginçtir.
    -biz dusunup de mi musluman olduk lan...