şükela:  tümü | bugün
  • ekoloji ile feminizmi birleştiren bir hareket. kültür/ doğa, erkek/ kadın ikilikleri arasındaki bağdan yola çıkarak yeni bir sosyo-ekonomik sistem geliştirmeye çalışan insanlar var. bu konuda master yapan bi ingiliz herifle tanışıp dumur olmuştum.
  • doganin kultur tarafindan egemenlik altina alindigini savunan gorustur. bu baglamda kadın, erkek tarafından; duygu, akıl tarafından; hayvanlar ise insanlik tarafindan egemenlik altina alinmistir. ekofeminizm doganın egemenlik altina alinisinin kadinların egemenlik altina alinmasına bagli oldugunu ve her iki egemenligin de ortadan kaldirilmasi gerektigini one surer. carol adams'in birikim'de yayinlanan konuyla ilgili bir makalesi icin: http://www.birikimdergisi.com/…zi.aspx?yazi_id=1665
  • ekofeminizm görüşünde doğa kadındır; bilim ve kültür ise erkektir...

    kadın ve doğa üreticidir, verimlidir, hayatı üretir. bilim ise erkekler gibi hükmedici, bencilce hakimiyet altıa alıcıdır. bilim, doğanın insanın kullanımına hazır bir hammadde olmasından sorumludur. doğanın ve kadının kurtuluşu ise birbirlerine bağımlıdır; yani feminizm ve ekoloji hareketleri aslında aynı şeydir ve temelde ataerkil gelişmeyi hedef alırlar.

    aslında uçlara çekilmediği takdirde haklı olduğu noktalar var kanımca.
  • açılımının 'ekonomik feminizm' oldugu zannedilebilen(kriz sonrası ekonomi manyagı türkiyesinde bu olasılık yüksektir);bu sekilde algılandıgında hem feminist takılıp hem de hesabı erkeğe ödeten kadınları tarif ettiğini düşündürecek yeni nesil kelime...
  • (bkz: val plumwood)
  • kendine hüküm süremeyen, bunu bir türlü beceremeyen erkekler, hakim olma mevzu bahsini kadınlarda veyahut doğada uygulamaya çalışırlar. daha doğrusu gücü kendine yetemeyen bu erkekler kendi dışında gücünün yettiği her canlıda bu bastırılmış duygusunu tatmin etmeye çalışır. bundan nasibini alanlar da tahmin edersiniz ki doğa ve kadınlar olur bittabi. doğayla nasıl bir paralellik gösterir demeyin kısacası. işte bu hüküm sürebilme iç güdüsüyle yanıp tutuşmaya dayanır derim.

    ekofenizim de bunun farkında olanlar tarafından oluşturulmuştur. ki bence çok da iyi olmuştur. bunun farkında olmak en azından kadınların ademin kaburga kemiğinden yapılmadığı gerçeğine bir adım daha yakınlaştırır insanları. en azından sadece arada olan kas farkını göz önüne serer. gerisi de fasa fisodur.
    hakim olma, güç gösterme gibi mekanizmalarımızı alt edebildiğimiz zaman mutlu ve insan olacağız kanısındayım.
  • ekofeminizm hakkında öyle makaleler, araştırmalar, tezler okumak istemeyen hayalci okurlar, kitaplarının hemen hiçbirinde ekofeminizm sözcüğünü kullanmayan ama neredeyse bütün hikayelerini bunun üzerine kuran sihirli yazar tom robbins'in romanlarıyla haşı neşir olabilirler.

    özellikle skinny legs and all'da, bütün yanılgıların ilkinin tanrıçanın baskı altında tutulmasıyla ilgili olduğunu söylüyor. tavsiye edillir...