şükela:  tümü | bugün
  • (ekoköy) yaşamın ekolojik ilkeler üzerine kurulduğu, kaynakların sonsuza dek sürdürülebilir biçimde kullanıldığı genellikle kırsal özellikli yerleşimler. türkiye'de çoğu ege bölgesi'nde olmak üzere 4-5 tane -henüz hiçbiri tamamlanmamış- örneği vardır.

    küresel ekoköy ağı'na (global ecovillage network) erişim için: http://gen.ecovillage.org/

    ayrıca sözlükte tek bahsi geçen ekoköy için (bkz: hocamköy)
    (ara: ekoloji*)
  • bilimum şehircilik projelerinde organik tarımla birlikte boy gösteren kavram.
  • bu işte de çok güzel para vardı zamanında. gerçi hala güzel meblağlar kazanmak mümkün de bu ekoturizm dalgası ufaktan popülaritesini kaybedince işler biraz duruldu. zamanında giremedik şu işe, çok büyük fırsatı kaçırdık sevgili sözlükçüler. ama aslında hala geç değil, gerek yurtiçinde gerekse ecnebi illerinde bu ekoköy işinde yeterli potansiyel var, en azından şimde sektöre girsek bir 5-10 yıl daha güzel ekmeğini yeriz organik hayatın.

    e peki nasıl olacak o iş derseniz, şöyle: tek ihtiyacımız olan şey tercihen ege veya akdeniz bölgesinde tenha bir yerde ufak bir arsa. öyle deniz kenarı filan olmasına gerek yok, dağ başı olması daha makbul, hem daha ucuz olur.

    arsayı bulduk mu, hemen internet sitesine ilanlarımızı veriyoruz; işte doğal yaşam, organik yiyecekler, naturda seks filan diye salladıkça sallıyoruz. burada anahtar kelime her sikin başına "ekolojik" veya "organik"ibaresini eklemek. sonra da gelecek müşterileri bekliyoruz.

    ha diyeceksiniz ki bunun tesisi var, suyu var, nasıl olacak o işler? işte olayın güzelliği orada, bunları zaten gelen adamlara yaptırıyoruz. veriyorsun eline küreği kazmayı, aha sana eko yaşam diye adam "doğal hayat yaşıyorum, organik besleniyorum, bokumun bile rengi değişti" diye diye tesisi inşa ediyor, bir de üstüne para veriyor. gerçekten bu iş böyle. ekoköy denen dalga artık nasıl bir şeyse sen adamlara tarla sürdürüp taş taşıtıyorsun, onlar da sana para veriyor, üstüne bir de gidip sağda solda anlatıyorlar "organik hayat bambaşka, aslında köye yerleşmek lazım" diye.

    yalnız dikkat etmemiz gereken bir mevzu var. arsada şöyle ufak bir alana tarla görüntüsü vermemiz lazım ki "aha organik hormonsuz yiyeceklerimizi buradan çıkarıyoruz" diyebilelim. e hani organik yiyecekler derseniz pazardan markettten aldığımız soğanı biberi organik diye veriyoruz işte.

    söyle ege taraflarında bir arsası olan varsa haber bekliyorum, gelin güzel bir ortaklığın temellerini atalım, bu işte güzel para var. paraları tost makinesiyle basacaz diyorum...
  • organik tarım ve biyoyakıt üretimi gibi önemli faaliyetler yürütülen, kırıkkale'nin yahşihan ilçesinde bulunan güneşköy de bunlardan biri.
  • http://db.ecovillage.org/

    adresinden dünya üzerinde birçok yerdeki ekoköyleri bulma olasılığınız var. üstelik türkiye'den de bir çok ekoköy kaydı mevcut.
  • sakinlerinin pek çoğu doğaya yakın olmak isteyen insanlardan oluşan yerleşim yeridir. aslında sürdürülebilirlik ve ekoloji gibi güncel ve kapitalist söylemlerden farklı bir yaklaşımı vardır. ama dünyada en popüler olan ithaca ekoköyünde sezonluk kiralık ve satılık evler bulmak mümkündür. web sitesi

    genelde toplumsal düzeni eleştiren, doğaya ve toprağa yakın olmak isteyen bir grup insan tarafından inşa edilir. mevcut olan bir yerleşim yerinin dönüştürülmesi veya yerel malzemelerle sıfırdan yapılmasıyla inşa edilmiş örnekleri vardır.
  • günümüzde,
    sistem karşıtı, kapitalist üretim-tüketim biçimine bir alternatif olarak sunulan, ancak
    "sağlıklı ve organik beslenelim, doğayla içiçe olalım, börtü böcük görelim, oksijen alalım" düşüncesi ile ilgilenilen köyler. bu şekliyle bırakın kapitalizmi yıkmayı kılına bile zarar verilemez. sadece şu olur, cebinde "parası olanlar" için, 2-3 aylığına güzel anıların yaşanacağı bir mekan olur.

    bugün asgari ücretle ailesini geçindirmeye çalışan milyonlarca insan ekoköylerde yaşayabilir mi?
    tası tarağı toplayıp haydi gidelim domatesimizi ekelim, tavuklar, keçiler vs. organik organik yaşayalım diyebilir mi? diyemez, çünkü toprak alacak parası yok, alsa ekecek parası yok.

    ekiden heryer ekoköydü.
    ekolojik denge bozulmamıştı, herşey organikti, hatta yüzde 99 köydü.
    çünkü vahşi kapitalizm doğmamıştı. bunları bozan şey kapitalizm ise önce kapitalizmi alt etmeniz gerekir.
    ha derseniz ki,
    "bu ekoköyle çoğalabilir, çoğaldıkça kapitalizmin çarkları aksamaya başlar, herkes dik durur, kendi eker biçerse kapitalizm yıkılır", eyvallah.
    ama işte benim bu ekoköylerin çoğalabileceğine dair umudum yok pek. neden mi?
    1- izin vermezler
    2- insanlar tv karşısında büyülenmişler, mağazalardan giyinmeye, parfümler sıkıp caddede yürümeye, markete gidip cipsler, çikolatalar almaya alışmışlar. nasıl kaldırıp getireceksiniz bu insanları ekoköylere?
  • türkiye'de (ve dünyada) örnekleri her zaman belirli bir toplumsal grubun girişimiyle kurulan ve o grupla sınırlı kalan yerleşim birimi.
    orta ve üst sınıftan şehirliler olan bu kurucular, köyde yaşamanın getirdiği şartlardan dolayı zamanla hafiften feodalleşme eğilimi göstermeye başlar.
    lafta kalan onca ütopik alternatif ekolojik yaşam iddialarına karşın çoğunlukla olan, az bir sermaye sahibi bir kaç şehirlinin bir kaç kilo domates biber yetiştirmesi (ama ilaçsız), tavuk bakması ( ilaçsız ama), bolca sinek ve kompost adı verdikleri çöp yığını içinde yaşayıp gitmesidir.
    bu ekoköylerin gelen gideni çok olur. çoğunun elinden bir iş gelmez. bazı salaklar buraları rahatça ot püsür içmeye yarayan mekanlar olarak görür, ekolojik tarım vb. umurlarında değildir. kimi çiftlik sahibi uyanıklar ise ekolojik bilmemne görünümlü kişiye özel çiftlik kurarak, yazları "ekolojik ve doğal yaşamı deneyimlemek" için gelen üniversite öğrencisi, işsiz gençleri gönüllülük adı altında bildiğin ırgat gibi çalıştırıp sömürürler. dünyada helpx gibi örnekleri olan bu gönüllü çalışma karşılığı tatil konseptini köylü kurnazlığıyla ırgatlığa çevirmek büyük başarıdır.
  • türkiye'de henüz bulunmayan hede. imece evi bir süredir yapılanma süreci içerisinde ancak oradan da henüz ne çıkar belirsiz.

    türk aile yapısından mıdır bilinmez bu tarz bir araya gelmeli organizasyonlar pek mümkün olamıyor. birçok nedeni var elbette bu durumun. türkiye'deki mevcut ekonomik sistem zaten toprak edinmenize kısa vadede pek olanak vermemekte. sahip olduğunuzda da zaten yaş 45-55 arasına dayanmış oluyor çoğunlukla. hal böyle olunca falanca bankanın emekli ceo'su, filanca firmanın emekli genel müdürü şeklinde bir despotlar tayfası bir araya gelip bir şeyler yapmaya çalışıyor sonuç olarak da bir bok olmuyor bunun ucunda. henüz maddi birikimleri olmayan 25-35 yaş aralığına da köle gözüyle bakıp emeklerini sömürmeye çalışıyor bu despot zihniyet. tipik ebeveyn yaklaşımı.

    bir ilan verişleri var çiftliklerine, sanırsın yük hayvanı arıyor satılık. üslup değişecek önce üslup. doğal tarım yapan bir japon çiftin tarlasına gittik zamanında, adamlar misyoner bir hristiyan ekibin müritleri baktığında ancak adam bahçeyi senin eline bırakıyor. neyi ekiyorsan ek, temizle, sula. kibarlık var, mütavazilik var.

    mevcut durum böyleyken yapabileceğin tek şey eşinle kardeşinle ailenle bir şeyler yapabilmeye bakmak. öbür türlü eş dostla bu mentalitede çok zor.

    ekoköy veritabanı da çöp türkiye için. sakın gezinip de vaktinizi harcamayın. çoğu otel aslında. adam sikme derdindeler.
  • bölge ahalisi ve sanayisi tarafından dolaylı yoldan müsaade edilmeyen köy çeşidi. şehir içine geçmiş tarım arazilerindeki artış'ı görmemezliğe gelirler, kendini ilaçlara boğdurmuş, yenileyemeyen topraktan, kum olana kadar ürün alırlar, bölge sanayisinin iplemediği iklim değişikliklerine neden olan kirlilikler sıradanlaşmıştır v.s.
    sadece topraktan yenilenebilir ürün elde etmeyi isteyen biz doğa severlerin kümüle hareketini,yani bir arada yaşayacağımız köyü, mevcutta yaşadığımız hayattan açlık seviyesine getirir mi korkusu ile engelliyor, kararlarımızı törpülüyorlar. analizleri doğru incelediğinizde, hayal ettiğimiz öyle bir toprak yok çünkü.

    girişimleri takip ediyorum, hepsi konu hakkında en üst düzey eğitim almış, ve ağırlıklı genç dinamik insanlar. doğal koşullar ile alamazlarsa sera(!) yapmak zorunda kalıyorlar hadi yaptılar, köyler yukarıda bahsedilen dolaylı baskılar nedeni ile yolu dahi olmayan yerlerde kurduruluyor. ürünlerini satamadıkları gibi, okul/hastane gibi aile olarak dahili ihtiyaçların karşılanmıyor. olamayacağın yer intibası yaratılıyor. tabi sonuç olarak pes ediyorlar.

    yine de nazım'ın dediği gibi umutsuz yaşanmıyor. bu konuda çalışmaları olan çevrecilerin mesajlarını her zaman beklerim. belli mi olur belki bir gün...
hesabın var mı? giriş yap