şükela:  tümü | bugün
  • dersi veren hoca mehmet genceli ise hic gerek olmayan eylemdir.cikin disari gezin eglenin sonuc bellidirseneye ayni dersi alacaksiniz nasil olsa.
  • sabah 10=> uyanayım
    11=> çalışayım
    11:25=> sıkıldım, biraz ilgimi dağıtayım, tvye bak, türk filmi vs..
    11:50=> hass.. yemekten sonra çalışayım.
    12:40=> ya da ben öteki sınava bakayım biraz.
    13:30=> çok çalıştım yeter. yürüyüş yapalım.
    ..
    ..
    16:30=> tamam şimdi bi dalsam ben buna, 3 saat falan, bayaa bişey kaparım.
    17:00=> off, bu ders de yarım saatten fazla çekilmiyor, en iyisi 5 dakka mola.
    17:40=> oha saat kaç olmuş, okuyalım biraz.
    18:15=> yeter lan, o kadar çalıştım, kafam mikildi zaten.
    19:15=> ananı ya, bu saatten sonra çalışsam nolucak, haberleri izleyeyim.
    20:00=> off olm yemekten sonra bakiim ben buna, aç ayı oynamaz.
    21:00=> olm bu ne biçim örnek ya, yapmış adamlar, neyse bu bitsin nete girerim.
    21:10=> tamam nete girdim.
    ..
    ..
    23:44=> oha lan, geç olmuş.. ben bu durumu sözlüğe not düşeyim ki genç nesil önlemini alsın, sınavına çalışsın.
    (bkz: bilinçli suser)
  • ders notlarınızı önünüze açınca ilk düşündüğünüz şey "acaba hafıza kaybı geçirdim de haberim mi yok?" olur. evet o yazı sizindir, ama o yazılanlar nerde ne zaman yazılmıştır ve ne anlatmaktadır...bu kısım tümüyle muamma olarak kalır. bir süre kendi notlarınızla boğuştuktan sonra, daha düzgün not tutmuş arkadaştan aldığınız fotokopileri okumaya başlarsınız. yaklaşık 10-15 dk. sonra zaten ilk mola için zaman gelmiştir bile. not okuma kısmı böylece sona erer. verdiğiniz ara ruhsal durumunuz ve sınavın yakınlık süresine göre yarım saat ila 3 gün arasında değişebilir. yeniden dersin başına oturduğunuzda artık notları okumak yerine, konuları elinizdeki çözümlü sorulara çalışarak anlamaya karar verirsiniz. burda yaklaşık 1 saat kadar hengi sorunun cevabı nerde, hangi sayfa hangi sayfanın arkasında gibi sorular eşliğinde elinizdeki fotokopilerle uğraşırsınız. aslında bu kısım en verimli çalıştığınız kısımdır, zira daha sonra o özenle dizilmiş soru-cevap fotokopilerinden anlayacaklarınız daha fazla olmayacaktır. ama birşey anlamayacağınızı anlamanız birkaç saatinizi daha alır. artık çalışacak birşeyiniz kalmadığı için sınavın open book olmasına güvenerek defteri, kitabı kapatırsınız. bu çalışma yönteminin sonucunda aldığınız nota not falan da denmez. notçuk belki..
  • kendi acimdan tonla seyi sorguladigim bir donemdir.
    mesela birkaci;
    - bana bu dersin verilme amaci nedir?
    - ben bunu hayatimin hangi safhasinda nerede kullanacagim?
    - boyle anlamsiz bir seyle kim neden ilgilenir? zira ekonometri dedigin sokakta gezinen salyangozlardan birinin (orneklem regresyon fonksiyonu oluyor bu) sokaktan 1 saat icinde gecen kisilerce ezilme olasiligini bulmaya calismak, bunun % kac ihtimalle dogru olabileceginin saptanmaya calisilmasidir.
    - ola ki is hayatimda ekonometriye isim dustu, bilgisayarda saatlerce kafa patlattigim islemin bulunmasi 5 saniye surecekken, ben bununla neden ugrasiyorum?
    - ulan okulu bitirmem icin tek engel bu kaldi, ben boyle anlamsiz bi dersten gecemeyip mezun olamazsam boyle egitimin icine edeyim, kafama da sicayim vs.

    hadi motivasyonumu baltalayan tum bu sorularin bir sekilde onune gecip calismaya basladim diyelim, olmaz ya..
    bu sefer yeni sorular beliriyor, bunlar da trajikomik.
    misal;
    - bu simge ne ise yariyor lan? her yerde de yazmisim?
    - tamam iyi guzel anlatmis, anladim ama, sinav zamani boyle hiyeroglif misali seyleri hatirlayip kagida nasil aktaracagim ki?
    - hah ornek yapmis. iyi lan anladim. ama ornek yapmadiklari? sadece sembolden bir sey anlamiyorum ki.
    - tonla islem yapiyorum, yapabiliyorum ama neden nedeeen? neden bana bunu neden yaptigim aciklanmiyor.

    bu sekilde 20 dakika gecer, insana 1 saatmis gibi gelir. ara verilir.
    "yarin sinavdan once calisirim" denir.
    birakilir.
  • ekonometri sınavı yaklaşmış olan ve kendini uzun zaman korkudan ekonometriden uzak tutmasına rağmen en sonunda kader anına yaklaşması sonucu kaçamayacağını anlayan 45 öğrenciden oluşan bir sample alırsak olayın sonuna doğru regression, prediction vs. yapmadan hepsinin doğal seleksiyona uğrayarak birer birer yok oluşuna tanık olabiliriz.

    ekonometri çalışmaya çalışan bir öğrencinin durumunu yansıtabilmek için kullanılabilecek en doğru yol stream of consciousness tekniğiyle yazmak üzere beyinlerinin içine girmektir.
    (not: "hiçbir şey bilmiyorum kesin kalacağım" diyerek erkenden bırakanları ve sadece son geceye bırakanları bir yana bırakıyoruz. dersleri kaçırmamış ortalama bir öğrenci olduğunu varsayıyoruz)

    (her şey büyük bir gazla başlamıştır. her şeyden habersiz öğrencinin henüz güveni kırılmamıştır.)
    - bu daha ilk sınav, yüksek bir not alırsam hem sonrası için de gaza gelip yüksek not alırım hem de kalma riskini bertaraf etmiş olup moralimi yüksek tutarım...

    (kitaba bakılır)
    - kitap 300 sayfa. en iyisi defterden başlayayım, anlamadığım yere kitaptan da bakarım. sınav zamanına kadar yetiştirebilirsem okurum kitabın hepsini...

    (deftere bakılır)
    - ne zaman yazmışım ben bunları ya?! derste "anlamadığıız yer var mı?" diye sorulduğunda her şey ya açık geliyordu ve soracak sorum olmuyordu ya da anlamasam da nereyi anlamadığımı anlamadığım için sormıyordum ama böyle de uzak gelmiyordu gene de. insana defterinin bu kadar yabancı gelmesi normal değil... neyse bir şekilde başlamak gerek...

    (ilk 20 dakikada 6-7 sayfa bitirilmiştir. biter tabii ne de olsa daha olayın başındaki giriş cümlelerindeyiz)
    - fena gitmiyorum. anlıyorum dikkat edince. böyle gidersem bu akşam bunları bitirip yarın tamamen örnek soru çözerim.

    (sayfalar ilerledikçe kafa karışmaya başlar. beynin içinde havada türlü notasyonlar uçuşmaya başlar. az önce anlaşılmış olan çok kolay bir bilgi de artık karışmıştır)
    - şimdi sigma vardı elimizde, o tamam da bu üstünde şapkalısı ne ola ki?... hımm burda bir de üstü çizgili işaretler var... neden bir sürü "e" kullanmışız ki? ne farkı var bunların?

    (notasyonlardan kafayı yemeye başlayan öğrenci olayları bir türlü mantığına oturtamamaktan huzursuzdur. ezberleyip geçmek istemez, yapılan işlemlerin formulleri neden öyledir nerden çıkmıştır bilmek ister ama anlayamadıkça geçmişi sorgulamaya başlar)
    - acaba geçen dönem istatistikten daha hakim bir şekilde geçseydim bunu anlayabilir miydim?

    (gitgide anlama ümidi azalmıştır ve bu yüzden bari ezberleyeyim der ama bir sürü sigma, toplam, "e" işareti vardır karıştırmaktan korkar ve bu sefer geleceği sorgulamaya başlar.)
    - bunlar benim işime yarayacak mı ki? neden böyle bir şey yaptığımızı anlatsınlar, nasıl yapılacağını da bilgisayar üstünde gösteriversinler. formulleri ezberlesem de unutacağım nasıl olsa. bilgisayarda 5 saniyede yapılan şeyi neden elde yarım saat uğraşayım?...

    (dikkat her dakika daha fazla dağılmaktadır. masanın üstündeki herhangi bir nesneye takılınır)
    - bu silgiler de kullanıldıklarında ne kadar toz çıkarıyorlar. fena silmiyor ama. bu adamların şirketi de çok büyüdü.

    (sonra sınav olduğu hatırlanır ve bu huzurlu dalgınlıktan bir anda çıkılır)
    - acaba arkadaşlar ne alemde?

    (f alındığı taktirde ortalamanın ne olacağı hesaplanmaya başlanır.)
    - ikinci dönem ve yaz okulunda açılmıyor bu ders. seneye alacağım anca. o zaman okulu uzatmamak için kesin geçmem gerek ama. risk almayıp bu sene geçsem ne güzel olur.

    (tekrar derse dönülmeye çalışılır ama kafa dağılmıştır artık iyice. okunan şey anlaşılmaz, işaretler havada uçuşur, tamamen bir kavram karmaşası olaya hakimdir. cümleler 4-5 kere yavaşlatılarak okunur ve anlamaya çalışılır)
    - ne diyor şimdi bu ya? bu formülü demin gördüm sanki ama neydi ki bu? yoksa aynısı değil mi? çok benziyor ama. neden burda bunu orda onu kullanmış ki?...

    (dersin hocası çekiştirilmeye başlanır)
    (çoğunlukla kötü yönde olur)
    - bu adam da şimdi kesin kıllık yapar. acayip sorular sorar. ortalamanın altını da bırakıyormuş zaten.
    (az bir ihtimalle "hocasını seversem dersi de sevebilirim" diyip iyi düşünmeye çalışanlar olabilir)
    - adam çok şeker aslında. ders dışında da sohbet edebilsek keşke. kafa adama benziyor. fena da değil aslında ya... keşke hocam olmasaydı...

    (artık iyice dersten kopulmuştur. arkadaşlar aranmaya başlanır. sinirler bozuktur)
    - napacağım ben ya?! çince olsa bu kadar anlamam! ağlamak istiyorum!

    (saate bakılır artık iyice geç olmuştur)
    - bu saatten sonra anlamam zaten. yarın sabah kalkınca başlarım tekrar. okulda da sorarım birkaç kişiye çözümleri nasıl olacak diye bazı soruların.

    (ertesi gün anlamış gözüken az sayıdaki insan yakalanır, çeşitli sorular sorulur. ama hepsi bir anda anlatılınca hazmedilemez tam olarak)
    - bundan sonra kesinlikle günügününe çalışacağım. kitabı da okuyacağım, sorularını çözüp hocaya soracağım

    (sayılı zaman çabuk geçer ve sınav gelip çatar. haliyle pek başarılı değildir)
    (ordan oraya düşüncelere dalarken hiç çalışılamadıysa yediği haltın bilincinde olarak olayı sukunetle karşılar)
    - önemli olan katılmaktı. önümüzdeki maçlara bakacağız.
    (eğer kişi biraz çalışabilmeyi başardıysa yorum yapabilir)
    - ya 2. sorunun aynısı kitapta ardı. çözemeyip sorarım demiştim sonra kalmıştı öyle. keşke birini bulup sorsaymışım... salak gibi bildiğimi karıştırdım yapamadım ya...

    öğrencilerin genel tavrı böyle olsa da bundan farklı davranarak çalışmaya iyice erken başlayan ve tek bir dersi bile kaçırmadan katılım gösteren biri olarak benim gibi yapmanın da yukardakilerden çok da farklı bir sonuç yaratmayacağını söylemeliyim. ekonometri bu... önümüzdeki maçlara bakacağız... hocama da burdan saygılarımı iletiyorum...

    edit: şunu yazana kadar ekonometri mi çalışsaydım acaba?
  • ders notları çalışmak amacıyla ele alınır, çalışmaya başlanılır yaklaşık 5 - 6 dakika sonra sınavda formül kagıdının serbest oldugu akla gelir. akabinde hemen formül kagıdı hazırlanır (busırada nede olsa formül kagıdı serbest; bakar bakar yaparım diye düsünülebilir). formul kagıdı hazırlandıktan sonra gönül rahatlıgıyla yapılması gereken boş işler yapılır. ertesi gun sınava girildiginde sorulara bön bön bakılır ve bir uzaylı görmüs ifadesiyle sınav alanı terk edilir ve bu ders üniversite hayatı boyunca bir kaç kez alınır.
  • ders anlatırken tahtaya yazılan onca anlamsız, birbirini tekrarlayan denklemin arasına bir kere bile başlık veya en ufak sözel açıklama eklemekten aciz bir ekonometri hocasının sınavına çalışılıyorsa halet i ruhiyenizin varyasyonunun tavana vurması muhtemel eylem.
    (bkz: okuzun trene bakmasi)
    (bkz: sinir krizi geçirmek)
    (bkz: beyin eritici durum)
    (bkz: boş vermek)
    (bkz: hayatin anlami uzerine dusunulmeye baslanan an)
    (bkz: boş vermek)
  • eski bir uygarlıgın anlamsız sembollerinden anlam çıkarmaya benzer bi eylemdir.kitapla bir süre bakıştıktan sonra "çalıştım işte yaaaa" yada "elimden geleni yaptım işte,yaptım mı? tabi yaptım canııımm" serzenişleriyle uyuya kalmış gibi yapılır-nitekim bir süre sonra gerçekten uyunur da- sınavda saçmalığın sınırlarını zorlanır ve bu kadar saçmalayabilecek bir zekaya sahip olmanın haklı not beklentisiyle sonraki yıl beklenir(e bu sınava daha çooook girilecektir ne de olsa)