şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir bireyin veya devletin sadece kendi ekonomik kaynaklarına dayanarak yaşamını devam ettirebilmesi...
  • toplum kadinlarinin kollarinda bilezik gerdaninda lira olarak gezen binlerce ton altinin olu para halinde yatip,isler halde olmamasindan dolayi,cogu ulkelerin bu cumleyi haykiramamasi.
  • eninde sonunda yuvadan ucmamiz gerekliligini hatirlatan en onemli hadise. kendimiz olsak da buraya bu satirlari baba ocagindan yazmak ayrı kendi kazandigin para ile aldigin bilgisayardan yazmak ayri bi seydir
  • atatürk'ün bu konuda ismet paşaya hazırladığı çok anlamlı bir rapor vardır.

    'hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı.
    osmanlı bu gerçeği geç fark etti. fark ettiği zaman çok geç kalmıştı.
    yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız.
    bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız.'

    ekonomik açıdan bağımsız olmayan her ülke siyasi bağımsızlığını da bir şekilde kaybedecektir. yok olma süreci böyle başlayacaktır. insanlar başka şeylerle uyutulacak, dikkatler hep başka konulara çekilecektir. böylece dönemin ağır sancısı da hafif atlatılacaktır. gün gelecek uyuyanlar uyanacak gerçeklerle karşılaştıklarında iş işten geçmiş olacak.
  • bireysel anlamda türkiye şartlarında sağlanmasının gerçekten çok güç olduğu özgürlük. fiyatlar genel düzeyinin bu kadar yüksek olduğu ülkede sizi; ailenize, ev arkadaşına katlanmaya, borcu borçla kapatmaya teşvik etmektedir. ortalama 2000-3000 arası bir kazancınız varsa ya aile yanında kalacaksınız araba sahibi olacaksınız yada kendi evinizde kalıp sabahları toplu ulaşımın çilesini çekeceksiniz. bu gelir aralığına sahip olupta hem arabası olan hemde bireysel olarak yaşamayı başarabilen bir insan yavrusuda henüz görmedim. belki çevremde o kadar asosyal tipler yok emin değilim.
  • bundan yaklaşık 4 sene önce, ciddi anlamda saçma salak bir sebepten çıkan, fiziksel şiddet içeren bir kavga sonrasında bir karar aldım: üniversitede asla aileme muhtaç kalmayacaktım.

    çok klişe değil mi? 18 yaşına gelen çocuğumuz asidir ve atom fiziğine de profesörlüğe de lanet ederek evi terk eder, çünkü sen de annene lanet etmişsindir. hiç denediniz mi bilmiyorum ama zor bir iştir aileye muhtaç kalmamak. öyle cep harçlıklarından, ay kontörümü kendim aldım ay yemek param bitmiş makarna yiyim bikaç günden bahsetmiyorum. baya yorganınızdan, tüm kıyafetlerinizden, telefonunuzdan, gözlük ve lenslerinizden, ilaçlarınızdan, ne bileyim, kısaca ihtiyacınız olan/olmayan her şeyinizden bahsediyorum.

    ne işimize yarayacak? öğrenciyiz biz, aileden para almadan olmaz diyebilirsiniz. sizi bilemiyorum ama ekonomik bağımsızlık benim için kocaman bir kalkan oldu ve olmaya devam ediyor. bu sadece eşyalarınız ve hareketleriniz üzerine yapılan bir yargı değil. 'telefonunu nasıl çaldırdın, cezalısın'dan, 'sevgilinle tatile git diye mi para veriyoruz sana'dan daha fazlası bu. olası tüm lafları 'ben artık kendi ayakları üstünde durabilen bir bireyim' diyerek savurabilme halinden bahsediyorum. maalesef, mevcut düzende, kimseye ihtiyaç duymama hali ekonomik bağımsızlıktan geçmektedir. 'birey' olabilmek, ailenizin saçma her halinden sakınabilmek, nasıl desem, beğenmediğiniz bir durumda çantanızı alıp çıkabilme özgürlüğüdür ekonomik bağımsızlık. zira kendi biletinizi kendiniz alırsınız, hesap sorulmaksızın.

    şu hayatta gurur duyduğum ender şeylerden biridir. zordur. yorucudur. ve ay sonu yenen yumurtanın, makarnanın tadı hiç bir yemeğe değişilmeyecek kadar güzeldir. bir de ister istemez çevresine bakış açısı değişiyor insanın. aylık 1000(yazıyla bin)tl cep harçlığı alıp da doğudaki çocuklar için düzenlenen mont-bot alma kampanyasına katılıp üşüyen bi çocuğa 100 liralık montu ya da botu çok gören, onun yerine o 100 lirayı arkadaşlarıyla bir haftasonu gezmesinde harcayan insanlardan otomatik olarak soğuyosun mesela. ya da sisteme bakış açın değişiyor. alışveriş çılgınlığını görüyorsun, markaları, modayı, teknolojinin pazarlanışını görüyosun, bi fulara 170 lira verenleri görüyosun, demin bahsettiğim arkadaş hatta kendisi. bi kez daha soğuyosun sonra. pinti olmuyorsun da, nasıl desem, önceliklerin oluyor. mesela üzerimde marka bir şey göremezsiniz, mümkün değil. ama her sene yurt dışına giderim. yaptığın yatırımlar değişiyor. en önemlisi de, paylaşmayı öğreniyorsun. bazı durumlarda, gerçekten çok sıkıştığınız oluyor, nadiren. önemli olan o zamanları atlatabilmek oluyor. öğün sayınızı azaltmak için midenizi kahveyle doldurmanız gereken birkaç günden bahsediyorum. ve ona rağmen son paranızla aldığınız sütü yolda miyavlayan kedilerle paylaşmaktan bahsediyorum. ve çok hüzünlü gibi duyulsa da aslında o anın verdiği mutluluğun tarih edilemeyeceğinden bahsediyorum...

    ha bir de, tüm boktan zamanlarını unutup hayata gülümseyebilmeyi öğreniyorsun. ve emin ol en zoru, en güzeli bu.

    edit: ha bir de söylemeden geçemeyeceğim ama bu yaşa gelip hala daha ailesinin eline bakıp da gelip bana olgunluk taslayanlara kıçımla gülüyorum. saygılar.
  • kendi kararlarını kendi alan, dış etkilerden etkilenmeyerek kendi yolunu çizebilmektir. bir bedeli vardır bağımsızlık seviyesine gelmenin. sadece ekonomik yönden değil bir çok yönden kendi serbestiyetini oluşturacağın bir ortam sunar.

    bugün içine düştüğümüz durum tam da bu. bir mücadele veriyoruz lakin bu mücadeleye girerken yeterli donanıma sahip olmadan, eksik bir şekilde bunu yürütmeye çalışıyoruz. arabamız var ama içinde yakıtı yok. yakıtı var ama tekerleği yok. hal böyle olunca mücadeleye zayıf bir şekilde katılıyoruz. bağımsızlığın bir bedeli var en önemlisi de kolunu kaptırdığın bir düzenden kolunu çıkarabilmenin daha da ağır bir bedeli var. kolu birinden alıp diğerine vermekle de bağımsız olmuyorsun. gerçek bağımsızlık kendi içerisinde ki meyveleri istediği gibi işlemeyi bilmek ve bunu işlerken de dışarıdan bir katkı almayarak bunu yapabilmektir. unutmayalım ki başkasının parasıyla zengin olunmaz sadece onun boyunduruğu altına girmemize yarar. gerçek özgürlük için prangalardan kurtulmak için ekonomik bağımsızlık şarttır.
  • o nasıl bir şey yeniyor mu ?
  • bizim için, 17 şubat 1923 günü -türkiye cumhuriyeti henüz resmi olarak bir devlet statüsünde değilken - izmir iktisat kongresi'nin açılışında mustafa kemal atatürk'ün söylediği “siyasi bağımsızlığımızı kazandık, iktisadi bağımsızlığımızı geliştirip siyasi bağımsızlığımızı tamamlayacak biçimde iktisadi bağımsızlık sağlayamazsak elimizdeki siyasi bağımsızlığımızı da kaybederiz” sözüyle tanımlanmış; son 2-3 aylık süreçte, ne kadar önemli olduğu oldukça yüksek seviyeden hissedilen olgu.
  • ülkeyi aman beni deliğe süpürmesinler diye yöneten yavşak yöneticilerle elde edilmesi mümkün olmayan...