şükela:  tümü | bugün soru sor
  • oldukça masraflı, puslu ve gereksizdir.
  • ekonomik krizden önce terkedilmek kadar kötü değildir.
  • yokluk zamanlarında aşk, sevgi ve dostluk gibi değerler daha anlamlı ve güzel yaşanır.
    gerçek aşk ve dostluklar bu dönemlerde doğar ve büyür.
    dolayısıyla yeni insanlar tanımak için muhteşem bir zaman.
  • pek de akil kari degildir. para biriktirin, para lazim
  • evlilik virajını dönmüşseniz sorun olabilir.
  • gidin aşkınızı yaşayın, bu zamanlar bir daha gelmez
  • benim gibi kriz zamanları için elinizde hazır nakit bulunduruyorsanız, çok şanslısınız demektir. ayıptır söylemesi 3-4 ay önce borsadan güzel para kaldırdım. sonra elimdeki parayla dolara döndüm. o ara kriz patladı ve malum dolar aldı başını gitti, haliyle benim para da ciddi şekilde arttı.

    baktım millet kan ağlıyor, bim’de bile her şeye zam gelecek söylentileri dolanıyor... kendi kendime dedim ki ahmet tamam oğlum iklim tam da senin istediğin gibi kriz kapıda, piyasaya şöyle bir çıkmalısın.

    hemen güzel bir spor araba kiraladım. arabanın plakalığında görkem oto kiralama diye yazı vardı. yetkililere gidip kusura bakmayın ben böyle sizin rent a car reklamlarınızla dolanmam, bu arabayı hatun kaldırmak için kullanacağım, kızların kullandığım bu aracın benim olduğuna ikna olmaları gerekiyor, yoksa başarılı olamam dedim. yetkililer de sağolsunlar hafif gülüşmeler eşliğinde plakalığı hemen reklamsız orjinaliyle değiştirip bana teslim ettiler.

    artık şiddetli krizin pençesinde olan türkiye’de türk kızları hedefimdeydi. ilk durağım her zamanki gibi bağcılar meydanıydı. arabamı çekicilerin kol gezdiği caddelere bırakıp arkama bile bakmadan15 metrede bir çiğ köfte dükkanı olan caddelerde gezip dolanmaya başlamıştım.

    gözümde 20 tl’ye aldığım replika tom ford , ayaklarımda kapalıçarşı’dan 80 tl’ye aldığım mantar yapan çakma nike marka spor ayakkabıları, üzerimde gucci amblemi olan laleli çıkışlı tshirt... derken zenginliğim cadde boyu her yere adeta bir koku gibi sindiğini hissediyordum.

    çok geçmeden hemen güzel bir kızla göz göze gelmeye başladık. gözüme taktığım 20 liralık gözlükten kız çok iyi görünüyordu. yanına gidip gözlüğü çıkarıp çıplak gözümle şöyle bir kıza bakınca bu fikrim değişmişti. sayamadım ama muhtemelen kızın yüzünde 35-40 adet ben tarzı bir şeyler vardı. derhal oradan kaçarak uzaklaştım ve bir çiğ köfteciye sığınmak istedim, ama ne mümkün, içerisi izdiham gibi, koca koca kadınlar 2 tl’ye satılan öğrenci dürümlerinden alabilmek için birbirlerini eziyorlar o ara ben de arada kaldım ve kargaşadan gözlüklerim yere düşüp çizildi.

    moralim o kadar bozuldu ki size anlatamam. o çok değer verdiğim güneş gözlüklerimi artık takamayacaktım. artık yoluma gözlüklerim olmadan devam ediyordum... yolda yürürken dolardan şişmiş olan ceplerimden yere düşen paralara aldırış etmiyor, arkamda oluşan o kalabalık kuyruğa acıyan gözlerle bakıyordum.

    yolda yürürken bir müddet sonra güzel bir kızımızın benimle aynı seviyede yürüdüğüne şahit oldum, parfüm kokularımız neredeyse birbirine karışacak yakınlıktaydık. çok geçmeden kızımız bana tebessüm eden o güzel güleç yüzüyle merhaba demişti. ben de yine o sakaldan gözükmeyen iğrenç yüzümle kızımıza merhaba diye karşılık vermiştim.

    dakikalarca hem yürüyüp hem sohbet edip durduk. bir müddet sonra kızımız bana ne iş yaptığımı sordu. ben de kendisine finans piyasasıyla ilgilendiğimi ve parayla para kazandığımı söyledim. kız buna yine gülerek evet bu çok belli oluyor dedi.

    cebimden yola saçılan paralar bitince, arkamdaki kalabalığında azaldığını gözlemliyordum. fırsattan istifade kızımıza bir şeyler içelim mi diye sordum, o da bana ben de bu teklif ne zaman gelecek diye bekliyordum doğrusu dedi.

    kızdan hoşlanmıştım. ama o’nun benden hoşlanmadığını biliyordum. çünkü tanrı beni yaratırken hiç de bonkör davranmamıştı. o zaman bu kız neden bana bu kadar yakınlık gösteriyordu, konu basitti. para.

    kızla kahve içmek için yol üzerinde bir mekana girdik. bir an için bağcılar sınırlarından çıktığımızı düşündüm, ama hayır çıkmamıştık.

    mekana geldiğimizde bizi kapıda bir kaç personel karşıladı. ekonomik krizin o an çok derinleşmiş olduğunu gözlememiştim. hemen elemanlara cüzdanımdan 100 er dolar çıkarıp daha mekana girerken bahşiş olarak verdim.

    bu ikramım personelleri çok sevindirmişti. sağolsunlar onlar da bize mekan içerisinde kimse olmamasına rağmen en güzel yeri vermişlerdi. biz de masamıza oturup kahvelerimizi söyledik. diğer yandan da birbirimizi daha yakından tanımaya çalışıyorduk.

    kızımız yine iştahlı sorularına devam ediyordu... araban var mı, evin var mı, kaç para maaş alıyorsun vs... tüm soruları tek tek cevapladıktan sonra kızın bana daha yakın olmak için yanıma gelmişti. o an istemsizce kollarım kendisine sarılmıştı... en son 2001 krizinde böyle bir şey yaşamıştım. ve şimdi yine aynı semtte bir başka kızla sarılıp koklaşıyordum. gerçekten çok duygusallaşmıştım. bu hayata kadınlara yakın olmak için ekonomik kriz kovalayan bir adam haline gelmiştim. gözyaşlarım adeta su gibi akmaya başladı. o an kız halimden endişelenerek ne oldu sana tatlım diye bana sarılmaya başlamıştı. ben konuşamıyordum, sadece ağlıyordum. çok geçmeden kız beni sevdiğini, iyi bir insan olduğumdam falan söz etmeye başlamıştı. içimden o’na siktir git diyordum.

    takriben 1-2 saat daha mekanda takılıp sohbet ettikten sonra kızla benim arabama doğru yola çıktık. kız arabamı görünce gözlerine inanamamıştı. baktım hemen plakalığı kontrol ediyor, ama plakalıkta arabanın kiralık olduğuna dair herhangi bir ibare yer almıyordu. artık arabanın benim olduğuna inanmıştı. boynuma sarıldı ve aşkım, lütfen bizi güzel bir otele götür, seni sanki 40 yıldır tanıyormuşum gibi hissediyorum. lütfen bu gece beraber kalalım... sana sürprizlerim olacak diyordu.

    o ara arabaya atladık ve ben aracı büyük bir iştahla fatih’teki ucuz otellere doğru sürmüştüm....