şükela:  tümü | bugün
  • henüz konuya tam hakim değilim, umarım ileriki sınıflarda daha çok yoğunlaşırım ve bilgilenirim ama şimdilik: ekonomiyi borçlanarak büyütmek her zaman kötü olmayabilir.. (bkz: abd)
  • yırtık elbiseye yama yaparak giymek.
  • (bkz: leverage)
  • mümkündür.
    ama borç aldığın parayı taşa, binaya, avm'ye gömerek değil, ileride daha büyük katma değer sağlayacak örneğin bilişim sektörü veya herhangi verimli bir alandaki arge çalışmalarına aktarmakla mümkündür.
  • kapitalizmde doğru olandır.
    dostlar alışverişte görsün diye ihtiyacı olmadığı halde borç alan devletler ve şirketler mevcuttur.
    borçlanarak ev alan kişiler de borçlanmayarak alanlardan daha zengin olacaktır.

    not: "alan" kelimesi burada önemli. alamayıp evi bankaya kaptırmak genelen iyi ekonomi değildir. bankaya planlı kaptırılıyorsa iyi ekonomidir.
  • iktisatçı olarak böyle borçlanmaya can kurban dediğim bir durum. yunanlılar gibi borç yesek daha mı iyi olurdu, hiç değilse borçların bir kısmının yatırımlara gittiğini düşündüğüm durum.
  • muhasebe 101 ilk derste anlatılıyor arkadaşlar.

    varlıklar = özsermaye + borçlar

    yani erişebildiğin para senin olsun ya da olmasın, senin ekonominin içindedir.

    ayrıca borçlanabilmek, kredibilite çok önemlidir.

    misal ayda 10 bin lira geliri olan adam rahatlıkla aylık 2000 tl araba kredisi taksitlerini ödeyebilir. çünkü 10 bin lira gelir iyi bir gelirdir. fakat bu kişinin birikmişi yoksa, araba alabilmesi için krediye ihtiyacı vardır. kredi banka kredisi olabilir ya da senetle araba satacak mahalle arası galericinin kredisi olabilir, fark etmez. kredi veren olmazsa araba almak için; misal 80 bin tl diyelim araba fiyatına, 80/2 = 40 ay beklenmesi gerekir. olur mu lan öyle şey 10 bin geliri olan kişiye her banka kredi verir mi diyorsunuz? o işler öyle olmuyo usta! yıllık 1 milyon tl kar eden şirkete, kredi limiti olarak 10 bin tl verildiğini, fakat aylık 5.000 tl maaşı olan şahsa 30 bin tl kredi kartı limiti verildiğini gördü bu gözler.

    ya da işini geliştireceksin diyelim, yeni bir makine alıp, hammadde alıp üretimini arttırmak istiyorsun. kredibiliten varsa, borçlanabiliyorsan alımı şimdi yaparsın ve kar elde etmeye şimdi başlarsın, kredibiliten yoksa para biriktirir yatırımı sonra yaparsın.

    velhasıl borcun artması kötü bir işaret değildir. hatta tersine borcun artması yüksek güven duygusu oluştuğunu gösterir ve iyiye işarettir.

    kötü olan ödenmeyen borç oranının artmasıdır. bakın burada da "miktarı" demiyorum, "oranı" diyorum.

    100 milyon kredi verdiğinizde 50 bin tl geri ödenmiyorsa, bir yıl sonra 300 milyon kredi verdiğinizde 150 bin tl geri ödenmemesi normaldir. oran aynıdır. durum değişmemiştir.

    fakat bu durumda durumu iyiye yormak isteyenler aşağıdaki yorumu yapar:

    - ekonomi 3 kat büyüdü. her şey süper! (aslında 1 den 3 e çıkarken 2 kat büyümüştür ama %300'lük oranı ifade etmek için bu ifade kullanılır.)

    durumu kötüye yormak isteyenler aşağıdaki yorumu yapar:

    - borç stoğu 3 katına çıktı. batıyoruz!

    fakat dediğim gibi aslında oran aynıdır. gerçi oran aynı iken kredibilitenin yükselmesi iyiye işarettir.

    hatta geri ödenmeyen kredi oranı artmış olsa bile, kredi tutarının büyüklüğünün artmasındaki avantajın, geri ödenmeyen kredi oranındaki artıştan kaynaklanan dezavantaja ulaşana kadarki alanda ise sıkıntı yoktur.

    borçlanarak ekonominin büyümesi aptallık ise bu işte en büyük aptallar, bu borcu verenlerdir ve inanın bana o kadar para aptal insanlarda olmaz.
  • keynes'i mezarında ters döndürmeden önce okumakta fayda var, büyüme ile dış borcumuz temelli bazı yazılar:

    http://www.mahfiegilmez.com/…-ve-yorum-farklar.html
    http://www.mahfiegilmez.com/…l-kesimin-borclar.html
    http://www.mahfiegilmez.com/…iyenin-ds-borclar.html (en güncel bu, diğerleri daha eski)

    2009 krizine borçtan borç yaratmaya, çarpan mekanizmalarına bakmakta fayda var:
    (bkz: kaydi para)
    (bkz: kredi çarpanı)
    (bkz: ninja krediler)

    o borçların yatırıma mı, arge'ye mi, yoksa tüketime mi gittiğine bakmakta yine fayda var.

    kredi kartı borcuyla da tüketime dayalı şekilde ekonomi büyümez, ülke içindeki para el değiştirir. geleceğinizi ipotek altına alırsınız. sahte bir büyümedir yani bu.
    (bkz: servet transferi)

    sözün özü, tüketime dayalı büyüme bir aldanmadır. daha doğrusu o tüketimin sağlam temelleri yoksa.
  • son 1 yılda enflasyon oranıyla beraber paralel büyüyen kredilere karşılık, enflasyondan arındırılmış %6'lık reel tüketim büyümesinin bulunması borçlanmanın reel büyüme içinde hiçbir etkisi olmadığını gösteriyor.
  • (bkz: borca dayalı para sistemi)

    bu konuyu sosyal medyada en iyi gültekin çetiner anlatıyor. yemiyor, içmiyor borçlanarak büyüyorsunuz, bir gün batacaksınız diyor kimse dinlemiyor.

    finansbank genel müdürü temel güzeloğlu bu olayı 1 yıl önce söylemiş.

    türkiye’nin %5 büyüyebilmesi için bankacılık sektörü %25 büyümeli

    gültekin çetiner

    türkiye %4.8 büyümüş peki ya bankalar

    ve daha nice paylaşımlar.

    iyi göz boyuyorlar hepimiz de yiyoruz.