şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ben şöyle düşündüm. sizin ile paylaşmak istiyorum. tek yol olduğunu düşünüyorum. lütfen sonuna kadar okuyunuz.

    arkadaşlar ortada bir yangın var. bu yangın su ile sönecek bir yangın değil, petrol yangını bu. buna köpükle müdahale lazım.

    ne yapacak. ben olsam ne yaparım açıkcası. 10 milyar dolar şakkadak satarım, şaşırır millet, hiç beklemedikleri bir hareket, niye satıyor nasıl satıyor, hani rezervleri küçüktü diyecekler demek ki rezervleri varmış diyecekler. normal şartlarda.

    dolar mutlaka düşecektir.

    herkes dicekti, biraz yavaş düşürecekler, merkez bankasının pili düşecek diyecekler. arkadan bir 10 milyar dolar daha satarım. 20. yetmedi bir 10 daha satarım. biter o zaman, çil yavrusu gibi dağılırlar bak ben size söyleyeyim.

    merkez bankası böyle yaparak ne elde eder biliyor musunuz? 3.50den dolarlarını satar mı? satar. 3.20'ye düşünce de alır. dünyanın parasını kazanır. yani.

    yani bunları ben ya.

    yapısal reformlara tamam. evet. ama yapısal reformların başlaması için evvela zeminin hazırlanması lazım. şu anda zemin hazır değil. zeminin hazırlanması için merkez bankasının piyasalara sert müdahale yapması lazım. 10, 10, 10 ; 30 satınca ne olur biliyor musunuz? şu anda vatandaşın bankada 80 milyar doları var, 93 milyar dolar da kurumsal para var. çok yüksek bir rakam. 173 milyar dolar para var. çok büyük bir güç.

    hayır, rezervler bilinirse bilinsin, önemli değil.

    mb böyle müdahale edince ne olur biliyor musunuz? dolar taaak aşağı düşer. 3.30 3.20 olur 3 liraya kadar düşer dolar, bakın ben size söyleyeyim. o zaman ne olur biliyor musun düşerken? herkes paniğe kapılır, eyvah derler, treni kaçırıyoruz, ne yapalım, biz de satalım derler. onlar da satınca iştirak edince vooop 2.9 2.85 e kadar düşer.

    niye olmasın? olur. buz gibi olur. profesörlere göre olmaz. ben size söyleyeyim. biz yaşamadık bu olayları ilk defa yaşıyoruz, bu ilk, böyle bir operasyon ilk defa yapılıyor.

    faiz lobisi bizi tuzağa düşürdü.
  • ben sana tek yolu söyleyeyim (bkz: türkiye'den siktir olup gitmek)

    edit: sizin ile ne lan
    edit2: demek ki tamamını okumadan edit eklemiyormuşuz. türkçe ne haberin var mı kardeşim?
  • (bkz: emeğe saygı)
    adam hiç üşenmeden yazmış. vallahi tebrikler.
  • ülkedeki tüm suriyelileri memleketlerine göndermekle başlanabilecek yoldur.
  • buradaki önerme yapay ve geçicidir. en fazla bir iki ay idare eder. sonra yine güm.

    ekonomiyi düzeltmenin yolu üretmektir.

    ekonomiyi düzeltmenin yolu israftan kaçınmaktır.

    ekonomiyi düzeltmenin yolu...

    amaan ciddiye alıp cevap veriyorum ya!

    iyi geceler.
  • papaz görünümlü ajanı ver, fetöcüleri pkklıları kovalamayı bırak. yani bütün kazanımlarından vazgeç onlar gerekeni yaparlar.
    bu arada uzun vadede ekonomi zaten düzelir ama abd ile daha çok sürtüşme göreceğiz çünkü artık terörle istediğini yapamıyor.
    dua edelim abd rusya ile gerilimli olmaya devam etsin. araları düzelirse bizi perte çıkarırlar.
  • kısıtlı iktisat bilgimle sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim de ona göre okuyun: çare, üretim. hatta kaliteli üretim.

    yazı uzun olacak çünkü ekonomik krizimiz çok derin...

    öncelikle ülkemizin ekonomisindeki problemlere bir bakalım.

    enflasyon artış eğiliminde,
    işsizlik artış eğiliminde,
    hane halkının harcanabilir geliri azalış eğiliminde.

    buraya kadarki sorunun adı iktisat literatüründe stagflasyondur ve çok tehlikeli bir krizdir bilginize.

    bütçe açığı var.
    özel kesim açığı var.
    dış ticaret açığı var.

    bunun adı literatürde 3. açık (üçüz açık) diye geçer. dış ticaret açığı olmasaydı eğer ikiz açık diyecektik.

    bunların yanı sıra değer kaybeden bir türk lirası var.

    kendimce bir reçete yazmadan önce mevcut durumu anlatmak istiyorum. öncelikle akp hükümetinin büyüme yöntemi, ihracata dayalı bir büyüme modeli.

    üretilen mallarımız ne yazık ki yeterli kalitede olmuyor. bu sanayi için de tarım için de geçerli. bu sebeple ihracat ederken 'aranan' bir piyasa olamıyoruz. kimse 'türk malı' diye çıldırmıyor. bizim ihracat yapabilmemiz içinse, bizden mal alan ülkenin nazını çekiyoruz. 'lütfen bizden mal al' dediğimiz adamlar da bize 'ucuza verirsen alırım' diyor. biz mallarımızı satmak için ucuzdan satıyoruz onlara. ama ucuz olan 'onların para birimine' göre ucuzluk. dolar ve euro artarsa ne olur ? avrupalılar bizden aldıkları malı 'daha ucuza' alırlar.

    ayrıca işsizlik oranlarımız artıyor. bunun yanında bir de enflasyonumuz artmakta. ve bunlara ayak uyduramayan bir hane halkı harcanabilir geliri var. sebebini açıklamaya çalışacağım:

    enflasyonun artışı fiyatları artmasıdır. enflasyon, maliyetlerin artışı yada talebin artışı yoluyla olur arkadaşlar. maliyetler artarsa (kıtlık döneminde tarımsal üretimin daha pahalıya mal olması gibi), ve insanların cebinde oluşan gelir fazlasıyla mal tüketimini arttırması. enflasyonun en basit anlatımıyla bu iki sebepten olduğunu çözebiliriz.

    arkadaşlar bir sorum var: asgari ücret arttıkça ne olur ? insanların cebindeki para artmaz mı ? peki insanların cebindeki para artarsa ne olur ? tüketim artar arkadaşlar. tüketim artarsa ne olur ? mal arz eden kişiler, (satıcı diyebiliriz) bu mal 3 lira yerine 5 liradan satmak ister. 5 e giderse 7 den satar. baktı 7 lirayla bile satılıyor yahu dur şunu 10 lira yapayım der. insanların cebindeki para arttı ama fiyatlar da arttı. 100 lira ile 100 ekmek alan bir vatandaş, 150 lirayla 150 ekmek değil 90 ekmek alabilecek. sebebi ise, enflasyonun, harcanabilir gelirdeki artıştan daha hızlı artması. işçinin maaşına %50 zam yaptın ama ekmeğe yapılan zam %60 olunca sen daha çok değil daha az ekmek alıyorsun. işte bu yüzden hükümet, asgari ücreti olabildiğince en az seviyede arttırıyor. çünkü enflasyonu frenlemesi gerek. enflasyon zaten yükseliyorken, asgari ücreti kanuni güvenceler nedeniyle minimum arttırmak zorunda. ha bir de enflasyonla mücadelede vergi arttırımına gidilmesi ve kamu harcamalarının azaltılması da bir yöntemdir. hani vergiler arttırılır ki insanlar çok mal alamasın, kamu harcamaları azaltılır ki insanlar harcamak için para bulamasın. bunu da eklemek istedim.

    türk liramız maalesef diğer para birimleri karşısında değer kaybediyor. aslında dolar, sterlin, euro, rupi, yen, riyal vs. vs. değerlenmiyor, bizim paramız değer kaybediyor. bunu çok araştırmaya gerek yok. size direk söyleyeyim. merkez bankası gizli yollardan ve açıklamadan 'devalüasyon' yapıyor. yani türk lirasının diğer para birimleri karşısındaki değerini tedrici şekilde yavaş yavaş düşürüyor. bunun sebebinin de 'ihracat yapabilme' olduğunu belirteyim.

    diğer konulara girmeden çözüm yöntemi için düşündüğüm yola geleyim:

    -öncelikle üretimi arttırmalı ve kaliteli mal üretmeliyiz. kaliteli mal üretirsek dışa satmamız kolaylaşır. dış ülkelere kolayca mal satarsak, istediğimiz kadar ithalat yapalım, ihracatımız yüksek olduğu için dış satışımızın da etkisiyle dış açığımız azalacak. dış açığımızın azalması, özel kesim açığını azaltacaktır. 100 liralık mal satıyoruz, 90 liralık mal alıyoruz. 10 lira kardayız, en basitiyle. biz malımızı euro ve dolar cinsinden satıp ülkemize yabancı para sokarsak ve aldığımız malları tl ile alırsak daha iyi olur. çünkü şöyle birşey var: ülke paramızın değer kazanması için paramızın dünyada fazla işlem görmesi gerek. biz almanya'dan aldığımız bir arabayı euro değil de tl ile ödersek, bizim paramız yurtdışına çıkar. yurtdışına çıkması yurtiçindeki parasal tabanı azaltır. azaldığı için 'tl nin değeri artar'. çünkü az olan şeyin değeri yüksektir. burada merkez bankasının daraltıcı para politikası izlemesi, yani piyasadan tl yi çekmesi, ve bunun yanında ithalatı tl ile yapmamız gerek. ayrıca dolar ve euro ile yapacağımız ihracat, ülkemize yabancı para girmesini sağlayacak. aynı mantıkla, birşeyin sayısı artarsa fiyatı azalır öyle değil mi ? ülkemizde dolar ve euro parasal rezervi artarsa, yani dolar ve euro türkiye'de çoğalırsa değeri düşer. bu yöntemle dolar düşmeye, tl de yükselmeye başlar. iki yönden makas kapanır.

    -bu yöntemin olumsuz bir etkisi olacaktır. bu da yabancı yatırımcıların kaçması. çünkü adam abd den 1 milyon dolar ile gelip burada 5 milyon liralık bir yatırım yapabiliyor. eğer tl dolara karşı değer kazanırsa yabancı yatırımcı gelmek istemeyecektir eskisi gibi.

    -fakat bunun yanı sıra stagflasyonla mücadele etmemiz gerekecek. bunun için yöntemler belirlidir literatürde. mesela kamu harcamaları düşürülmelidir. kamu harcamalarının ne olduğunu anlatayım öncelikle: devlet maaşlara zam yapmayacak, yol köprü vs yapmayacak, hel ölü yatırım hiç yapmayacak, transfer harcaması dediğimiz burs ve işsizlik maaşı gibi karşılıksız ödemeler azaltılmalı. yani devletin bütçesindeki harcamalar azaltılmalı ve sadece ama sadece 'zorunlu ve kazanç getiren' yatırımlar yapılmalı. en basitinden devlet; fabrika yapmalı. fabrikanın getirisi olacaktır, ama devlet; parasını yeni yapılacak bir bakanlık binasına harcarsa o binanın ekonomiye ve devlet kasasına bir getirisi olmayacaktır. böylelikle devlet harcamalarını azaltarak bütçedeki açığı azaltacaktır. bu; bütçe açığını kapatmada ve enflasyonu önlemede önemli bir adım olacak ama bu 'kemer sıkma' milletten ağır tepki görecektir.

    -devlet vergileri arttırmalı. özellikle de dolaylı vergileri. mesela kdv ve ötv yi. bunun sebebi, vergilerin arttırılması, mal alımını azaltmasıdır. insanlar birşey alamayacak maalesef. bu durumda sadece zorunlu mallar alınacaktır.

    -heterodoks politikalar gereği burada ölüm vuruşu yapacak arkadaşlar. fiyatları donduracak. diyecek ki 'ekmek 1 lira, asgari ücret 1600 lira, iphone x 4000 lira'. fiyatlar böylece sabitlenecek ve fiyat artışları yaşanmayacaktır. devlet burada denetimi arttırmalı, yapacağı yatırımlardan vazgeçip sübvansiyonları arttıracak. üretimi yapan sanayici ve çiftçi desteklenecek. üretici fındık fiyatlarının sabitlenmesinden isyan etmeyecek, devletin yaptığı mazot vb. yardımlarıyla üretimde çok para almasa da devletin yardımı sayesinde sesini kısacaktır yeteri kadar.

    -fiyatların sabitlenmesi, yabancı yatırımcıyı daha çok kovacaktır maalesef. ama enflasyonu durduracaktır ani şekilde. artmaması içinse devletin tüm fiyatları belli oranda belli zamanlarla güncellemesi gerekecek. 1 yıl sonra memura %5 zam yapıyorsa ekmeğe de ona göre zam yapacak. yani fiyatları devlet belirleyecek.

    -bu şekilde paramız bir yabancı para birimine karşı sabitlenmeyecektir. çünkü ülkemize giren para karşısında kurun serbest bırakılması gerekir ki döviz darboğazı ve merkez bankasına kur baskısı artmasın.

    -mal satışımız özellikle dışarıya artınca ve satışları döviz, alışları tl ile yapınca kur farkı azalacaktır. fiyatların sabitlenmesi, vergilerin arttırılması, kamu harcamalarının 'mecburi ve getirisi olan' kanallara yönlendirilmesi ile enflasyon duracaktır ve zamanla azalma eğilimine girecektir.

    -önemli bir konu var ki bu işsizlik. enflasyon ve işsizlik ters çalışır, işsizlik artarsa enflasyon düşer, enflasyon artarsa işsizlik düşer. ama stagflasyon olgusu, bu iki sorunun birlikte görülmesidir. ve iktisatçılara göre özellikle grafik çiziminde stagflasyonun olmasının nedeni, 'toplam talep sabit iken, toplam arzın sola kayması -düşmesi-' olarak açıklanmıştır. yani toplam arz (üretim en basit anlatımıyla) artarsa stagflasyon krizinden çıkış yoluna girilecektir.

    -işsizliği azaltmak için yapılması gereken, enflasyonla tezat düşen bazı hareketleri yürürlüğe koymaktır. öncelikle devlet iş imkanlarını arttırmalıdır. memur alımından tutun da istihdam seferberliğine kadar. burada devlet, sgk primleri gibi konularda işverenlere destek vermelidir. yani üsttekini de buraya getirirsek, devlet kamu harcamalarını gerekirse yalnızca üreticiye ve işverene 'ihtiyaç oranında' destek olarak yapacaktır. köprüyle onla bunla değil bunlarla harcamalıdır parasını.

    bu durumda vatandaş, maaşları artmadan, vergilere zam yapılmışken, devletten aldığı işsizlik maaşı gibi kazanımlardan mahrum olduğu için isyan edecektir. ancak işsizliği düşürme çabası ile işsizler azalacak ve insanlar para kazanacaktır. bizim evde 4 kişi var ve sadece babam çalışıyor mesela. ama ben ve kız kardeşim işe girersek hiç de isyana gerek kalmaz bizim için sanki... kendi üzerimden verdiğim örneği genç işsizlerde komple göreceksiniz. en büyük tepkiyi emekliden göreceğinize emin olabilirsiniz.

    ayrıca yabancı yatırımcı tl nin değerlenmesi ve ekonomik krizin kabulü üzerine yapılan fiyat sabitleştirmelerine karşılık ülkemizi terkedecektir. fakat burada bankacılık sistemimizin önemini unutmayalım. ülkemizden ani para çıkışlarını engellemek için 'tobin vergisi' denilen yöntemlerle yatırımcıların bir gecede kaçarak doları değerlemesine izin verilmeyecek. bu gibi ince ayrıntıları elbette yazmaya gerek yok çünkü kpss dersinde değiliz.

    özetlemek olursa; üretim artarsa dışa kaliteli mal satarız, tl değerlenir. fiyatlar sabitleştirilirse enflasyon durdurulur vergiler arttırılırsa kamu harcamaları azaltılırsa ve işsizliği azaltıp üretimi arttırmak için işveren ve üreticiye yapılacak sübvansiyonlarla istenen yola girilecektir. bu şekilde dış ticaret açığı azalacak, fazla vereceğiz. vergilerin arttırılıp kamu harcamalarının azaltılması ile enflasyon kendiliğince zaten düşme eğilimine girecektir. ihracat fazlası vermemiz özel kesim açığını azaltacaktır.

    şimdilik çok zamanım olmadığı için aklıma geldikçe yazmaya çalıştım. ama bedelli askerlik başlığında yazdığım gibi bedelli askerlik tarzı çalışmalar, enflasyonu düşürtme çabalarıdır.

    uygulanacak reçetede bu gibi ince detaylar olacaktır. enflasyonun düşmesi, işsizliğin azalması, tl nin değerlenmesi, bütçe açıklarının kapanması, özel kesim açığının azalması derken.... fiyatlar yavaş yavaş serbestleştirildiğinde, tl dolarla arasındaki farkı azaltınca dışarıdan daha rahat ve daha ucuza ithalat yapabileceğiz. bu da ithalatın 'ucuzlaması' anlamına gelecek. mesela 3 milyon euro ya aldığımız futbolcuyu artık 18 milyon liraya değil 9 milyon liraya alacağız. ülkemizin ithalatçıları da reel anlamda kâra geçecektir.

    düzgün uygulanacak bir 'stagflasyonla mücadele gelirler politikası' ile ücret fiyat spiralinin önüne geçilir, dış açık azaltılır, işsizlik ve enflasyon belasından kaçınılır.

    kaybımız sadece vatandaşın sabırsızlığı ve rte'nin deyimiyle faiz lobisi olur. dış yatırımcıyı kaçırmak bizi epey zorlayacaktır. ama asıl zorlayacak şeyi söyleyeyim mi:

    vatandaşın bu kemer sıkma politikalarına ve hükümete karşı ses çıkartması yakınlarda yapılacak seçimlerde hükümetin kaybetmesi anlamına gelecektir. işte burada literatürde geçen 'maksimizasyon yaklaşımı' devreye giriyor. vatandaş gelirini arttırmak, siyasiler ise iktidarı kaybetmemek ister. yani sırf akp iktidarı kaybetmemek için bu planları uygulamaz. çünkü neden mi ? seçimleri kazanıp iktidarda kalmak, ekonomik krizden daha önemlidir.

    bu yüzden de benim bile dar bilgilerimle kendimce eksikleri olan bir yöntemim varken, devlet bunu bilmiyor mu ? öyle bir biliyor ki... kemer sıkma politikalarının iktidardan edeceğini bildikleri için de böyle girişimlerde bulunmayacaklardır.

    okuduysanız teşekkür ederim, biraz plansız ve uzun oldu. umarım anlatabilmişimdir.
  • uzun bir yola çıkılmalı.

    demokrasi, hukuk ve özgürlük tesis edilmeli. refah peşi sıra gelecektir.
  • necmettin batırel sen mi geldin?
    https://streamable.com/owo9p

    ayrıca öyle 10, 10, 10 satamazsın zira şu an mb'de 30 milyar dolar yok.
    seçim sürecinde sattılar baya zaten.