şükela:  tümü | bugün
  • kendisiyle tanışmak nasip olmadı lakin türkiye gazetesi'nde haftada bir çıkan yazıları tadından yenmiyor, bir bilgi deryası olduğu belli oluyor. kendsinden ders alan öğrencilerden duyduğuma göre yalnızca tarih değil birçok konuda şaşırtıcı derecede bilgi sahibi bir akademisyenmiş.

    (bkz: http://www.turkiyegazetesi.com/…etay.aspx?id=411011)
  • an itibariyle tgrt haberde osmanlı'da haremi, yapısını, cariyeleri, padişahları anlatan, kısaca saray ile ilgili oldukça açık, akıcı, anlaşılır bir dille bilgiler veren, keyifle dinlediğimiz akademisyen.
  • bilgi birikiminin yanı sıra insanlık vasıflarının da üst düzey olduğu çok kıymetli ilim adamı.
    zamanımızda malesef kadri bilinmeyenlerden.tarih ve hukuk sahasında konuşulduğunda,bu adam ne ara bu kadar bilgiyi belleğinde topladı diye iç geçirirsiniz.
    hukuk mezunu olup, hoca'nın gönüllü asistanı dahi olmak isteyebilirsiniz.her türlü soruya açıktır kendileri,her soruya bıkmadan usanmadan defaatle aynı kalitede cevaplar verir ve sizi gerçek manada tatmin eder.
  • geçen yıl tgrt'deki programda türklerin müslüman oluşunu anlatırken (ben videoyu yeni izledim.) oğuz kağan destanından örnekler vermiş.

    türklerin islam öncesinde monoteist olduğu iddiasını savunurken, oğuz han'ın eşini tek tanrı'ya inanmadığı gerekçesiyle reddettiğini anlattı. oğuz kağan mete eşitliğini zaten kabul etmiş. yine, oğuz kağan'ın babasını kafir olduğu için öldürdüğünü anlatıyor. buradan hareketle de türklerin monoteist olduğunu savunuyor.

    örnek verdiği oğuz kağan destanı, reşidüddin tarafından kaleme alınmıştır. oğuz kağan destanının iki versiyonundan islami olanıdır. yani zaten eski bir türk destanının islamileştirilmiş hâlidir. burada elbette oğuz kağan'ın müslüman gibi davranmasını, inanmasını bekleyeceğiz. bu bize, islam öncesi türklerin dinine dair hiçbir bilgi vermez.

    ekinci bunun farkında olduğundan, bu bilginin çin kaynaklarıyla da örtüştüğünü söylüyor. tam bu noktada da dezenformasyona giriyoruz zaten. çin kaynaklarına göre mete ile babası arasında gerçekten bir mücadele vardır. bunun sebebi, mete'nin yüeçilere esir olarak gönderilmesi ve arkasından yüeçilere savaş açılması, yani mete'nin babası tarafından ortadan kaldırılmak istenmesidir. mete kurtulur, geri döner, babasını öldürür, şanyü olur.

    şu saatte daha fazla devam edemiyorum videoya. izleyip hakkında bir yazı yazarım muhtemelen. fakat türklerin müslüman olmadan önce de müslüman olduğu yönündeki bayat teorileri savunuyor olması, ekrem buğra ekinci hakkında olumlu bir görüş bildirmemi şimdilik engelliyor diyebilirim.

    esas çalışma alanında belki başarılı bir tarihçidir, bilmiyorum.
  • sağcı tarihçi. muhteşem yüzyıl hakkında ağır ifadelerde bulunmuş bu yazısında.
  • kendisine ait olan birkaç kitabı mevcut. inceledim gayet güzel. bilgi isteyene bilgi. ders çalışmak isteyen ders kitabı niteliğinde. en son çıkan kitabı ama hangi osmanlı ise muhteşem bir kitap olmuş.
  • ama hangi osmanlı kitabı http://www.timas.com.tr/…ihi/ama-hangi-osmanli.aspx bu adresten görülebilir.
  • "osmanlı ve cumhuriyet ilanı sonrası osmanlı hanedanının durumu" konusu için dün akşam haberturk kanalında öteki gündem programına katılmıştır. çoğu kişinin doğru diye bildiği bir çok şeyi tersyüz edecek şeyler söylemiştir. mesela;

    "istanbul hükümeti işgal altındayken son padişah vahdettin baş yaver olarak cumhuriyetçi ve ilgiliz taraftarı olan(alman taraftarı olanlar da vardı) mustafa kemal'i istemişti. o dönem damat ferit paşa'da yaverliğe adaydı fakat kadıköy'de zengin bir hayat sürmeyi tercih etmişti. vahdettin mustafa kemal'i anadoluya gönderdi ve sakarya zaferi sonrası cumhuriyet ayaklanması başladı. vahdettin resmi mesajlarda mustafa kemal'e "yapmayın, etmeyin" derken şifreli mesajlarla aslında harekete destek veriyordu."

    "o dönem ki süpergüç ingiltere osmanlı gibi büyük bir gücü böyle bir zamanda yakalamışken alt etmek istiyordu. halifeliği kaldırmak osmanlı'nın islam dünyasından kopması anlamına geliyordu ve ingilizler buna destek verdi. mustafa kemal bile hilafetin kaldırılmasını istemiyordu.."

    şu dönem iktidar yanlısı söylemler arttı. buna destek amaçlı tarih yazımı bile değiştirebiliyor. ama hristiyanların papalığı gibi olan bir sembolün(halifelik) ülkeden alınmasını kim isterdi ki! diye düşünüyorum. bu ülkeyi merkezden, islam dünyasından ayırmak küçültmek için bulunmaz bir fırsattı ve çok makul gibime geliyor.

    ayrıca "1800'lerden gelen osmanlı 'nın bir meclisi ve en önemlisi demokrasisi vardı. hatta çok partili hayata geçilmiş ve meclisin sosyalist partisi bile vardı!" diyor (bkz: ekrem buğra ekinci)
  • türk ve islam hukuk tarihi profesöründen çok islamcı türk ve islam hukuk tarihi profesörü desek daha doğru olacaktır. sarı selim içki içmiyormuş falan... sultan süleyman'ın şiirlerindeki şarap da şarap değil elbet... osmanlıda içki ne arar...

    http://osmanlilar.gen.tr/makale.asp?id=93

    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7713377_p.asp

    kendisine sultan 2. selim'in yazdığı bu şiiri hediye ediyor ve osmanlı tarihi araştırmaları hususunda kibirli ve toz kondurmaz değil, biraz daha objektif ve insalcıl yaklaşabilmesini diliyorum:

    yine o servi boylu güzel sarhoş salına salına gidiyor; eteğini beline bağlamış, külâhını da yana eğmiş...
    şarap ateşinden yümzü gül gibi parlamış, siyah saçını külahının yan tarafından çıkarmış.
    kara gözünün ucu ile şöyle bir yan baksa yüz tane âşık korkusundan can verir.
    o zülfün benim ahım ile perişan olması hayret edilecek şey değildir. zira rüzgâr esince sünbül dağılır,
    bükülür,.
    ey servi boylu güzel, selimî’ye bir bak. lâkin allah aşkına o sert yan bakışınla değil.

    edit: bunun dışında bedestenler hakkındaki yazısı güzeldir hoştur:
    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/…inci/502788.aspx