şükela:  tümü | bugün sorunsallar (9)
14932 entry daha
  • tatilden döndükten sonra,

    "deprem bölgesinde gerekli incelemeleri yaptım, devletimiz gerekli önlemleri almış, içim rahat şekilde tatilimi yaptım" diyecektir.

    şimdi de bir hafta gündemde kalıyor.
  • öncelikle kapı gibi yazmışım alnım ak, başım dik (bkz: #91847032).

    hiçbir siyaset adamına bel bağlamam. oraya gelen hiçkimsenin, hayatından önemli bir zaman dilimini, enerjisini benim sonsuz mutluluğum için harcayacağına inanmam. böyle diyene şüpheyle bakarım. cennetin anahtarını satan papayı da 90'larda ev anahtarı vaat eden siyasetçileri de unutmadım ben.

    yazdığım gibi ekrem imamoğlu'na bir hayranlık geliştirmeden oy verdim ve izledim. şu âna kadar oy vermiş biri olarak edindiğim izlenimler, hoş değil.

    siyaset, bir algı yönetimidir. "mış gibi" yapmaktır. çocukla çocuk, yaşlıyla yaşlı, köylüyle köylü, işçiyle işçi olabilmektir. imamoğlu'nun insana batan bir "rahat adam" algısı var. peki neden bu oluşuyor? nedeni çok basit, 20 yıl sonra ilk kez birisine karşı bir umut filizlendi, beklentiler yükseldi, muhafazakar dayatmalardan tekrar eski zamanlara dönüleceğine doğru özlem dolu bir inanış oluştu ve kendisine tünelin sonundaki ışık muamelesi yapıldı da ondan. onunla ilgili bir beklenti yaratıldı ve bu beklentinin tatmini, altının dolması "beklemeye değmesi" hayal edildi.

    oysa bir baktık ki ekrem imamoğlu'nun başından bugüne olan bu çizgisi, bu beklentilerle pek de paralel gitmiyor.

    hemen söyleyeyim, ekrem imamoğlu tabii ki istediği gibi tatil yapabilir, sonuna kadar da hakkıdır ve tatil yapan tek siyasetçi değildir ama; bakın büyük bir ama: eğer siyaset yapıyorsa ve etrafında akıl aldığı birileri varsa bu işin böyle yürümeyeceğinin de farkında olmalıdır. imamoğlu eğer büyük oynamayı düşünüyorsa hedefi, halihazırda ona oy veren chp seçmeni değil, yıllardır kemiklemiş bir inançla erdoğan'a oy veren akp tabanına ulaşmak, onlarla iletişim kurabilmek olmalıdır. işte bu iletişim de o tabana yakın durmakla ve onları anlamakla olur. en başından beri monşer/elit/halden anlamaz olarak 'bağzı' beyinlerde imgelenen chp'nin bu kötü imajını perçinleyerek değil, bugüne kadar yapılanın aksine o insanların insaniyetine, inancına, samimiyetine dokunarak olur.

    siz eğer ki kapı komşusunun evinden taze çıkan cenaze sonrasındaki birkaç haftalık sürede "aman eğleniyormuş gibi algılanır" düşüncesiyle müzik dinlemekten kaçınan bir toplumun yaşadığı bir ülkede depremden kayağa geçiyorsanız, çok kolaylıkla ardınızdan "zaten böyle olacağı belliydi" denilir; samimiyetsiz, monşer, açın halinden anlamayan olarak yaftalanırsınız. hiçkimse "aa içi dışı bir adamın bak saklamıyor. ölenle ölecek değil ya? hayat devam ediyor. adam tatilini önceden ayarlamış zaten" demez. kendi yoksulluğunun, derdinin ne kadar "paylaşılıyor göründüğüne" bakar.

    tekrar ediyorum, siyaset bir algı yönetimidir. iyi niyete değil, algıya bakar.

    "onların imamoğlu için ne düşündüğü önemli değil, ben seviyorum. destekliyorum" diye düşündüğünüzde tabii ki bir şey olmaz. istanbul belediye başkanı olarak görevini tamamlar ve şansı varsa yine seçilir ama büyük oynamayı planlıyorsa alacağı oylar, tıpkı eurovision şarkı yarışmasında birbirine o veren baltık ülkelerinin oyları gibi bir işe yaramaz ve oyunu alması gerektiği diğer seçmen gruplarından destek alamayarak gönlünden geçirdiği cumhurbaşkanlık hayaline; yani hayalimize kavuşamadan gider.

    akp karşısında güçlü bir kale olacağı düşünülen ekrem imamoğlu'nu ne yanlış yaparsa yapsın mazur görme fanatizmiyle diğer parti fanatizmleri arasında teorik olarak hiçbir fark yoktur. ekrem imamoğlu'nu seviyor olabilirsiniz ama "aman kale içten zayıflayacak" diyerek yaptığı her şeyi doğru bulmak tutarlı bir davranış değildir. kendinizi kandırırsınız. yeri geldiğinde herkes eleştirilmelidir.

    hep özendiğimiz avrupa'nın bir adım önde oluşunun bir diğer nedeni işte tam da kişiye değil koltuğa önem vermekte yatar. kişiler gelip geçer ama koltuklar kalıcıdır. keşke bir gün olabilsek...
  • deprem olan bir şehri ziyaret ettikten hemen sonra başka bir şehirde tatile gitmiştir. bu cümleyi alın en nefret ettiğiniz insanın başlığına yazın. kan beyninize sıçramazsa özür dilerim.
  • elazığ'a gittiğinde ne işi var elazığ'da diye carlayanlar şimdi siyasal iletişim uzmanı olup adamın ailesiyle tatil yapmasına laf ediyor. o ya da bu şekilde siz ekrem'i konuşmaya devam edeceksiniz zaten. o da tatilini yapmaya devam edecek. ibb yi yardimlar noktasında ayaklandirdi kendi de gitti ve vazifesini yaptı. bu adam içişleri bakanı ya da sağlık bakanı değil, ibb başkanı. olay mahalinde olması gibi bir lüzûm yok. elazığ'da olsa bu sefer " bu adam niye kendi şehrinin başında değil siyaset yapıyor." denecek. kimseyi takmaya gerek yok. sağlıklı bir insan evladı gibi ailesine vakit ayırıyor.
  • yoksa bu adamda popçular gibi "her gün gündemde kalayım" hastalığı mı baş gösterdi? en aptal siyasetçinin bile böyle basit bir hata yapacağını düşünmüyorum. istanbul seçimlerinde akp'yi ve cumhurbaşkanı'nı 2 kez yenmek karakterinde değişikliklere sebep olmuş olabilir. bence acilen psikolojik destek görmesi gerekiyor.
  • tatil yaptığı için özür dilemesi de saçma olmayacak mı? bence olayı yönlendiren medya bunu yanlış okuyor. akp'lilerin gazına da gelmeyin. tatilden dönüp istanbul'da özür dilerim tatil yapmamam gerekirdi mi demeli istanbul büyükşehir belediye başkanı. bence çok ama çok saçma olurdu.
  • kendisi eleştirildiği zaman eleştirenler ak çomar ilan ediliyor. eleştiri kültürü ülkemizi kalkındıracaktır. iyi niyetli eleştirileri dikkate alması doğru olur.

    hizmetlerini bilemem ancak 13 bin asker, polis, öğretmenin katili pkk nın siyasi kanadı ile sıcak ilişkileri çok yanlıştır. ayrıca deprem bölgesini ziyaret edip oradan tatile geçmesi doğru değil.
  • samimi olmadığı her halinden belli
  • sevgi pıtırcığı minik bir kelebek. çok seviyoruz.
7221 entry daha