şükela:  tümü | bugün
  • türkiyenin en iyi kültür tarihçilerinden. istanbul aşığı güzel insan. bir zamanlar edebiyat dergileri de çıkarmış, zen kaçkınlığı da yapmış, muhabbeti bol bir insandır. gönül adamıdır vesselam.
  • "istanbul'da gundelik hayat" kitabinin yazari.
  • tasavvuf kültürüne olan derin ilgisi son yıllarda iyice ön plana çıkmıştır. bunun yanı sıra arkeoloji ve osmanlı tarihi (daha çok batılıların gözünden osmanlılar) konulu kitapların editörlüğünü başarıyla sürdürmektedir. esasen, goytisolo'nun fena halde cılız kitabı "osmanlı'nın istanbul'u"nun editörlüğünü pek de isteyerek yapmamış, hatta içten içe kitabın basılmamasını istemiştir. tanpınar'ın yeni edisyonlarının yayımlanmasında verdiği emek takdire şayandır. sigara, kahve ve çay tüketimi normal bir erkekte olması gerektiği kadardır. müthiş bir caz dinleyecisidir. normal bir erkeğin yapması gerektiği gibi kuzey avrupa cazından nefret eder. en iyi cazcının amerikalı, siyah ve mümkünse 55-70 arasında çalmış olması gerektiğini düşünür. bu arada yaylı çalgılar kayıtları arşivi de çok iyidir. yemekhane yemeklerine ciddi bir güvensizlik duyar ve asla tüketmez. kendisi hakkında çok çok uzun entry yazmak mümkündür.
  • kitap-lık eki a'dan z'ye ahmet hamdi tanpınar'ı da hazırlayarak gönlümüzdeki saygın yeri katlamış, bir cıgara içimi sessizliğinde ruhumuza yine dokunmuştur.. son yıllarda takma isimle yazdığı caz yazılarıyla da zihnimize kazınan bu son istanbul yalvacından tanpınara yaptığını, oğuz atay'a da yapmasını bekliyoruz, ki atay'a yazdığı önsözün tadı hala damağımızdadır... hey bre babalar...
  • jordi savall'ın yakın dostu. tevatür odur ki muhteşem ikili o mevlevihane senin, bu cafe benim diye dolaşıyorlarmış. kültürazziden okuduğumuz kadarıyla peşrev bile çalıyormuş savall bunun yüzünden...
  • tarihçi diye bilinir, ama aslı itibarıyla tahiridir. hatta, kemal tahir'in postuna adaylığı söz konusuydu bir zamanlar, o derece yani.
    (bkz: tahirilik)
  • osmanlı modernleşmesini, "doğu mitosları ile batı’nın ütopyaları arasındaki trajik çatışma" olarak tariflemiş. özellikle tasavvuf kültürü hakkında çok güzel makaleleri, gayet akıcı bir türkçe ile kaleme almış araştırmacı.
    vaktinde, "istanbul'un mistik topoğrafyası" adlı bir programı ise -yanılmıyorsam- mustafa kutlu ile birlikte hazırlayıp sunmuşlardı. kanal 7'de yayınlanan programın kadrini kıymetini bilememenin acısı hala içimizi sızlatmaktadır.
  • istanbul araştırmaları enstitüsü’nün ismail hakkı tonguç belgeliği vakfı işbirliğiyle hazırladığı düşünen tohum, konuşan toprak: cumhuriyet’in köy enstitüleri 1940-1954 sergisinin küratörü,

    köy enstitüleri ile ilgili olarak;

    "köy enstitüleri, cumhuriyet’in kesilmiş şah damarıdır. binlerce özlem ve gelecek hayali bu kurumlarla birlikte tarihe gömülmüştür. kaybedilen, sadece yerine bir başkasının konulabileceği basit bir eğitim sistemi değildir; kaybedilen, dik
    durmasını öğrenmiş anadolu insanıdır."

    şeklinde muazzam bir tanım yapmış aydın insan
  • "hayvan daima kendisidir, insan ise hep bir başkası."
  • istanbulun modernleşme çabalarında sokak köpeklerinin konumunu çok güzel belirtmiş. efsane çalışma olmuş. sergiyi kaçırmışım. keşke tekrar olsa da gitme fırsatı bulsak. twitter'ını keşfettim. tarih paylaşımları inanılmaz.

    https://m.bianet.org/…n-sokak-kopeklerinin-hikayesi

    “evlerde asla köpek bulunmaz, fakat sokaklarda bu sahipsiz hayvanlardan binlercesi fırıncıların, kasapların sadakalarıyla ve aynı zamanda kendi emekleriyle yaşarlar; çünkü köpekler burada temizlik memurlarının görevini hemen hemen tamamıyla üzerlerine almışlardır…”

    1909 yılında avrupa’da yayımlanmış bir kitapta ise şu cümleler yer almakta: "[köpeklerin] en çok sevildiği ülke hangisidir? türkiye. orada onların hepsine uygun olup olmadığına bak-maksızın yemek veriliyor. hamile dişi sokak köpeklerine doğum yap-maları için evlerin önünde ot veya samandan yatacak yer hazırlanıyor. camiden çıkıldığında, onlara özel olarak yapılmış peksimet dağıtılıyor. istanbul'da kendilerini barındırma hakları meşhurdur.”