şükela:  tümü | bugün
  • ekşi sözlükte aradığı küfürleşme ortamını bulamayan bir grup beşiktaşlı yazar, birgün bir blog kurmaya karar verir ve olaylar gelişir..

    http://eksibesiktas.blogspot.com/
  • beşiktaş'ı farklı farklı tanımlayan, farklı farklı seven kemikleşmiş beşiktaş yazarlarının bir araya geldiği blog. aynı fikirde olduğumuz tek konu yıldırım demirören yeter olabilir. ama biri de derse ki "yetmez, bir tane daha lazım" ona da kapımız kapalı değil. kimse kimseye "gel, benim beşiktaş'ımı sev" demiyor. burada realisti var, romantiği var, endüstriyelcisi var, semtçisi var hatta benim gibi fener'li ibnesi bile var. var oğlu var...

    özünde beşiktaş var işte. "beşiktaş biziz" diyemeyiz ama "biz beşiktaş'ız" diyebiliriz sanırım.

    bir şey üzerine bu kadar kafa yorup, bu kadar "farklı" düşünce üretip yine beşiktaş adının arkasına geçebiliyoruz ya, bu da herhalde;

    işte biz kötü günde hep omuz omuzayız
    övünmek gibi olmasın, biz kara kartal'lıyız...

    dizeleriyle açıklanabilir sanırım.
  • cok sevdik be abi diyenlerin bloğu.
  • 18 yazardan oluşan ve bu özelliğiyle sanırım blog camiasının en çok yazarı olan blogu.
    ilerleyen zamanlarda izleyici sayısı artacak ve daha popüler bir blog haline geleceğini öngörüyorum.
    e tabi beşiktaş'lı olduğumuz için takip ediyoruz. olur da joe jonese ateşdağlı ve noat samisa'yı bir şekilde tranfer ederlerse avrupa'da başarıdan başarıya koşacak bir blog olur.
  • yorumlarımla destek olmaya çalıştığım*, yapıcı eleştiriler yapan, tek fikri savunmayan insanların birbirlerine saygı duyarak yazdığı çeşitli ve güzel yazılarla ve en önemlisi beşiktaşımla dolu harika bir blog.
  • ardı ardına patlattığı anketlerle taraftarın nabzını tutmaya devam etmektedir.

    futbolun tekniği taktiği üzerine kafa yoranların konuşup konuşup fikrini kabul ettiremediği bir durum var;

    ernst'in yanında kim oynamalı? (hele şükür ki sonunda bir ersnt bulmuşuz)

    sanlı sarıalioğlu tarzı ofansif futbol sevdalıları "ernst tek oynasın. yanında matias delgado gezsin" diyorlar,

    genç / dinamik ve bana göre biraz da romantik arkadaşlar serdar kurtuluş diyorlar,

    tecrübe ve dinginlik severler edouard cisse isminde buluşuyorlar,

    "yeterince şans verilmedi be abi" ciler uğur inceman'ı tek geçiyorlar,

    benim gibi eli kolu bacağı durmayan ciğeri yüreği patlayan ortasahalara bayılanlar da tomas sivok diyorlar.

    işin enteresan tarafı bu ihtimallerin hiçbiri "hadi canım sen de" ihtimaller değil.

    siz ne diyorsunuz bakayım;

    http://eksibesiktas.blogspot.com/…n-olusmal_16.html

    not: bu arada ernst-ernst seçeneği yok, hayatın gerçekleri var.
  • yazar olmak istedigim blog'dur. eksi sozluge kustum, ama besiktas'a kusmedim. alwaysliverpool ile az kalem carpistirmamistik sozlukte, hatirlayanlar hatirlar.
  • yazar olmak isteyen arkadaşlara şu an için sadece şöyle bir açıklama yapmıştır ne yazık ki.

    http://eksibesiktas.blogspot.com/…n-arkadaslar.html
  • ailecek takip ettiğimiz blog.
  • beşiktaş kulübünün bir basketbol stratejisi olsa ondan da bahsedecek blogtur.

    bugün beşiktaş takımının kaptanı yasemin horasan, galatasaray formasıyla "kupaları biz alırız" diye tshirt giyip avrupa kupasının bir parçası oluyorsa orada beşiktaş'ın bir basketbol stratejisi olduğundan bahsedilebilir mi?

    bir beşiktaş'lının kendi akıl sağlığını korumak adına bu sporlarla ilgilenmemesi bile gerekebilir. düşünsenize sevdiğiniz bir basketbolcu var. mesela khalid el amin. beşiktaş'ın parası yok diye telekom'da oynuyor. allah allah, gordon ve diatta'ya para bulan beşiktaş taraftarın sevgilisi el amin'e neden para bulamamış?

    el amin seviyesinde sevilme potansiyeli olan bir başka oyuncu tuğba palazoğlu. o da eski kaptanımız gibi sarı kırmızılı tshirtle avrupa kupası kaldırdı. beşiktaş'ta olduğu sene tam da play off yarı final serisinde maddi problemler gerekçesiyle kadro dışı bırakıldı. maaşını alamıyor tabi kız.

    beşiktaş basketbol branşlarında sözleşme imzalarken 2 senelik sözleşme imzalayan sporcu, 2. senenin başında otomatik olarak kaptan oluyor zira diğer bütün sporcular takımdan ayrılmış oluyorlar.

    bu sene beşiktaş erkek basketbol takımı yabancı kontenjanını doldurmuş değil. nedenini biliyor musun? sezon başında aldıkları yabancı oyuncular maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle takımdan kaçtılar. beşiktaş ta gitti başka yabancılar aldı. sonra onlar da benzer sebeplerden kaçtılar ve beşiktaş basketbol takımı, bir takımın sene içinde yapabileceği yabancı transfer kotasını doldurduğu için son giden yabancının yerine oyuncu alamadılar.

    sonra gelir ve beklerler ki salonlar dolsun, beşiktaş diye tezahürat yapılsın, mevcut kaptana üçlü çektirilsin, beşiktaş diye bağırılsın. gerçek beşiktaş'lılık kaptana üçlü çektirmek yerine o kaptanın maaşını alması için yönetim üzerinde baskı oluşturmayı gerektirir. kimse de, seyirci salona gelmiyor ki bahanesinin ardına saklanmasın. sporsor anlaşmalarını babamla mı yaptın? veya niye yaptın? ülker, oyuncunun maaşını ödeyemeyecekti de adını neden sattın ülker'e?

    işte bu yüzden basketbol yazmayan blogtur. çünkü yazılacak bir şey yoktur. amerikalı basketbolcun 15 sayı geride olduğu maçın devre arasında son saniyede rakibin salladığı atışın ribandunu aldı diye istatistik tutan birime koşup bana 1 ribaund daha yazın diye çaba sarfediyorsa orada sadece cevher'in, kaptan'ın ve bir kaç oyuncunun çabası takdir edilebilir. onlar da sezon sonu gideceklerdir zaten.

    o zaman ben neyi sevip ne hakkında konuşacağım arkadaş... bu takım küme de düşer, hiç problem değil. ama maaşını almayan oyuncuların oyunları üzerinde yorum yapmak çok büyük haksızlık be abi.