şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: çöp)
  • " kutsal bilgi kaynağı "nın yavaş yavaş yerini bıraktığı betimleme.
  • sanırım gençler ihtiyacı olanı talep ediyorlar.

    eskiden cahildik bilgiye ihtiyaç vardı, şimdilerde dertliyiz biraz eğlenmeye ihtiyacımız var.

    ve birisi kulağıma fısıldadı "seviyeyi yükseltme piç"
  • kendimi huzurlu hissettiğim başlık.

    uyurken, bunu bilerek uyanıp, buraya geldiğime göre, bilinçaltıma demek istiyorum ki, dün geceki o kabus hiç hoş değildi, tıpkı bugünkü gibi.

    kırmızı çizgili siyah büyük yılan. benden kaçamayacaksın. hötürt diye üzerine atladığın o nergislerin kokusunu halâ hatırlıyorum.

    karanlığın teninde parlayan küçük yıldızlar; sizi seviyorum.

    uyku.
  • geniş penceresiz bir odanın içinde eskimiş bir kanepe. kanepenin ayaklarından biri kırık. hayır oturamazsın, olmaz. loş ve bunaltıcı bir hava, nemli.

    o odada oturup kütür kütür elma yiyorsun. ayakta. sanki deniz kenarındaymışcasına rahat. ve mutlu.

    çok doğal.

    düt: imla.
  • göğün mabed olduğunu sanan solucanların kıvrandığı toprağın üstünde yeşeren minik rengarenk çiçeklerin kokusu aniden kesiliverdi.

    uzun tamlamalar mide bulandırıyor.

    ışık kırılmalarının etrafta ettiği dans büyülememeli seni.

    gerçek daha yakında.

    belki de karşındaki insanın gülümsemesinde.
  • durgun don isimli kitap zihnimde olmasi gerekenden farklı bir imge yaratıyor, engel olamıyorum.

    bazen kahroluyorum böylesi durumlara.

    ardından unutuveriyorum. ama kesin yine, tekrardan hatırlıyorum. karşı konulamaz bir döngü.

    şimdi de solucan delikleri geldi aklıma.

    ne demiş kolomb, "bazen gidersin ya uzaklara.."
  • geniş, koskocaman, renksiz çorak bir arazide, sağdan sola doğru baktığında, ya da soldan sağa doğru, hayır hayır açı farketmeksizin tüm görüntüyü kapsadığında.. ya da belki de bütünselliği yakalayabilecek bir şekilde bakış göğe doğru yükseldiğinde? evet bu daha güzel. işte tam o an gözüne çarpan narin bir çiçek.. hafif bir duraksama. bu arada sen kimsin ki? rüzgarın kanatlarında uçuşan sahipsiz bir düşünce mi? oradan yine oraya savrulan amaçsız bir varlık mı? ne yapıyorsun burada? çiçeğin kokusu ruhuna ulaştığında dudaklarında yarattığı o gülümseme bütün düşüncelerini siliyor.. anlaşılamayan gizemin yol açtığı dalgınlık anı. herşeyi unuttun işte. seni çevresine mahkum eden, mantığını büyüleyen etrafına yaydığı o tatlı aroması.. için sanki, dolup taşıyor, durduramıyorsun, tüm benliğin kontrolden çıkmış gibi, mantıksızca, çiçeğin etrafında salınıyor, zarar vermekten korkarak, ona sahip olmayı isteyerek ama asla dokunmayarak hafifçe süzülüyor, yorulmadan.. zaman kavramı mı? o da ne?

    kendine geri döndüğün o nadir anlarda, etrafında, renklerin gökkuşağından kopup yeryüzüne yayılmışcasına parladığını fark ediyorsun. ancak sen aynı yerdesin, çorak ve renksiz olarak tanımladığın o arazide.
  • uykuyu ararken.

    hoyt lan nerdesin! papatya yapraklarının arasına mı saklandın? hayal gücüm, üzerine kusarım senin. temeli tekrara dayalı olan müzikleri seviyor olabilirim.

    no. o couch lock'tur. kitlenmek. başka başka. karıştırma. maymunun beynini nasıl yiyorlar ya? ağızlarıyla ok ok. azcık karabiber. mm.

    fok off.