şükela:  tümü | bugün
114542 entry daha
  • insanların ancak akşamın belli bir saatinden sonra bu başlığa yazmaya başlaması ve itiraf konularının %99'unun "karı kız" olması ve itirafçıların içten içe karşı cins ilgilisi bekliyor olması midemi bulandırıyor. hiç mi hırsızlık uğursuzluk yapan cinayet işleyen veya ne bileyim lisede 150 kişinin ortasında altına sıçanınız yok. üç nokta koyayım ki daha bir efkar olsun...
  • -sarışınlar esmerlere, esmerler sarışınlara özeniyor.
    -bekârlar evlilere, evliler bekârlara imreniyor.
    -yalnızlar sevgilisi olanlara, sevgilisi olanlar yalnızlara imreniyor.
    -büyük şehirlerde yaşayanlar küçük şehirlerin huzurundan, ucuzluğundan dem vuruyor, küçük şehirlerde yaşayanlar büyük şehirlerin imkanlarından dem vuruyor.
    -masa başında ücretli çalışanlar kendi işine sahip olanların rahat ve havalı olduğunu anlatıyor, kendi işinin patronu olanlar masa başı çalışanların maaş garantisini ve sıfır riske sahip olduğunu anlatıyor.
    -işsizler iş istiyor, çalışanlar yatmak istiyor.

    mutlu olmak için de mutsuz olmak için de binlerce sebebimiz var. elimizdeki güzelliklerin değerini bilmiyoruz. en azından ben bilmiyorum, belki bir gün öğrenirim. umarım en kısa sürede öğrenirim.
  • bir kapı anahtarı bir çocuğu ne kadar sevindirebilir? okuyunca insan ne alaka diyor, anlatayım. evde iki tane kuzu var. büyüğü aşağı yukarı 6 yaşında kız çocuğu. derli, toplu, dağınıklığı sevmeyen yapıda. küçüğü de oğlan, 3 yaşında, ablasının aksine haydut, inat, dağınık. kendi odası, salon yetmiyor gibi bir de kızın odasını dağıtıyor. abla, bıktı iyice. odasının anahtarı vardı, kaldırmıştım. kaçtır arıyorum bulamadım. kızım da yana yana anahtarı istiyor benden. bu akşam birşey ararken tesadüfen karşıma çıktı. aldım, odasının kapısına taktım. kızıma seslendim. kızım sana bir sürprizim var, kapını örter misin dedim. kapıyı örterken bir baktı ki anahtar var. boynuma öpücüklerle öyle bir atladı ki, görmeliydiniz. kıza şimdiye kadar o kadar hediyeler alındı, çocuktan şimdiye kadar böyle bir sevgi gösterisi görmedim. artık ufak sıpa nasıl bezdirdiyse, çocuk bir oda kapı anahtarına mest oldu.
  • bir yerde bir yanlışlık yapıyorum sanki, nerede bilmiyorum.
    sabırsızlık mı benim sorunum acaba? bazı şeyler zaman gerektirir biliyorum. bilmeme rağmen sabır gösteremiyorum. her şeyden hemen, çabucak, bir an önce sonuç almak istiyorum.
    köftelerin kızarmasını da adam akıllı bekleyemem mesela. habire evirip çeviririm. sabırsızlığım yüzünden yarı pişmiş yarı pişmemiş tavuk yedirmişliğim bile var insanlara.
    sabırsızlığım yüzünden acele ederken bir yerlere çarpıp morarttığım dizlerim var mesela. resim yaparken bile sabırsızım ben. bir an önce ortaya çıksın istiyorum yaptığım her ne ise.

    tüm bu sabırsızlığıma rağmen insanlara karşı ise gereksiz derecede sabırlı olabiliyorum. kimse kırılmasın, kimse üzülmesin derken sabırtaşı olup çıkıveriyorum bazen. sanıyorlar ki bilge çok sabırlı.

    sabır ne arar la bilgede? insanlara gösterdiğim üstün sabır yüzünden, hayatımın geri kalan mevzularına karşı sabrım kalmıyor.

    galiba yanlışlık burada. ha bir de her şeyi yapayım derken en sonunda hepsinden sıkılıyorum. o da başka bi enteresan huy.

    nerden nereye geldim. en iyisi uyumak. sabah iş var.

    bu akşam, ben izin isticem yaa dedim. arkadaşım gülüp bu kız olmamış teyze, dedi anneme.

    haklı, ben olmamışım galiba. garip garip huylar, garip garip hareketler. baba, sence de mi olmadım acaba? hala "bir başka mıyım" senin gözünde? garipliklerimle övünüyor, benim kızım farklı diyor musun gülerek?

    bugün birisi bana dedi ki, sen çok farklı ve çok özel bir insansın. çevrendekiler kıymetini ne kadar biliyor bilmiyorum ama, koruma altına alınmalısın.

    kabul edelim, sağlam iltifattı baba. sen ne düşünüyorsun acaba? ya baba, rüyama gelip desen ki sen şu yoldan ilerle kızım. her şeyi bırakır o yola giderim. senin yol göstermene ihtiyacım var, yönümü bulamıyorum baba.

    bir de az önce, merve ablanın fotoğrafını gördüm. hani bahsetmiştim ya, yürüme engelli olan, eşiyle çok mutlu olan abla. seni sen olduğun için seven birisi çıkacak karşına mutlaka, çıkmasa bile bu senin durumun kaynaklı olmayacak hiç bir zaman, nasip kızım, demiştin ya hani? haklısın galiba nasip. insan sevmeyince sevemiyor, sevince de tam seviyor. gönül işleri başka bir boyut. henüz çözemedim.

    ikinci defa, nerden nereye geldim. sabırsızlıktan, babayla konuşmaya kadar gitti olay.

    sabah iş var ve saat 02.15.
  • az önce tuvalete girdim ve işedim işedikten sonra da " ama iyi işedik ha,
    neden iyi işedik? çünkü işemeyi kimseden öğrenecek değiliz " dedim sesli olarak.

    kafayı yiyorum lan
  • şiir okumak için google'a "şiir" yazan bir adamım.

    yeni öğreniyorum şiir okumayı n'apayım. bir tane şiir defterim var, özel bir hediye. onun dışında şiir okuyacağım hiçbir şeyim yok. her gün bir şiir okumaya karar verdim 1 haftadır.

    şiir nasıl okunur? şiir rastgele mi okunur? şiir nereden okunur? şiir kimlerden okunur?
    şiir niçin okunur?

    bilemiyorum. ancak bildiğim tek şey sanırım şu sert dünyada insanların nadide kaçış yollarından biri şiir. bilhassa şiir yazmak.

    bir gün şiirler yazacağım.
  • 24 yıldır yaşıyorum.
    elimde hiçbir şey yok.
    sanki hiç yaşamamışım gibi,
    sanki hiç varolmamışım.
    hiç kimse düşünmemiş bir saniye bile,
    annem bile doğururken beni.
    babam bile istememiş.
    24 yıldır yaşıyorum
    ne için, kim için ben de bilmiyorum.
    ve elimde hiçbir şey yok
    ne dost, ne sevgili, ne iş, ne ev
    24 yıldır yaşıyorum
    ve hiçbir şeyim yok
    özgürlüğümden başka,
    benden başka.
  • çok fazla kızmakla kırılmak arasında kalıyorum ve bu duruma kendi içimde "kızılırmak" adını verdim.
  • yolcusun kaçıncıdır, bekliyorsun. yediğin ekmeği pay ediyorsun kuşlara, köpeklere. gittiğin her şehirde pay ettiğin gibi kalbini. dokunduğun her varlıkta emanet bir parçan. eksilmek değil bu, bıraktıkça çoğaltıyorsun. sevgiyi, hasreti. lakin nasıl sığar bunca yürek küçücük bir bedene? büyümen gerek. sil gözyaşlarını ne olur. büyümen gerek, büyümen gerek.
  • bugün bir teyze beni sokaklarca takip edip en son kendimi bir çiğköfteciye atarken ki kahvaltısız inmişim sahaya, koluma yapıştı gelinim ol diye. nasıl pis bir ısrarla söylüyor beni çok sevmişmiş, oğlu hastanede çalışıyormuş, orada burada evleri varmış, bi de maaşımı soruyor, memur musun diyor... koluma yapıştı ve eve zorla kahve içmeye götürdü. yok yok götürmedi. resmen sürükledi kadın ya la...
    ama aptallık bende ya. hemen bir ekip çağırıp durumu anlatmaktansa mal gibi saf salak gibi üstümdeki cihaza ve bir ton parayla tanımadığım bir eve gidip kahve içtim. yuh ya yuhh! bi daha böyle iyi niyetli olursam kızlı erkekli ziksinler. vay mk. ya pöprekler gitseydi??!!
    allahım yaratıyorsun bari birazcık da beyin bahşedeydin ya rabb el-alemin!
42 entry daha