şükela:  tümü | bugün
103681 entry daha
  • tarihte bugüne sık sık tıklayıp, 2010'dan evvel olan girilerin sahiplerine de tıklayıp, geçen ay, geçen hafta, bir hafta önce hele hele iki gün önce yahut dün yazılarını görünce sebepsiz mutlu oluyorum!
    edit; bu kadar saçma şeyden mutlu olabilmek klinik belirti midir, değildir değil mi?
  • robot/yapay zeka ile ilgili filmlerin, dizilerin başlığına girilen "bizde yapılmışı var bakınız japon işi" entrylerine istisnasız gülüyorum.
  • bunları yazmak için uygun platform mu bilmiyorum. bunu kim okuyacak onu da bilmiyorum. yazdıktan sonra kıvrılıp şarap şişesine sokulan, denize salıverilen bir not olsun. belki biri bulur, hatta belki ben...

    insanlarla dolu bu ıssız yarımadada 10885 gün geçirdim. hala başka bir gezegenden gönderildiğim düşüncesini atamadım üzerimden. buradaki insanlar hala basit gerçekleri bile öğrenmekte zorluk çekiyorlar. kayda değer olmayan küçücük ayrıntılar yüzünden birbirlerini aşağılıyor, küçümsüyor, değersizleştiriyor, ötekileştiriyor ve hatta öldürüyorlar.

    varlıklarını, neden burada olduklarını, taşıdıkları anlamları bir başkasına, bir başka görüşe, inanışa, ideolojiye yüklemişler, sorumluluğun ağırlığından kaçmışlar. bireysel hareket edemedikleri gibi toplu hareket etmenin pozitif gücü yerine yıkıcı gücünü kullanmaya yemin etmişler adeta.

    kişilikleri yeterince oturmadığı için kendilerine bir lider, bir yönetici, bir devlet, bir düşman yaratmak üzerine kişiliklerini temellendiriyorlar. ne olmak istemediklerini biliyorlar fakat ne olmak istedikleri ile ilgili bir fikirleri yok. x bu görüşü savunuyor ama ben savunmuyorum, y şu görüşü savunuyor ama ben savunmuyorum gibi olmayana ergi yönetimi ile kendilerini istemedikleri, aslında çok da mutlu olmadıkları, sadece belki biraz rahat ettikleri çeşitli kalıplar içerisine sokuyorlar. biricik olduklarını unutmuş gibiler. son gönderilen peygamber bile onları daha fazla kamplara bölmek dışında bir işlev görmemiş uzun vadede. onun sözleri, vaatleri, uygulamaları üzerinde bile kamplaşmayı başarmışlar.

    öteki cinsiyete, öteki aileye, öteki köye, öteki mezhebe, öteki şehre, öteki bölgeye, öteki ırka, öteki dine, öteki kıt'aya düşmanlık almış başını gitmiş. kimse neye neden düşman olduğunu da bilmiyor. sadece düşman. 'öteki'nin başına kötü bir şey gelince seviniyorlar kazanmış gibi. toplu kaybeden olduklarının bilincinde değiller.

    cennetin de cehennemin de burada, bir arada yaşarken alınan kararlara göre yaşanabileceğini bırakın unutmayı, hiç öğrenmemiş gibiler. bunca filozof, bunca öğreti, bunca kitap, bunca müzik, bunca resim, bunca heykel bir işe yaramamış görünüyor. insanlar sanata ulaşamamış. hukuk da insanlara...

    toplum, bilgelerin tecrübelerinden faydalanmayı bırakmış, herkes kendi gerçekliğini bir başkasının antisi olarak ve bir lidere bağımlı yaşamayı tercih etmiş. kimse onları zorlamadığı halde.

    merkeze sesleniyorum. bu deneme de başarısız oldu. sistemin durdurulması ve yeniden başlatılması hususunda,

    gereğinin yapılmasını arz ederim.
  • sosyal medya ve bursaspor resmen ruh sağlığımla oynuyor. daha çok bursaspor. sosyal medya da olabilir, bilmiyorum.
  • kimseye sempatik görünmek için söylemiyorum: bu sözlükte harika bir sürü insan var. insanlıkta beni cebinden çıkarırlar
  • sanırım biraz kalbim kırıldı. duygularım incindi. yine de kimseye kızamam tabii ama yalnız olduğumu hissettim. yalnızlık hissini percinledi yani. daha önce bu kadar farkında değildim. birine yakın olmak istedim, olmadı. öyle de olması gerekiyordu, olaylar bu minvalde geliştiği için bikaç hafta sonra sukredecegim muhtemelen ama şu an bu kırgınlık ve yalnızlık hissi canımı acıtıyor. bir şeyler yapmak istiyorsun, insanlarla yakınlık kurmak istiyordu , olmuyor. olmaması artık can sıkıyor. yanlış da olsa ihtiyacım vardı. bilmiyorum. yaşadığımı hissedebilmek istiyorum biraz. anlasildigimi,var olduğumu. yalnız başıma kalıp beynimi yemek istemiyorum, başkalarının dertleriyle dertleşmek istiyorum. sarılıp geçecek demek istiyorum. şefkat duymak, göstermek istiyorum. herkesin bu kadar yabancı kalması, ayrı durması. bilmiyorum. ağırıma gidiyor.

    halbuki "beraber korkabilirdik, güneşten bile" yani. yalnızlık nedir? herkes bir köşede ölüyor. beraber ölseydik.

    bilmiyorum. canım acıyor. geçecek olması da canımı sıkıyor ama gerekli. o yüzden geçecek.
  • bir icsel gozlem ile kendimi olcup tartmam gerek. bu bos bulunmusluk hali daha fazla devam edemez. bos bulunmusluk bir bosluga surukluyor, bosluksa depresif modlara. depresif moduma ilac care degil. hayatimi duzenlemem elzem. tedaviyi biliyorum iste ama hayata geciremiyorum. kendime hedef ve amac belirlemeliyim, uzun vadeye yayilmis bir plan kurgulayamiyorum ve belirsizlik canimi cok sikiyor. gercekci olup kisa vadede hayatima tatbik edecegim planlar yaptim ama bir irade ortaya koyamiyorum cunku beni guduleyecek olan nihai bir hedef saptamayamadim. hedefin nihai olmasi sart da degil, cunku o hedefi gerceklestirince baska bir hedefe yonelmeli. boyle bir hedeften yoksun olarak nasil yasanir bilmiyorum. isyan ediyorum beni sarmalayan maddi sartlara. boyle vuku bulmasaydi hadiseler farkli bakis acilarina sahip olabilecektim. bir de sozde ozgur iradeden bahsediyoruz, sartlardan bagimsiz ozgur irade soz konusu degil. hayattan ne bekliyorum ki ben? icimde bir tatminsizlik var, oysa duygusal ve zihinsel olarak tatmin olmazsam mutlulugu da yakalayamayacagim.

    ya da simariklik lan benimkisi. nasilsa evden yiyip iciyorum. harcligim cebime konuyor. o yuzden calismaya mecbur degil gibiyim. kendime sanal varolussal krizler yaratiyorum. oysa hic sorgulamasam hic kafaya da takmayacagim. meseleleri mesele etmezsek ortada mesele kalmaz. ama sorgulanmamis hayat da yasanmaya degmez. bilemiyorum altan bilemiyorum.
  • hayat inanılmaz kısa ve beklenmedik sürprizlerle dolu. ölmekten ya da ölümün varlığından nedense şimdiye değin hiç korkmadım üstelik çoğu konuda korkağın tekiyimdir... ama mutsuz ölmekten inanılmaz korkuyorum. sevdiğim işi yapmak istiyorum. ben artık gerçekten sevdiğim işi yapmak istiyorum.
  • yapamazsın kelimesini duymaktan bıktım. eğer bir gün ecelim kendi elimden olursa tüm ahali bilsin ki bu yüzdendir. çünkü onu da yapamazsın diyorlar.
  • o kadar çok ağlamak istiyorum ki anlatamam..
69 entry daha