şükela:  tümü | bugün
104937 entry daha
  • berbat giden bir hayatım var. ve değiştiremiyorum. değiştirmek istesem de olmuyor. her çabam ''failed'' yazısıyla sonuçlanıyor. bir şey beni hep engelliyor. azcık güzel bir şey olsa, misliyle kötüsü de başıma geliyor anında. hem de birleşip birleşip geliyorlar. en basitinden en karmaşığına kadar böyle. ve artık yoruldum bunlarla uğraşmaktan. ama ''pes ettim, siz kazandınız'' desem bile durmayacak kadar kötüler. ''daha fazla ne olabilir'' sorusuna ''bu daha başlangıç'' diyecek kadar vicdansız bir de. ''dünyada bu kadar çok insan varken neden hep ben tercih ediliyorum'' diyorum bazen, bu kadar kötü ne yapmış olabilirim?
  • unutamam seni biliyorum,ellerini mesela hic unutamam sonra gozlerini, bana simsicak sarilisini beni sevişini ,düştüğümde uzattigim elimi tutusunu da unutmam her adimimda her nefesimde sen de olacaksin benimle, oyle ki bazen sen bilmeden gormeden yaptiklarima yasadiklarima eğretiyim. sen bilmeden gittigim yola sen bilmeden izledigim filme sen gormeden giydiğim kıyafetlerime..sen bilmiyorsun ya sana anlatamiyorum ya iste hic bir sey tam olmuyor. sanki annesinden gizli gizli bi isler ceviren cocuk gibiyim bilmiyorsun. bendeki sen gercek senle carpisiyor ve üşüyorum artik.belki senden cok sey bekledim ama baska turlusunu yapamazdim hep daha iyi olalim istedim senden gelen ufacik bir isik yeterdi bana ve iste sevmenin yetmedigi anlar da oldugunu fark ettim belki de sevmeyi beceremiyorum. daha iyi oluyorsun oyle cok yol aldin ki görüyorum daha guzel seveceksin daha guzel bi adam olucaksin ama iste ben olamam yaninda.. kagit kesigi gibi . ayrilik soguk ve ellerin saramiyor beni sarjim bitiyor. . bi seyler yanlis gitti ben bi seyleri yanlis yaptim iyi degilim sorgulamam gereken yanlisliklar var bir sen bir de ben var.kendimi boyle guclu bi sevgi nasil bakisindaki o eksliklige donustu diye üzüyorum oyle guzel uzuluyorum ki .. özlüyorum iste seni bi agacin meyve vermesi gibi özlüyorum bi annenin cocugunu bulamadigi andaki telasiyla ariyorum seni bazen aci çekiyorum en sonunda da ayni soz..her sey cok daha farkli olabilirdi.
  • uzun zamandır böyle sevmemiştim böyle de içim acımamıştı. hayatımda ilk defa gülerken ağlamayı, yediğim yemeyi kusup acıyla duymayı öğrendim. bunu hak etmedim o da bunu hak etmemişti ama zamanında acı çekti diye bana da acı çektirdi. benim bu küçümsenen sevgim yüzünden her geçen gün öldüğümü görmedi bile. bazı şeyler bazı insanlar için çok kolay. kızamıyorum da tek istediğim ne olursa olsun yanımda olmasıydı. en son 2 gün önce onun haberi olmadan yanına gittim dibimdeyken yaklaşamamak o kadar koydu ki. 3 haftadır ağlarken inadına onun yanında güldüm ama her gülüşümde de içim o kadar acıdı ki. bu kadar kısa zamanda böyle bir şey yaşanabiliyorsa diğer insanlar nasıl ölmüyor bu acıyla? ya da ben bu kadar derin hissederken o nasıl hissedemez? bir gün benim de olacağım şey bu mu yani? ben de acı çekiyorum sırf zamanında acı çektim diye başkalarının hislerini umursamaz vaziyete mi geleceğim? allahım bana sabır ver. en azından acısını yaşama hakkım olsun ve içime sindire sindire yaşayım ondan kalan tek şey bu çünkü.
  • dün akşam acemiliği yeni atlattığım pederin arabasıyla sokağa tersten girdim, amacım pederi alıp iftara x amcama götürmekti. tersten derken hemen yanlış anlamayın. sokağın sonundan geri geri giderek binanın önüne yanaşmaktı amacım. bir yandan aynaya bakıyor bir yandan da kafamı 180 derece çevirip arkayı kontrol ederken farkında olmadan evet tam tabir bu olmalıydı. aynalara ve geriye bakarken neyi atladım hala bilmiyorum, bir arabaya sıfır sürttüm ve sürtmeye devam ederken aniden durdurdum. noluyo amk dedim ve arabayı o girdaptan çıkarıp biraz öne çekip kontrol ettiğimde dehşet verici manzarayla karşılaştım. benim arabanın sağ ön kapı, sağ arka kapı ve sağ çamurluk feci derecede çizilmiş, aşınmış, kapı kolu ve çamurluğun boyası göç etmişti. diğer arabanın ise daha az zayiatı vardı. babam biraz fırça bastı, o ara etrafa bakıp millet gördü mü lan acaba triplerine girdim amacım arkamda görgü şahidi bırakmamaktı. herneyse iftara gittiğimiz evdeki bütün büyüklerime durumu anlattım, sağolsun hepsi gelip baktı ve yıllardır duyduğum ama ne halta yaradığını bilmediğim (bkz: pasta cila) ile çok kolay bir şekilde sorunun çözüleceğini ve kafama takmamam gerektiğini, böyle şeylerin çok normal olduğunu söyleyip, kendi yaptıkları kazaları anlatarak beni rahatlatmaya çalıştılar. bizim valide komşuları tanıyormuş bugün gidip durumu anlatıp özür dileyerek ne yapılması gerekiliyorsa onu yapacağız. sanırım tutanak tutulacak. moralim pis bozuk. akşam beşiktaş'ın maçı var ve belki de şampiyonluğunu ilan edecek şayet zerre heyecan kalmadı içimde.
  • artık evlenmek çocuk sahibi olmak aile kurmak bu kavramlar o kadar imkansız geliyor ki . kabullendim . kalbimin anahtarını da klozete attım . sadece kariyer yapmak gezmek tozmak dünyevi tatlar istiyorum , aşk istemiyorum günü birlik zevkler olsun , kimseler kalbimi kıramasın , güçlü kendini seven bir kadın olmak istiyorum . hayat güzel ama bok insanlara tahamül etmeyeceğim . sadece kendim , canım kendim .
  • dün akşam iftar saatlerinde evime dönerken bir yavru köpeğin ayağının mazgala sıkıştığını gördüm. hayvan nasıl da bağırıyor. baktım hayvanın ayağı dönmüş içeride. sonra etrafa baktım. demir gibi bir şey aradım. etraftakilere soruyorum. cevap veren yok. neyse en sonunda bir şey buldum açmaya çalıştım. hayvan can havliyle parmağımı ısırıp kanattı. o esnada birileri geldi de yardım edip açtık ve hayvan ayağını çekince oradan kurtuldu. sonra veterineri aradılar da geldi aldı. insanın içi gidiyor. böyle şeylere kayıtsız kalmamak lazım.
  • #68451304 şu entry'yi okurken fark ettim ki:

    -daha fazla hissetmek istiyorum. her şeyi, kendi varlığımı, karşımdaki kişiyi, kedimi, ailemi, yatağımı. mutluluğu, hüznü en dip temel noktasıyla duyumsamak istiyorum.

    -hislerim için kendimi suçlu hissettiğim olmuyor. evrende bir toz zerresi olarak niye suçlu hissedeyim ki diyorum.

    -düşünmek, daha da fazla düşünmek istiyorum. geceleri uykum erkenden gelince tadım kaçıyor. düşündükçe kendime yeni şeyler katabilir, yeni kapılar açabilirim. düşünmemek ve hissetmemek korkunç. hep aynı noktada sayıyorsun. o da mutsuzluk getiriyor bana.

    -sevilmeyi hak ettiğimi düşünüyorum. hatta geçen gün anneme tam evlenilecek kadınım ben dedim*

    -anlaşılmayı çok fazla kafaya takmıyorum artık. insan bazen kendisini bile yüzde yüz anlayamazken bir başkasından böyle bir şeyi talep etmemeli. ben de karşımdakini anlayamıyorum çoğu zaman. anladığımızı sanıyoruz hepsi bu. olduğu kadar.

    -sevilmek istiyorum. sevilme ihtiyacını zayıflık olarak görmüyorum ama. herkesin sevilmeye ve sevmeye ihtiyacı vardır şu hayatta. zayıflık olan kısmı sevgisiz kalamamak. ben kendi başıma da devam edebileceğimi biliyorum.
  • annemle hala anlaşamıyorum.

    ya olamaz böyle bir şey. o kadar birlikte seanslara gittik. yok. kafa yapısı değişmiyor. aile içinde bir kaç akrabaya takmış. "bu insanlar sana ne yaptı" diyorum 20 yıl önceki mevzuları açıyor da açıyor. dün kriz geçirtti bana teyzemde. "anne yeter sıkıldık artık" dedim babamın yanında. bağırarak değil ama kısık sesle. resmen amerikan sitcomuyuz. en son bir olay anlattı iki kişi anlaşamıyor bizim sülalede. birine biri yokken laf söylüyor. gülerek anlatıyor. "anne sen şimdi bu olaydan zevk mi alıyorsun? bu olay seni mutlu mu ediyor". dedim. gayet ciddi "evet. hatta durun nasıl oldu anlatayım" dedi gülerek. "anne sen pathetiksin" dedim. şöyle bir baktı yüzüme daha anlaşılır biçimde yani anne tam bir kaçıksın dedim. böyleyiz resmen kavga değil sitcom gibi.dramatik sitcom ama. yani tam amerikan filmlerinde anlaşamayan insanlar gibiyiz normal konuşma gibi babamın yanında teyzemin eniştemin yanında böyle konusuyoruz. sonra babam bişe dedi bozuldu. ya adam haklı.

    valla sinirim bozuldu. benim derdim ilerisi için. hayatımdaki insanın mevlana gibi olması lazım annemin bu deliliklerini çekebilmesi için. mesela babam gibi. ama karşımdakinin de mevlana ruhlu olduğundan henüz emin değilim.

    bazı kızlar nasıl en yakın arkadaşı annesi ıoluyor anlayamıyorum. yine geçen gün babam kredi kartını vermiş anneme. neyse. ben de birşey alacam. alacağım da çok pahalı değil. kredi kartını verir misin dedim. hayır dedi. ya babamı arayacağım ver dedim. yok arama adamı parası yok bir ton laf söyledi bana. alma ne alacaksan alma dedi. sonra babamı aradım al kartımı dedi. adam izin verdi hani parası yok diyordun dedim. sonradan öğrendim ki hanfendi bavul alacakmış. çantacıya eşimin kartıyla alacam demiş. limit eksik olmasın diye(kendi takıntısı içinde limit var) bana kartı vermek istemiyor. sanki kendi cebinden çıkıyor. şaşırdın di mi bunu okuyan insan. bende de böyle peygamber sabrı var işte. babam veriyor kartını telefonda kendi bana kartı vermiyor. öz kızından esirgiyor allahım yarabbim :)) böyle hergünüm.

    atanıp evden gitmezsem bu gidişle psikiyatriste gidecekmişim gibi geliyor.
  • iki gün önce kafayı kırıp iletişim yayınları'na gittim.
    oldukça çekingen bir insan olarak konuşma konusunda sevgili beylerbeyime güvenmiştim. kapının önüne kadar ben konuşurum sen rahat ol diyen adam bir anda ben konuşamam işi sen istiyorsun diyiverdi, yüzyılın trollüğü bu olsa gerek. ama haklıydı o konuşursa beni neden alsınlar? editörümüz içeride cümlesiyle dizlerim titremeye başladı, içeride levent cantek'i görünce kendimden geçtim zaten...
    ne dediğimi, ne söylediğimi pek hatırlamıyorum ama dürüsttüm.
    çıkınca ilk işim kendime kurabiye almak oldu çünkü bu benim için inanılmaz bir adım!
    ben, ben, 6 yıllık hocasıyla dahi konuşurken boğazı kuruyacak kadar heyecanlanan ben gittim ve iletişim'de, yüce iletişim'de kendimi tanıtıp, levent cantek'e sesim kısılmadan soru sordum.
    ben yaptım ya ben diye koşasım var a dostlar!
  • ellerini tutmamak için kendi ellerimi tuttum.
76 entry daha