şükela:  tümü | bugün
108906 entry daha
  • tansiyonum 13/9 çıktı, neyin gazına gelip ölçtürdüm acaba, benim gibi pinpirikli insana göre bir hareket değildi ya neyse bu gece de takacak bir şey çıktı!
  • kavusamazken hersey daha guzelmis sozluk, yazarligimi aldiktan sonra sen de herkes gibi oldun. 2 3 satir bir seyler karalamaz oldum.
  • ben çok eşşeğim. gerçekten bir insan nasıl bu kadar yanlış karar verebilir ve her yanlış karar sonucu kendini bu kadar parçalar bilmiyorum. nasıl bi beddua aldım kimi kınadım bilmiyorum. hayatım liseden sonra boka sardı ve ruh sağlığımı korumak için aşırı bir çaba göstermeye başladım. hadi kendimi geçtim ah anam garip anam onları ne kadar çok üzdüm, kırdım. bunun yükü var ya işte o hep boğazımda düğüm. her seferinde diyorum onlardan daha kıymetli değil hiç bişey ama sonra yine gidip o hiç bişeyler yüzünden onları üzüyorum. akıl, fikir, ruh sağlığı ne varsa istiyorum ilahi güçlerden. en çok da zamanı geri alıp en baştan güzel başlamak istiyorum. annemi hiç üzmemiş olmak, hiç ağlatmamış olmak, kendimi bu kadar ezmemiş, hayatımı bu kadar zora koşmamış olmak isterdim.
    yaşamayı istemeyen bir insanın kendisini bu kadar yaşama bağlayan bir ailesinin olması o kadar ironik ki. her adımımda onları düşünürken aslında başkaları için yaşadığımı farkediyorum ve bu beden bana çok daha ağır geliyor. üstümden çekip atamıyorum da. sanki beni bi hapse tıkmışlar ama ziyaretçim de hiç eksik olmuyormuş gibi bi hayat. gelmeyin nolur bırakın da çürüyeyim burda demeyi bu kadar isterken onların bu lafla yerle bir olacağını bildiğimden susuyorum. artık hep susuyorum.
  • uzun zamandır içinde "istanbul" kelimesi geçecek diye haber bile okuyamıyorum. bu kelimenin beynimde yarattığı patlamadan kaçıyorum köşe bucak. ama bugün kırtasiyede üzerinde galata kulesi olan bir ajanda gördüm ve galata kulesi geldi gözlerimin önüne tüm güzelliğiyle. galata'da tam da o saatte sabahın tazeliğinde çay içerken hayal ettim kendimi, gözlerim doldu.

    ne kadar uzağa kaçarsan kaç istanbul arkandan arsızca gelirmiş, bu da kalbi çok acıtırmış, bunu anladım.
  • ilgimi çekmeyen insanları dinlemiyorum. anlatıyorlar, soru soruyorlar, tepkiler veriyorum, bazen ilgisiz davrandığımı farkettiklerini farkedip biraz dinleyip ilgili görünüyorum ve dinlememeye devam ediyorum. çok nadir aklıma bir şey takılıyor ve "ya bana bunu anlatmıştı ne demişti." falan diyorum, sonra unutuyorum.
    dinlemediğim insanları görmemeyi de başarabildiğimde huzurda boyut atlayacağım.
  • oturdum gece gece belki 40. kez devlerin aşkı’nı izledim. şu sahnedeki sevdaya bakınca, ne kadar çöplük ilişkiler içinde yaşadığımızı anlıyor insan.
  • yorgunsun ama uyuyamıyorsun bir türlü.

    işte öyle bir şey.
  • hayatta yapmam/yapamam dediğim şeyleri yapmak durumunda kaldığımda, daha güzeli yapmak isteyip başardığımda oyun oynarken harita açmış gibi hissediyorum. fon müziğim değişiyor hatta bazen achievement patlıyor kafamın üzerinde..
    kendini aşmanın, geliştirmenin bendeki anlamı bu =)
  • bir kız var şimdi hani öyle nazenin edalı derler ya, öyle ışte. çok zaman oldu bir kadınla ilgili güzel şeyler düşünmeyeli, hissetmeyeli. yalansiz, belki bi yedi sekiz yıl olmuştur. ha oldu da sevgili, ya onlar sevmedi, ya da kendim sevmedim dicem de doğru olmaz. ben sevilmedigim için sevmedim galiba.
    yıllar önce bir sevgili vardı hayatımda.. adı önemli değil aysu diyelim. günlüğümde de aysu diyorum ona. hem ismine yakın bu hem de romantik.
    ondan bahsederken ne kadar doğru bilmiyorum ama yaşam felsefemi edindiren insan olarak tanımlarım. ılkgencligim onunla geçti. o hiç genç gibi değildi. her şeye bu kadar mı akılcı mantıklı yaklaşılır. yıllarca okb anksiyete ilacı alan benim gibi herifi güzel bir insan yaptı.
    ayıp yok, giyinmeyi, konuşmayı, yemek yemeyi bile öğretti.
    ama kolay adam mıyım, adam mıydım da onu da sormak lazım.
    üniversiteyi bıraktım.
    o üniversitenin üçüncü sınıfındaydi.
    sonra başka bir bölüme başladım.
    hala benimleydi. öğretiyordu.
    okuldan uzaklaştırma aldım.
    aynı zamanda o atanmıştı. öğretmen oldu.
    aysu artık benden bir şey olmayacağını anladı.
    hiç unutmam harem'de ayrıldı benden.
    o gün bütün üsküdari elimde birayla bazen kaybolarak bazen ağlayarak altunizadeye kadar yürüdüm.

    uzaklaştırmadan sonra çok şey yaşadım.
    mephisto'da kitap satiyordum.
    ordan da atıldım.
    nasıl yapmalı? okul yok, iş yok, aysu yok, para yok. bıraktım mı? yok.
    sonra işe girdim. parasızlık bir süre her şeyi unutturacak yeni dertler edindirmisti zaten. okulu da aysuyu da unuttum
    hasılı altı ay cezamız bitti. üç beş kuruş para da vardı. okula döndük.
    ben mezun oldum sonra. hem tam zamanında; bütlerle, yaz okullarıyla olsun olduk hem de atanacak puan da aldım. çok soğuk bir memlekete öğretmen geldik.
    benden bir şey oldu mu bilmiyorum ama hep zor zamanlarda yalnız kaldım. hep insanlar güçlü iken bıraktılar, bunu yadirgamiyorum. ama artık ben de zayıf değilim. siktiriboktan bir öğretmenlik de olsa yoksul değilim.

    şimdi o nazenin edalı kıza geri döneyim.
    cok olmadı tanışalı. üç beş zaman felan.
    gerimde aysu, okul zamanlarim, kitaplarım, günlüklerim, ve bir yığın olay.
    şimdi benim güzel kızım, tamam güzelsin, hem öyle bir zarafetle güzelsin ki içim başıma vuruyor, sancilanacak kadar güzelsin. ama ben sana nasıl anlatayim kendimi. biraz artistik olcak ama vala kendime bile anlatabilmis değilim kendimi. ben sana nasıl anlatayim. öyle gülüp geçilecek bir kiz olsan şimdi kolundaydim ama degilsin, gavur, imansiz adamım size göre ama gene de vicdanim el vermez böyle bir şeye.

    gene de yıllar sonra bu kız ilk defa bir şeyler hissettirdi bana sevgili sözlük ahalisi.
    yani öyle içip içip atarli giderli laflar söylemeye benzemez bunlar, alır yere çalar yıllarca biriktirdigin; kini, öfkeyi, kibiri...
  • gün batarken ardından tepelerin
    amına koyayım bütün teletabilerin.
830 entry daha