şükela:  tümü | bugün
112900 entry daha
  • bir arkadaşımın eski sevgilisi ile görüşüyoruz. aktivite arkadaşlığı ediyoruz ve sohbet ediyoruz. hiç bir halt olmamasına rağmen feci geriliyorum, "ulan bir görünürsek nasıl açıklarım?" falan diyerek. halbuki aramızda o kadar bir şey yok ki, görülsek gelir onlar bize açıklama yapar.
  • en yakın kankalarımdan biri şok marketler'de çalışıyor. özellikle onun olduğu saatlere denk getiriyorum alış verişi. ben market'in içinde alış veriş yaparken her türlü taşak muhabbetini yapıyorum ona ve gıkını çıkaramıyor. ''naber lan x bey'' diyorum '' eli ile sus işareti yapıp marketin içinde mesaj atıyor bana; ''sussana yarraam'' (asdlfksdlkg). kasaya doğru gidip ürünleri ona veriyorum o da okutuyor haliyle. müdür'de yanında. kanki bozuntuya vermiyor. prosedür gereği bana ''faruk bey 25 tl üzeri alışverişlerde 2 litre yudum yağ 10 lira 90 kuruş ister misiniz? ben de gülerek; ''siktirgit lan'' diyorum. müdür şaşkın şaşkın bakıyor. ürünleri geçirdikten sonra kendimi sıkıp gülmekten gözlerimden yaşlar boşalıyor bana; ''ıkşım gilinci sini sikicim olim''. (asdfsdlfksdlf)

    aradan birkaç gün geçti. acıktık evdekilerle hadi peynirli çıtır börek yapalım dedik. malum baklavalık yufka lazım. saat 20.00'i biraz geçiyor. kankam yerine yanlış bir numarayı aramışım nasıl olmuşsa.

    - nerdesin lan?

    - evdeyim (nefes nefese kalmış, hatunun biri ile iş pişiriyor)

    - yarraam sen şok'ta değil misin?

    - na nasıl yani? (herifin seviştiği hatun diyor ''kapat şunu be salak'')

    - olum şok kaçta kapanıyor?

    - şo şok mu? va val valla bilmiyom ki (nefesler harala gürele. bu esnada ben olayın pompa olduğunu ve yabancı bir numarayı aradığımı anlamaya başladım)

    - kapat la kapat :))

    öyle bir güldüm ki böbreklerim götümden çıkacaktı. benim hatun dürtüyor iki de bir ''ne oldu allah aşkına söyle''. ''böyle böyle oldu''. ulan öyle bir güldük ki bizim bebelerde koşarak gülmeye başladılar anlamsız anlamsız. ben böyle birşey görmedim amına koyim :))
  • 2018, yeni yıl her şey güzel olacak dedik, güzel dilekler diledik ulan ikinci gününde hastanelik oldumasfhj
    şansımı acilen döndürmem lazım yoksa 4. günde ne olurum, bilmiyorum *
  • en son 2005 yılında entry girmiş bir yazarın attığım mesaja 3 saniye sonra cevap vermesi altıma sıçtırmıştır.
  • ulan tam yastiga kafami koydum,mudur aradi. tel elimdeydi,refleks olarak actim. “su maile bi baksana” dedi kapadi. bakamam uyuyorum dicektim firsat olmadi.

    bakmicam olm,ben is saatleri disinda sirket yansa dert etmiyorum umurumda mi lan?? tum gemiler batsin o maili okundu bile yapmam.

    diyemedim.

    ama iyi ki eksi itiraf var ki diyorum*
    uyuyorum mudur,mesai saatlerinde paslasiriz canisi. kips.

    kips da en cok kullandigi kelime adamin.
  • sanırım boku yedim. şu hayatta büyük konuşmamak lazımmış. geçen hafta işteyken arkadaşla aramızda geçen diyalog:

    arkadaş: ulan ayrılmayı mı bekliyordun bu nedir amk her hafta farklı hikayeyle geliyorsun?

    ben: ne var oğlum bunca zaman biz çektik acıyı, kimse sormadı niye çekiyorsun diye. iyi böyle bir orda bir burda sıkıntı yok.

    ark: yarın bir gün düzenli bir sevgilin olursa görürüm lan seni.

    ben: siktir lan sokarlar ilişkisine kafam rahat olmaz öyle şey.

    aradan bir hafta geçer. mesai sırasında derin bir oof çekildikten sonra arkadaş duyar ve hayırdır der. bendeki cevap:

    -“oğlum bir gülüşü var...”
    +”puahha sanırsın beşiktaş sahaya çıkıyor dimi? ne oldu amk atıp tutuyordun geçen hafta”
    -“lan dur yarraklara yan bastım galiba. ya iyice boku yerim ya da çok güzel bir şey olacak”

    nerden çıktın ablacım sen ya? hayır o kadar alakasız bir yerden o kadar saçma şekilde hem de. takılır geçeriz en fazla derken bir de normal muhabbetine denk geldim ki, otur saatlerce sohbet et hatunla. ne gereği vardı ya ne güzel oturuyorduk işte. durduk yere verdin başımıza işi şimdi. neyse ulan, korkanın çocuğu olmaz, ilerde ağzıma sıçılma ihtimaline rağmen bu güzelliği kaçırmıyorum. zaten ne demişler:

    “en güzel beşiktaş’ın çocukları sever”

    maça ne zaman gidiyoruz dedi ya, te allaam inadıma yapıyor.

    bu kimseyi ilgilendirmeyen entry de burada dursun. ilerde lazım olur.
  • 1) bu hayatta beni en çok mutsuz eden şey ders çalışmak olmasına rağmen ikinci yüksek lisansımı yapıyorum. hem de hiç alakam olmayan bir alanda.

    2) sorunlarla baş etme yöntemim “uyumak”. evet, simply “uyumak”. beynim ders çalışmayı “sorun” olarak gördüğü için öğrenciliğimin yüzde 90’ını uyuyarak geçirdim. orucu uykuya tutturmak gibi bir şey.

    3) yeşil zeytinden hiç haz etmem. ama 4-5 ayda bir yeşil zeytin aş eriyorum. kendi isteğinle ayrıldığın eski sevgilini stalklamak gibi bir şey.

    4) bir şeyden ne kadar şikayetçiysem, o şeyi hayatımdan o kadar çıkartamıyorum.

    5) şuan ders çalışmamak için bu entry’yi yazıyorum. birazdan da “aa saat kaç olmuş, uykum da geldi. bu saatten sonra çalışırsam bir şey anlamam, en iyisi alarm kurayım sabah erken kalkar çalışırım.” diyip uyurum. (kalkamadı)
  • güçlü görünmeye önem verdiğim için sıkıntılarımı en yakın arkadaşımdan bile saklıyorum, yalanı sevmesem de bu üzüntülerimi gizlemek için söylediğim palavranın haddi hesabı yok.
  • hangi keçi dürttüyse, sızmanın kıyısından hortlayıp, eski mail adreslerimi kurtarmaya soyundum.

    hesap kurtarma formları; güvenlik kodları; yetersiz veri girdiniz uyarısı; sonunda 13 yıllık, elfçeli, ergen adres; kurtarma hesabı olan adres; fuar işleri için alınan adres...

    gözümü 16 yaşımda açtım. breh breh, böyle rapunzel gibi dolaşıp " neden herkes bu kadar kısa? " diye sorguladığım zamanlar. sonra traktör sahibi firma yetkilisinin peşinde " bir tur be? " diye dolaştığım zamanlar. bir de, balıkesirli bir herif vardı, fuara süt şirketiyle gelmişti. boyu bacağım kadar, japon anime yaratığı gibi zıplayıp duruyordu önüme.

    önceden hesap belli bir süre aktif olmayınca külliyen kayboluyor diye biliyordum. nasıl bir mağara insanıysam, keçilerim dürttü de farkettim mevzunun öyle olmadığını.

    bir de içindekileri silmeseymiş iyiymiş. çok fantastikli görsellerle doluydu kurtarma hesabı.

    keçilerim bile benden daha iyi teknoloji takipçisi. arada diyorum, vücudun kontrolünü onlara mı bıraksam?
14524 entry daha